Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık

Taşınmazıma Komşum Tecavüz Etti, Elatmanın Önlenmesi Davası Nedir?


Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık
Hukuki Danışmanlık Almak İster Misiniz?

Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.

WhatsApp ile Danışın
Taşınmazıma Komşum Tecavüz Etti, Elatmanın Önlenmesi Davası Nedir?

Taşınmazıma Komşum Tecavüz Etti, Elatmanın Önlenmesi Davası Nedir?
 

Balıkesir, Manyas ve Bandırma'da taşınmazına komşusunun ya da bir başkasının haksız biçimde el attığını gören mülk sahipleri, bu duruma nasıl son verileceğini merak eder. Mülkiyet hakkı, sahibine taşınmazı üzerinde geniş yetkiler tanır ve haksız müdahalelere karşı da koruma sağlar. Bu yazıda elatmanın önlenmesi davasının ne olduğu, kimin kime karşı açabileceği ve sonuçları ele alınmaktadır.
 

ELATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI NE ZAMAN AÇILIR?
Elatmanın önlenmesi davası, taşınmazına haksız biçimde müdahale edilen malikin başvurabileceği bir yoldur. Bu davaya müdahalenin men'i davası da denir. Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesine göre bir şeye malik olan kimse, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Aynı madde, malikin her türlü haksız elatmanın önlenmesini dava edebileceğini açıkça düzenler. Komşunun taşınmaza tecavüz etmesi, izinsiz bir yapı yapması, sınırı geçmesi ya da taşınmazı bir şekilde işgal etmesi bu davanın konusu olabilir. Dava, sürmekte olan ya da tekrarlanma tehlikesi bulunan müdahalelerin durdurulmasını amaçlar. Müdahalenin haksız olması yeterlidir, ayrıca zarar doğmuş olması şart değildir. Bu nedenle malik, taşınmazına yönelen haksız her türlü elatmaya karşı bu davayı açabilir.
 

İSTİHKAK DAVASINDAN FARKI NEDİR?
Mülkiyet hakkının korunmasında iki temel dava bulunur ve bunlar zaman zaman karıştırılır. Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesi, hem istihkak davasını hem de elatmanın önlenmesi davasını düzenler. İstihkak davası, malı haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı malın geri alınması için açılır. Yani burada taşınır ya da taşınmaz, malikin elinden çıkmış ve başkasının zilyetliğine geçmiştir. Elatmanın önlenmesi davasında ise mal genellikle malikin elindedir, ancak bir başkası bu mülkiyeti kullanmaya haksız biçimde müdahale etmektedir. Örneğin komşunun sınırı aşarak inşaat yapması, taşınmaz malikin elinde olsa da mülkiyete yönelen bir müdahaledir. Bu nedenle malın kimin elinde bulunduğu, hangi davanın açılacağını belirler. İki dava da mülkiyeti korumaya hizmet eder, ancak farklı durumlara uygulanır.
 

DAVA İLE BİRLİKTE TAZMİNAT İSTENEBİLİR Mİ?
Elatmanın önlenmesi davasının temel amacı, haksız müdahalenin durdurulmasıdır. Ancak haksız elatma nedeniyle malik bir zarara da uğramış olabilir. Örneğin taşınmazın haksız işgali süresince malik, taşınmazından yararlanamamış olabilir. Bu durumda malik, elatmanın önlenmesi talebiyle birlikte uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir. Haksız işgal nedeniyle istenen bu bedele uygulamada ecrimisil, yani haksız işgal tazminatı denir. Bu talep, müdahalenin durdurulmasından ayrı bir haktır ve genel sorumluluk kurallarına dayanır. Malik, hem müdahalenin son bulmasını hem de geçmişe yönelik zararının karşılanmasını aynı süreçte talep edebilir. Böylece hem taşınmaza yönelen tecavüz sona erdirilir hem de doğan zarar giderilmiş olur. Talep edilecek tazminatın kapsamı, işgalin süresine ve taşınmazın niteliğine göre değişir.
 

