Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.
Belirli ve Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi Arasındaki Fark Nedir?
Balıkesir, Bandırma ve Manyas'ta iş sözleşmesi imzalayan işçiler ve işverenler, sözleşmenin belirli mi yoksa belirsiz süreli mi olduğunun haklarını nasıl etkilediğini merak eder. İş sözleşmesinin türü, tarafların hak ve yükümlülüklerini doğrudan belirler. Bu yazıda iş sözleşmesi türlerinin neler olduğu, belirli süreli sözleşmenin şartları ve iki tür arasındaki farklar ele alınmaktadır.
İŞ SÖZLEŞMESİ TÜRLERİ NELERDİR?
İş sözleşmeleri, süre bakımından belirli ve belirsiz süreli olmak üzere ikiye ayrılır. İş Kanunu'nun 11. maddesi bu ayrımı düzenler. Buna göre, iş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı hallerde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Yani kural olan, belirsiz süreli iş sözleşmesidir. Belirli süreli iş sözleşmesi ise istisnai bir türdür ve ancak belirli koşulların varlığında kurulabilir. Belirsiz süreli sözleşmede, iş ilişkisinin ne zaman sona ereceği baştan belirlenmemiştir ve ilişki süreklilik taşır. Belirli süreli sözleşmede ise iş ilişkisi, belirli bir sürenin sonunda ya da belirli bir işin tamamlanmasıyla sona erer. Bu ayrım yalnızca sözleşmenin adlandırılmasıyla ilgili değildir. Sözleşmenin türü, işçinin sahip olduğu hakları ve iş güvencesini doğrudan etkiler. Bu nedenle bir iş sözleşmesinin hangi türe girdiğinin doğru belirlenmesi önemlidir. Tarafların sözleşmeye verdiği isim tek başına belirleyici değildir. Sözleşmenin gerçek niteliği, kanundaki koşullara göre değerlendirilir. Bu değerlendirme, tarafların hak ve yükümlülüklerinin kapsamını ortaya koyar.
BELİRLİ SÜRELİ SÖZLEŞME NE ZAMAN YAPILABİLİR?
Belirli süreli iş sözleşmesi her işte ve her koşulda yapılamaz. İş Kanunu'nun 11. maddesine göre, belirli süreli sözleşme ancak belirli süreli işlerde, belli bir işin tamamlanması ya da belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak kurulabilir. Ayrıca bu sözleşmenin yazılı olarak yapılması gerekir. Objektif koşul şartı, bu sözleşme türünün kötüye kullanılmasını önlemeye yöneliktir. Çünkü aksi halde işverenler, işçileri sürekli belirli süreli sözleşmelerle çalıştırarak onları iş güvencesinden ve bazı haklardan yoksun bırakabilir. Örneğin mevsimlik bir iş, belirli bir projeye bağlı bir çalışma ya da geçici olarak artan iş yükü için belirli süreli sözleşme yapılabilir. Buna karşılık, süreklilik taşıyan ve objektif bir gerekçesi bulunmayan bir iş için belirli süreli sözleşme yapılması, kanuna uygun kabul edilmez. Bu durumda sözleşme, adı belirli süreli olsa bile belirsiz süreli sayılabilir. Bu nedenle belirli süreli sözleşme yapılırken, sözleşmenin dayandığı objektif koşulun gerçekten var olması ve sözleşmede açıkça ortaya konması gerekir. Aksi halde sözleşmenin niteliği değişebilir.
ZİNCİRLEME SÖZLEŞME YASAĞI NEDİR?
