Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinde Bakım Alacaklısının Hakları Ve Kanuni İpotek Güvencesi Nedir?


Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık
Hukuki Danışmanlık Almak İster Misiniz?

Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.

WhatsApp ile Danışın
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinde Bakım Alacaklısının Hakları Ve Kanuni İpotek Güvencesi Nedir?

ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİNDE BAKIM ALACAKLISININ HAKLARI VE KANUNİ İPOTEK GÜVENCESİ NEDİR?
 

Gönen, Bandırma ve Balıkesir bölgesinde ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım alacaklısının hakları ve kanuni ipotek güvencesi konusunda hukuki destek arayan kişiler için Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık olarak, bakım alacaklısının haklarının korunması, kanuni ipoteğin kurulması ve terkini, sözleşmeden kaynaklanan tazminat ve uyuşmazlık çözümü konularında hukuki danışmanlık ile temsil hizmeti sunmaktayız.
 

BAKIM ALACAKLISININ HAKLARI NELERDİR?
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile bakım alacaklısının kazandığı haklar, Türk Borçlar Kanunu m. 614 hükmü ile çerçevelenmiştir. Sözleşmenin niteliği gereği bakım alacaklısı, bakım borçlusunun aile topluluğuna katılır. Bu kapsamda barınma, beslenme, giyim, sağlık ve tedavi giderleri ile kişisel ihtiyaçlarının karşılanması haklarını kazanır.
Barınma hakkı, bakım alacaklısının bakım borçlusu ile birlikte aynı evde ikamet etmesini ifade eden geniş kapsamlı bir haktır. Doktrinde bu hak, salt bir yerde oturma izninden farklıdır. Sözleşmenin niteliği gereği bakım alacaklısının yalnızca ikamet etmesi değil, evin diğer mensupları gibi gündelik yaşamın içinde yer alması da kapsam dahilindedir.
Beslenme ve giyim hakkı, bakım alacaklısının insan onuruna yaraşır biçimde sağlıklı bir yaşam sürmesi için zorunlu olan gıda ve giysi ihtiyaçlarının karşılanmasını içerir. Görüp gözetilme hakkı ise tıbbi tedavi ve bakım, kişisel ihtiyaçlar ve masraflar, gerektiğinde cep harçlığı, hukuki harcamaların karşılanması ve cenaze masraflarının üstlenilmesi gibi çok yönlü unsurlar içermektedir.
 

BAKIM ALACAKLISININ HAKLARI DEVREDİLEBİLİR Mİ, HACZEDİLEBİLİR Mİ?
Türk Borçlar Kanunu m. 619 hükmü, bakım alacaklısının haklarının kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğunu ortaya koymaktadır. Buna göre bakım alacaklısının hakları kural olarak devredilemez. Aynı şekilde rehne konu olamaz ve haczedilemez. Bu özellikler, sözleşmenin amacı ile uyumludur.
Bakım alacaklısının bakım borçlusundan talep ettiği edim, kendi varlığını sürdürmesi için zorunlu olduğundan, bu hakkın başkasına devri veya alacaklılar tarafından haciz yoluyla kullanılması mümkün değildir. Aynı gerekçe ile takasa da konu olamaz. Bakım borçlusunun ifa yükümlülüğü, doğrudan bakım alacaklısının şahsına yöneliktir ve onun yerine bir başkasının talep etmesi mümkün değildir.
 

BAKIM ALACAKLISININ KANUNİ İPOTEK HAKKI NEDİR?
Borçlar hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım alacaklısı, taşınmaz devri yükümlülüğünü sözleşmenin kurulması ile yerine getirir. Buna karşılık bakım borçlusunun edimi bakım alacaklısının ömrü boyunca devam eder. Bu yapı, bakım alacaklısını korunmasız bir konuma sokmaktadır.
Bu dengesizliği gidermek üzere Türk Borçlar Kanunu m. 613 hükmü ile bakım alacaklısına önemli bir güvence tanınmıştır. Anılan düzenleme uyarınca bakım alacaklısı, bakım borçlusuna devrettiği taşınmaz mal üzerinde satıcı gibi kanuni ipotek tesis ettirme hakkına sahiptir. Kanuni ipotek bakım ve gözetim alacağını teminat altına almakta ve ileride bakım borçlusunun yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde alacaklıya icra takibi yolu ile alacağını tahsil etme imkânı sunmaktadır.
İpotek hakkı ayni nitelikte olup yalnızca bakım borçlusuna karşı değil, taşınmazın sonraki maliklerine karşı da ileri sürülebilir. Türk Medeni Kanunu m. 864 hükmü uyarınca taşınmaz rehninin tapuya tescil edildiği andan itibaren teminat altına alınan alacak bakımından zamanaşımının işlemesi durur. Bu özelliği sayesinde bakım alacaklısının alacağı, ipotek devam ettiği sürece zamanaşımına uğramamaktadır.
 