DAVAYI KİM, KİME KARŞI AÇAR?
Elatmanın önlenmesi davasını, mülkiyet hakkı zarar gören taşınmaz maliki açar. Taşınmaz birden fazla kişiye ait, yani paylı ya da elbirliği mülkiyetine tabiyse, dava açma konusunda özel kurallar gündeme gelebilir. Paydaşlardan her biri, taşınmazın tamamına yönelen haksız müdahaleye karşı dava açabilir. Dava, taşınmaza haksız biçimde el atan kişiye karşı yöneltilir. Bu kişi çoğu zaman komşu olsa da, taşınmaza tecavüz eden herhangi bir üçüncü kişi de davalı olabilir. Davanın açılacağı yer, kural olarak taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Davada malikin, taşınmazın kendisine ait olduğunu ve karşı tarafın müdahalesinin haksız olduğunu ortaya koyması gerekir. Tapu kaydı, mülkiyeti ispat bakımından önemli bir dayanaktır. Bu nedenle davaya hazırlık aşamasında taşınmaza ilişkin belgelerin toplanması yerinde olur.
 

DAVADAN ÖNCE İHTARNAME GÖNDERMEK ZORUNLU MU?
Elatmanın önlenmesi davasına başvurmadan önce, karşı tarafa ihtarname gönderilmesinin zorunlu olup olmadığı sıkça merak edilir. Kural olarak, taşınmaza yönelen haksız müdahalenin durdurulması için dava açmadan önce ihtarname gönderme zorunluluğu yoktur. Malik, mülkiyet hakkına yönelen haksız elatmaya karşı doğrudan dava açabilir. Bununla birlikte, dava öncesinde karşı tarafa yazılı bir uyarı yapılması uygulamada yararlı olabilir. İhtarname, karşı tarafın müdahaleye son vermesi için bir fırsat tanır ve uyuşmazlığın dava açılmadan çözülmesine imkan sağlayabilir. Ayrıca ihtarname, karşı tarafın müdahalesinin haksızlığından haberdar edildiğini de ortaya koyar. Bu durum, özellikle haksız işgal nedeniyle istenecek tazminat bakımından önem taşıyabilir. Çünkü karşı tarafın kötü niyetli olup olmadığı, tazminatın kapsamını etkileyebilir. Malik, müdahalenin sürdüğü her dönem için haklarını ileri sürebilir. Haksız elatma devam ettiği sürece, dava açma imkanı da varlığını korur. Yani müdahale sürüyorsa, aradan zaman geçmiş olması malikin dava hakkını ortadan kaldırmaz. Bu yönüyle mülkiyet hakkına dayanan bu dava, sağladığı korumanın sürekliliği bakımından güçlüdür. Davanın açılmasından önce taşınmaza ilişkin tapu kaydı, keşif ve bilirkişi incelemesine esas olabilecek belgelerin hazırlanması, sürecin sağlıklı yürümesine katkı sağlar. İhtarname zorunlu olmasa da, uyuşmazlığı barışçıl yoldan çözme imkanı sunması bakımından değerlendirilebilir. Sonuç olarak malik, hem dava öncesi uyarı hem de doğrudan dava seçenekleri arasında olayın koşullarına göre tercih yapabilir. Bu tercih, uyuşmazlığın niteliğine ve karşı tarafın tutumuna göre şekillenir.
 

Elatmanın önlenmesi davası, mülkiyet hakkına yönelen haksız müdahaleleri durdurmanın temel yoludur. Malik, bu davayla hem tecavüzün son bulmasını hem de doğan zararının giderilmesini isteyebilir. Davanın istihkak davasından farkı, malın kimin elinde bulunduğuna göre belirlenir. Müdahalenin sürüp sürmediği, malın kimin elinde bulunduğu ve doğan zararın niteliği, izlenecek yolu belirleyen başlıca unsurlardır. Bu unsurların baştan doğru saptanması, sürecin sağlıklı yürümesini sağlar. Mülkiyet hakkına dayanan bu korumanın sürekliliği, malike önemli bir güvence sağlar ve haksız müdahalenin sürdüğü her dönem için dava imkanını canlı tutar. Somut bir uyuşmazlıkta hangi davanın açılacağı ve nelerin talep edileceği, olayın kendi koşullarına göre değerlendirilmelidir.

7.09.2026 18 Av. Can KİLERCİOĞLU
Whatsapp İletişim