Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.
Tescilsiz Marka Kullanmak Hak Sahibi Kılar mı?
Biga, Çanakkale ve Bandırma bölgesinde marka hukuku ve sınai mülkiyet uyuşmazlıkları konularında hukuki destek arayan kişiler için tescilsiz marka kullanımı, öncelik hakkı ve marka başvurusu süreçlerinde vekillik ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktayız.
Bir markayı uzun süredir kullanan ancak tescil ettirmeyen işletmeler, bu kullanımın kendilerine bir hak sağlayıp sağlamadığını sık sorar. Marka hukukunda korumanın temeli tescildir, ancak tescilsiz kullanımın da sınırlı bazı sonuçları bulunur. Bu ayrımın bilinmesi, markasını tescil ettirmemiş bir işletmenin hukuki durumunu doğru değerlendirmesini sağlar.
MARKA KORUMASININ TEMELİ NEDİR?
Marka hukukunda korumanın temeli kural olarak tescildir. Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7. maddesine göre bu kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir ve marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Bu düzenleme, markasını tescil ettiren kişiye güçlü ve münhasır bir koruma tanır. Tescilli marka sahibi, markasıyla aynı ya da karıştırılma ihtimali bulunacak kadar benzer işaretlerin izinsiz kullanılmasını önleyebilir. Buna karşılık tescilsiz kullanım, bu münhasır korumadan yararlanmaz. Yani bir markayı yalnızca kullanmak, tescilin sağladığı geniş korumayı kendiliğinden sağlamaz. Bu nedenle marka hukukunda tescil, korumanın esas kaynağıdır. Tescilsiz kullanımın sonuçları ise daha sınırlıdır.
TESCİLSİZ KULLANIM HİÇBİR HAK SAĞLAMAZ MI?
Tescilsiz kullanım da belirli bir sonuç doğurabilir. Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6. maddesinin üçüncü fıkrası bu konuyu düzenler. Maddeye göre, başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine marka başvurusu reddedilir. Yani bir işareti daha önce fiilen kullanarak üzerinde bir hak elde eden kişi, aynı işareti sonradan tescil ettirmek isteyen bir başkasının başvurusuna itiraz edebilir. Bu, tescilsiz kullanımın tümüyle sonuçsuz olmadığını gösterir. Ancak bu hak, önceki ve gerçek kullanımın ortaya konulmasına bağlıdır. Kullanımın varlığı ve kapsamı ispatlanmalıdır. Bu nedenle tescilsiz kullanım, sınırlı bir öncelik imkanı sağlayabilir.
ÖNCEKİ KULLANIM NASIL SONUÇ DOĞURUR?
Önceki kullanıma dayalı hak, belirli koşulların varlığına bağlıdır. İşareti önceden kullanan kişinin bu kullanımı, ticaret sırasında ve markasal biçimde gerçekleşmiş olmalıdır. Ayrıca bu kullanımın belirli bir yaygınlık ve süreklilik taşıması, üzerinde bir hak doğduğunun kabulü bakımından önem taşır. Böyle bir hak varsa, işaret sahibi sonradan yapılan bir marka başvurusuna itiraz ederek onun tescilini engelleyebilir. Ancak bu durumun ispatı çoğu zaman kolay değildir. Kullanımın ne zaman başladığı, hangi mal ve hizmetlerde ve hangi kapsamda sürdürüldüğü belgelerle ortaya konulmalıdır. Faturalar, tanıtım materyalleri ve ticari kayıtlar bu ispatta esas alınabilir. Bu nedenle önceki kullanıma dayanmak isteyen kişinin, kullanımını gösteren delilleri düzenli biçimde saklaması önem taşır.
TESCİLSİZ KULLANIM BAŞKA HÜKÜMLERLE KORUNUR MU?