Belirli süreli iş sözleşmesinin en önemli sınırlarından biri, zincirleme sözleşme yasağıdır. İş Kanunu'nun 11. maddesine göre, belirli süreli iş sözleşmesi esaslı bir neden olmadıkça birden fazla üst üste, yani zincirleme olarak yapılamaz. Bu kurala aykırı davranılması halinde, iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Bu düzenlemenin amacı, işçinin sürekli yenilenen belirli süreli sözleşmelerle güvencesiz biçimde çalıştırılmasını önlemektir. Çünkü aynı iş için sözleşmenin defalarca yenilenmesi, aslında iş ilişkisinin sürekli olduğunu gösterir. Ancak esaslı bir nedenin varlığı halinde, zincirleme sözleşmeler yapılabilir ve bu sözleşmeler belirli süreli olma özelliğini korur. Örneğin her yıl tekrarlanan ancak niteliği gereği belirli süreli olan işlerde, esaslı nedene dayanan yenilemeler mümkün olabilir. Esaslı nedenin bulunup bulunmadığı, işin niteliğine ve somut koşullara göre değerlendirilir. Bu yasak, belirli süreli sözleşmenin kötüye kullanılmasına karşı işçiyi koruyan önemli bir güvencedir. Bu nedenle art arda yapılan belirli süreli sözleşmelerde, her yenilemenin gerçek bir gerekçeye dayanması gerekir. Aksi halde sözleşme belirsiz süreli hale gelir.
İKİ TÜR ARASINDAKİ HAK FARKLARI NELERDİR?
SÖZLEŞME TÜRÜ İŞ GÜVENCESİNİ NASIL ETKİLER?
İş sözleşmesinin türü, işçinin iş güvencesinden yararlanıp yararlanamayacağını doğrudan etkiler. İş güvencesi, belirli koşulları taşıyan işçilerin haksız feshe karşı korunmasını ve işe iade davası açabilmesini sağlayan bir düzenlemedir. Bu korumadan yararlanmanın koşullarından biri de sözleşmenin niteliğiyle ilgilidir. Belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan ve diğer koşulları da taşıyan işçiler, işten haksız yere çıkarıldıklarında işe iade talebinde bulunabilir. Belirli süreli sözleşmede ise durum farklıdır, çünkü bu sözleşme kural olarak sürenin sonunda kendiliğinden sona erer. Bu nedenle belirli süreli sözleşmeyle çalışan işçinin iş güvencesi bakımından konumu, belirsiz süreli sözleşmeyle çalışandan farklı değerlendirilir. İşte bu noktada, sözleşmenin gerçek niteliğinin doğru belirlenmesi büyük önem kazanır. Bir işçi, adı belirli süreli olan ancak aslında objektif koşulları taşımayan bir sözleşmeyle çalıştırılıyorsa, bu sözleşme belirsiz süreli sayılabilir ve işçi iş güvencesinden yararlanabilir. Bu nedenle işverenlerin belirli süreli sözleşmeyi, işçiyi iş güvencesinden yoksun bırakmak amacıyla kullanması kanuna uygun kabul edilmez. Sözleşmenin türü, yalnızca sona erme biçimini değil, işçinin haksız feshe karşı sahip olduğu korumayı da belirler. Bu nedenle bir iş ilişkisinde, sözleşmenin gerçek niteliğinin somut koşullara göre değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirme, işçinin en temel haklarından birini doğrudan etkiler.
İş sözleşmesinin belirli ya da belirsiz süreli olması, işçinin haklarını çeşitli yönlerden etkiler. En önemli fark, iş güvencesi ve feshe ilişkin hükümlerde ortaya çıkar. Belirsiz süreli sözleşmeyle çalışan ve belirli koşulları taşıyan işçiler, iş güvencesi hükümlerinden yararlanır ve haksız feshe karşı işe iade davası açabilir. Belirli süreli sözleşmede ise sözleşme kural olarak sürenin sonunda kendiliğinden sona erdiği için, bu durum farklı sonuçlar doğurur. Bunun yanında, belirsiz süreli sözleşmenin feshinde bildirim sürelerine uyulması ve ihbar tazminatı gibi hususlar gündeme gelirken, belirli süreli sözleşmede sözleşmenin süresinden önce haksız sona erdirilmesi ayrı sonuçlara bağlanır. Kıdem tazminatı bakımından da her iki sözleşme türünün kendine özgü değerlendirmeleri vardır. Bu farklar, işçinin iş ilişkisi boyunca ve sona ermesinde sahip olacağı hakları doğrudan belirler. Bu nedenle bir işçinin hangi tür sözleşmeyle çalıştığı, haklarının kapsamını anlaması bakımından önemlidir. Sözleşmenin gerçek niteliğinin, adına değil kanundaki koşullara göre belirlendiği unutulmamalıdır. Bu değerlendirme, olası bir uyuşmazlıkta tarafların konumunu belirler.