Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.
Tarım Arazisinde Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şüyu) Davasında Arazi Aynen Bölünebilir mi?
Bandırma, Gönen ve Manyas bölgesinde tarım arazisi ve ortaklığın giderilmesi konularında hukuki destek arayan kişiler için izale-i şüyu davaları, paydaşlar arasındaki uyuşmazlıkların çözümü ve tarımsal taşınmazların paylaşımı süreçlerinde vekillik ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktayız.
Bir tarlaya birden fazla kişinin ortak malik olması, uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlık konularından biridir. Miras yoluyla ya da başka bir yolla aynı araziye hissedar olan kişiler ortaklığı sona erdirmek istediğinde, çoğu zaman aynı soruyla karşılaşır: Bu tarla ikiye bölünüp herkes kendi payını ayrı olarak alabilir mi, yoksa satılmak zorunda mıdır? Tarım arazileri bakımından bu sorunun cevabı yalnızca Türk Medeni Kanunu'na değil, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı
Kanunu'na da bağlıdır.
Ortaklığın Giderilmesi Davası Nedir?
Ortaklığın giderilmesi, halk arasında bilinen adıyla izale-i şüyu davası, paylı ya da elbirliği mülkiyetine konu bir mal üzerindeki ortaklığı sona erdiren ve malın tek kişinin mülkiyetine geçmesini sağlayan bir dava türüdür. Paydaşlar aralarında anlaşarak ortaklığı sona erdiremezlerse, paydaşlardan biri diğerlerine karşı bu davayı açabilir. Dava iki şekilde sonuçlanabilir. Bunlardan ilki malın fiilen bölünerek paydaşlara dağıtılması anlamına gelen aynen taksim, ikincisi ise malın açık artırmayla satılarak bedelinin paylara göre dağıtılmasıdır.
Tarım Arazisi Neden Serbestçe Bölünemez?
Sıradan bir taşınmazda paydaşlar teknik olarak mümkünse aynen taksimi tercih edebilir. Ancak tarım arazilerinde durum farklıdır. 5403 sayılı Kanun, tarım topraklarının küçük parçalara bölünerek verimsiz hale gelmesini önlemek amacıyla asgari tarımsal arazi büyüklüğü belirlemiştir. Bu büyüklük mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarım yapılan arazilerde 0,3 hektardır. Bu ölçünün altına düşecek biçimde bir tarım arazisi ifraz edilemez, hisselendirilemez ve küçük parsellere ayrılamaz. Bu sınırın altındaki araziler bölünemez eşya niteliği taşır.
Tarlanın Aynen Taksimi Hangi Durumda Mümkündür?
Bir tarım arazisinde aynen taksime karar verilebilmesi için, hem arazinin kendisinin hem de paylaşımdan sonra her paya düşecek parçanın kanunda belirlenen asgari büyüklüğün altına inmemesi gerekir. Örneğin mutlak tarım arazisi niteliğindeki 20 dekarın üzerindeki bir tarla, bölünme sonucunda oluşacak parçalar da bu sınırın altına düşmeyecekse ve imar mevzuatı yönünden bölünmeye elverişliyse aynen taksim edilebilir. Buna karşılık paydaş sayısı arttıkça ve arazi küçüldükçe aynen taksim çoğu olayda mümkün olmaktan çıkar.
Aynen Bölünemeyen Tarla Ne Olur?
Arazi, kanunun aradığı büyüklüğün altına düşmeden bölünemiyorsa mahkeme aynen taksime karar veremez. Bu durumda ortaklık, taşınmazın icra müdürlüğü aracılığıyla açık artırmayla satılması ve satıştan elde edilen bedelin paydaşlara payları oranında dağıtılması yoluyla giderilir. Uygulamada özellikle küçük yüzölçümlü tarlalarda satış yöntemi öne çıkmaktadır.
Mahkeme Bölünme İmkânını Nasıl Belirler?
Mahkeme, tarlanın bölünüp bölünemeyeceğini kendiliğinden varsaymaz. Taşınmazın niteliği, yüzölçümü ve tarım arazisi vasfı araştırılır. Bunun için ilgili il veya ilçe tarım müdürlüğünden görüş alınır ve bilirkişi incelemesi yaptırılır. Arazinin 5403 sayılı Kanun kapsamında aynen bölünmeye elverişli olup olmadığı bu incelemelerle ortaya konur. Bu husus kamu düzenine ilişkin olduğundan, taraflar talep etmese bile mahkemenin resen dikkate alması gerekir.
Tarım arazisinde ortaklığın giderilmesi, arazinin niteliği ve yüzölçümü belirlenmeden sonucu önceden kestirilemeyen bir süreçtir. Aynı büyüklükteki iki tarla, arazi sınıfı ve konumu farklı olduğu için farklı sonuçlar doğurabilir. Hakların korunması ve sürecin doğru yürütülmesi için, somut durumunuzu bir avukatla değerlendirmeniz yerinde olacaktır.