Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık

Velayet Davasında Karşı Tarafın Uyuşturucu Kullanması Etkili Olur mu?


Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık
Hukuki Danışmanlık Almak İster Misiniz?

Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.

WhatsApp ile Danışın
Velayet Davasında Karşı Tarafın Uyuşturucu Kullanması Etkili Olur mu?

Velayet Davasında Karşı Tarafın Uyuşturucu Kullanması Etkili Olur mu?
 

Bandırma, Edincik ve Mudanya bölgesinde aile hukuku ve çocuğun korunması konularında hukuki destek arayan kişiler için velayetin değiştirilmesi, velayetin kaldırılması ve çocuğun korunmasına yönelik önlemlerin alınması süreçlerinde vekillik ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktayız.
 

Boşanmış ya da ayrı yaşayan ebeveynlerden birinin uyuşturucu madde kullandığını öğrenmek, diğer ebeveyn için çoğu zaman derin bir endişe kaynağıdır. Bu durumda akla gelen ilk soru, çocuğun velayetinin değiştirilip değiştirilemeyeceğidir. Türk Medeni Kanunu velayet konusunda tek ölçüt tanır ve o da çocuğun üstün yararıdır. Ebeveynin madde kullanımı bu değerlendirmede kendiliğinden sonuç doğuran bir etiket değil, çocuğun yararı bakımından incelenen bir olgudur. Ancak somut olarak çocuğun bakımını ve güvenliğini etkilediği ortaya konulduğunda son derece ağırlıklı bir unsur haline gelir. Kanun bu alanda mahkemeye geniş bir takdir yetkisi tanımış, ancak bu yetkiyi tek bir amaca bağlamıştır. Değerlendirmenin merkezinde ebeveynlerin birbirine karşı iddiaları değil, çocuğun içinde bulunduğu somut durum yer alır. Bu nedenle aynı olgu, farklı yaştaki ve farklı koşullardaki çocuklar bakımından farklı sonuçlara ulaşabilir.
 

VELAYET NEYE GÖRE BELİRLENİR?
Velayet, ebeveynin bir hakkı olmaktan önce çocuğa karşı bir yükümlülüktür. Mahkeme velayeti belirlerken ebeveynlerin talebini değil, çocuğun üstün yararını esas alır. Bu değerlendirmede çocuğun yaşı, sağlık durumu, eğitim ihtiyaçları, alıştığı yaşam düzeni, ebeveynlerin çocukla kurduğu ilişki ve çocuğa fiilen bakabilme imkanları birlikte gözetilir. Ebeveynin ekonomik durumu tek başına belirleyici değildir. Aynı şekilde ebeveynin kişisel yaşam tercihleri de, çocuğun bakımına ve gelişimine somut bir olumsuz etkisi gösterilmedikçe tek başına sonuç doğurmaz. Mahkeme bu değerlendirmeyi uzman raporları, sosyal inceleme raporu ve dosyadaki delillerle birlikte yapar.
 

DURUM DEĞİŞİRSE VELAYET YENİDEN DÜZENLENEBİLİR Mİ?
Velayete ilişkin karar, kesin ve değişmez bir karar değildir. Türk Medeni Kanunu'nun 183. maddesi bu konuda açıktır. Bu maddeye göre ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması halinde hakim, kendiliğinden veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır. Maddede sayılan haller örnek niteliğindedir ve sınırlı değildir. Velayet kendisine bırakılan ebeveynin durumunda, çocuğun yararını etkileyecek nitelikte esaslı bir değişiklik meydana gelmişse, velayetin yeniden düzenlenmesi istenebilir. Bir ebeveynin madde bağımlılığı geliştirmesi ve bunun çocuğun bakımını etkilemesi, bu kapsamda değerlendirilebilecek bir olgudur.
 