Tescilsiz bir işaretin korunması, yalnızca marka hukuku ile sınırlı değildir. Bir işaretin izinsiz ve iltibas yaratacak biçimde kullanılması, koşulları varsa haksız rekabete ilişkin genel hükümler kapsamında da değerlendirilebilir. Ticari hayatta dürüstlük kurallarına aykırı biçimde bir başkasının işaretinden yararlanmak, haksız rekabet oluşturabilir. Bu nedenle markasını tescil ettirmemiş bir işletme, bazı hallerde haksız rekabet hükümlerine dayanarak da korunma imkanı bulabilir. Ancak bu koruma da tescilin sağladığı münhasır ve güçlü korumanın yerini tutmaz. Haksız rekabete dayanan korumanın kapsamı ve ispatı, marka tesciline göre daha zor ve sınırlıdır. Bu nedenle tescilsiz kullanıma güvenmek, markanın korunması bakımından güvenli bir yol sayılmaz. En güvenli koruma, markanın tescil ettirilmesiyle sağlanır.
NEDEN TESCİL ETTİRMEK GEREKİR?
Tescilsiz kullanımın sınırlı sonuçları bulunsa da, markanın gerçek ve güvenli korumaya kavuşması ancak tescil ile mümkündür. Tescil, marka sahibine münhasır bir hak tanır ve bu hakkın üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesini kolaylaştırır. Tescilsiz kullanımda ise her hakkın ayrıca ve zorlukla ispatlanması gerekir. Ayrıca bir işareti tescil ettirmeyen işletme, aynı işaretin bir başkası tarafından tescil ettirilmesi riskiyle karşılaşabilir. Bu durumda önceki kullanımını ispatlayamazsa, kendi kullandığı işaret üzerinde dahi sorun yaşayabilir. Bu nedenle bir markayı fiilen kullanmaya başlayan işletmenin, en kısa sürede tescil başvurusunda bulunması yerinde olur. Tescil, hem korumayı güvence altına alır hem de sonradan doğabilecek uyuşmazlıkların önüne geçer. Bu yönüyle tescil, markaya yapılan bir yatırımdır.
TANINMIŞ MARKALAR TESCİLSİZ DE KORUNUR MU?
Tescilsiz markalara ilişkin genel kuralın önemli bir istisnası, tanınmış markalardır. Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, Paris Sözleşmesi anlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. Bu düzenleme, belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaşmış markaların, o ülkede tescilli olmasalar dahi belirli bir koruma görebileceğini gösterir. Yani bir marka uluslararası anlamda tanınmış hale gelmişse, bu tanınmışlık kendisine tescilsiz de bir koruma sağlayabilir. Ancak bu koruma, markanın gerçekten tanınmış sayılmasına bağlıdır ve bu durumun ispatı gerekir. Tanınmışlık, markanın bilinirlik düzeyi, kullanım yaygınlığı ve tüketici nezdindeki yeri gibi unsurlarla değerlendirilir. Bu istisna dışında, sıradan bir markanın yalnızca kullanılmakla tescilli marka gibi korunmayacağı unutulmamalıdır. Bu nedenle tanınmışlık düzeyine ulaşmamış markalar bakımından tescil, yine de en güvenli koruma yoludur. Tanınmışlığın ispatı ise ayrı ve teknik bir değerlendirme gerektirir.
Bir markayı tescil ettirmeden kullanmak, güçlü ve münhasır korumayı kendiliğinden sağlamaz. Tescilsiz kullanım yalnızca sınırlı bir öncelik imkanı doğurabilir ve koşulları varsa haksız rekabet hükümlerinden yararlanılabilir. Ancak her iki halde de hakların ispatı zordur ve koruma sınırlıdır. En güvenli koruma tescil ile sağlandığından, markasını kullanan işletmelerin marka başvurusu konusunda fikri ve sınai mülkiyet hukuku alanında deneyimli bir avukattan destek alması yerinde olur.
2.09.2026 9 Av. Can KİLERCİOĞLU