VELAYET HANGİ DURUMDA KALDIRILIR?
Velayetin kaldırılması, çocuğun korunmasına ilişkin önlemler arasında en ağır olanıdır ve son çare niteliğindedir. Türk Medeni Kanunu'nun 348. maddesine göre hakim, çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa velayetin kaldırılmasına karar verir. Maddede iki hal sayılmıştır. Birincisi, ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesidir. İkincisi ise ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklamasıdır. Madde bağımlılığının velayet görevinin gereği gibi yerine getirilmesini engellediği ortaya konulduğunda, bu haller kapsamında değerlendirme yapılabilir. Velayet her iki ebeveynden de kaldırılırsa çocuğa bir vasi atanır.
 

VELAYETİ KALDIRMADAN DAHA HAFİF ÖNLEMLER VAR MIDIR?
Vardır ve kanun bunları önceler. Velayetin kaldırılması ancak diğer önlemlerin yetersiz kaldığı ya da yetersiz kalacağının önceden anlaşıldığı durumlarda gündeme gelir. Bundan önce hakim, çocuğun korunması için duruma uygun başka önlemler alabilir. Kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde kurulması veya belirli koşullara bağlanması bu önlemler arasındadır. Amaç, çocuğu korurken ebeveyn ile çocuk arasındaki bağı gereksiz yere koparmamaktır. Hangi önlemin uygulanacağı, riskin niteliğine ve ağırlığına göre belirlenir. Bu kademeli yapı, mahkemenin en hafif etkili önlemi tercih etmesini sağlar.
 

İDDİA NASIL İSPATLANIR?
Bu davalarda en kritik nokta ispattır. Bir ebeveynin madde kullandığı yolundaki iddia, soyut beyanla veya duyuma dayanarak ileri sürüldüğünde sonuç doğurmaz. Mahkeme somut ve hukuka uygun delil arar. Devam eden veya sonuçlanmış bir ceza soruşturması, denetimli serbestlik kayıtları, sağlık kurumu kayıtları ve sosyal inceleme raporu bu kapsamda değerlendirilebilecek unsurlardır. Bunun yanında asıl gösterilmesi gereken, madde kullanımının çocuğun bakımını, güvenliğini veya gelişimini fiilen etkilediğidir. Delillerin hukuka uygun yollardan elde edilmiş olması da zorunludur, aksi halde mahkemece dikkate alınmaz. Asılsız çıkan ağır isnatların, isnatta bulunan ebeveyn aleyhine değerlendirilebileceği de gözden kaçırılmamalıdır.
 

VELAYET KALDIRILDIKTAN SONRA GERİ ALINABİLİR Mİ?
Alınabilir. Türk Medeni Kanunu'nun 351. maddesi bu konuda açıktır. Maddeye göre durumun değişmesi halinde, çocuğun korunmasına ilişkin önlemlerin yeni koşullara uydurulması gerekir. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre velayetin kaldırılmasını gerektiren sebep ortadan kalkmışsa hakim, kendiliğinden ya da ana veya babanın istemi üzerine velayeti geri verir. Bu hüküm, velayete ilişkin kararların kalıcı bir cezalandırma değil, çocuğun o anki yararını koruma amacı taşıdığını gösterir. Bağımlılık nedeniyle velayeti kaldırılan bir ebeveyn tedavi sürecini tamamlar ve velayet görevini gereği gibi yerine getirebilecek duruma gelirse, velayetin kendisine geri verilmesini isteyebilir. Aynı mantık ters yönde de işler. Velayet kendisine bırakılan ebeveynin durumu sonradan bozulursa, önlemlerin yeni koşullara uydurulması gündeme gelir. Bu esneklik, çocuğun üstün yararı ölçütünün doğal sonucudur.
 

Bir ebeveynin madde kullanımı, velayet dosyalarında kendiliğinden sonuç doğuran bir başlık değildir, ancak çocuğun bakımına ve güvenliğine etkisi ortaya konulduğunda mahkemenin en fazla ağırlık verdiği olgulardan biri haline gelir. Kanun bu durumda velayetin kaldırılmasından daha hafif önlemleri de mümkün kılar. İddianın hukuka uygun delillerle ve çocuğun yararı ekseninde ortaya konulması gerektiğinden, aile hukuku alanında deneyimli bir avukattan destek almak yerinde olur.

31.07.2026 46 Av. Can KİLERCİOĞLU
Whatsapp İletişim