KANUNİ İPOTEĞİN MİKTARI NASIL BELİRLENİR?
Taşınmaz rehni ancak belirli bir alacak için kurulabilmektedir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım alacağının parasal karşılığı, bakım alacaklısının ömrü boyunca devam edeceği için baştan kesin olarak hesaplanamamaktadır. Bu nedenle kanuni ipoteğin miktarının belirlenmesinde üç yol bulunmaktadır.
Birincisi, tarafların ölünceye kadar bakma sözleşmesinin kurulması sırasında bakım alacağının değerini doğrudan belirlemesidir. Bu durumda bakım alacaklısı sözleşmeyi tapu memuruna sunarak ipoteğin tescilini talep edebilir. İkincisi, tarafların sözleşmede bu konuyu düzenlememesi halinde sonradan yapılacak resmi şekildeki ayrı bir anlaşma ile değerin belirlenmesidir. Üçüncüsü ise tarafların anlaşamaması durumunda miktarın mahkeme tarafından belirlenmesidir. Mahkeme bu belirlemeyi yaparken Türk Borçlar Kanunu m. 619 hükmü kapsamında bakım borçlusunun iflası halinde iflas masasına kaydedilebilecek anapara değerini ölçü olarak almaktadır.
Bakım alacaklısının ipoteğin tescili için tanınan üç aylık hak düşürücü süreye dikkat etmesi gerekmektedir. Bu süre, bakım alacaklısının taşınmazı bakım borçlusuna devrettiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Tarafların bu süreyi kısaltan veya ortadan kaldıran bir anlaşma yapması mümkün değildir.
 

BAKIM ALACAKLISININ YARARLANABİLECEĞİ DİĞER GÜVENCELER NELERDİR?
Kanuni ipotek hakkı bakım alacaklısının alacağını teminat altına almak için tanınan en güçlü güvencedir. Bunun yanında taraflar, sözleşmede ya da sonradan yapılacak ayrı bir anlaşmada başka güvenceler de kararlaştırabilmektedir. Bu güvenceler ayni ve şahsi olarak ikiye ayrılmaktadır.
Ayni güvenceler arasında sözleşmesel ipotek, taşınır rehni ve oturma hakkı tesis edilmesi yer almaktadır. Şahsi güvenceler arasında ise kefalet sözleşmesi ile ceza koşulu öne çıkmaktadır. Kefalet yoluyla üçüncü bir kişi, bakım borçlusunun edimlerinin yerine getirilmesini taahhüt edebilir. Ceza koşulu ise borca aykırılık halinde belirli bir tutarın ödenmesini sağlamak suretiyle bakım borçlusunu edimini gereği gibi ifa etmeye yöneltir.
Ceza koşulu türlerinden en uygun olanı ifaya eklenen ceza koşuludur. Bu türde, bakım edimi süresinde veya sözleşmede kararlaştırılan yerde ifa edilmediği takdirde bakım borçlusu hem asıl borcu hem de cezayı yerine getirmek zorunda kalır. Bu yapı, bakım alacaklısının korunmasını güçlendirmektedir. Tarafların sözleşmenin kurulmasından sonra ayrı bir ceza koşulu sözleşmesi yapması halinde, asıl sözleşmenin tabi olduğu resmi şekil şartına uyulması gerekmektedir.
 

BAKIM ALACAKLISININ BAKIM BORÇLUSU İLE AYNI EVDE YAŞAMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ VAR MIDIR?
Türk Borçlar Kanunu m. 614 hükmü, bakım alacaklısının bakım borçlusunun aile topluluğuna katılması esasını benimsemiştir. Bunun pratik yansıması, kural olarak bakım alacaklısının bakım borçlusunun evinde yaşamasıdır. Bu durum, bakım edimlerinin niteliği gereğidir.
Bununla birlikte aynı evde yaşamanın taraflar için katlanılmaz bir hale gelmesi halinde, bakım alacaklısı bakım edimlerinin başka bir biçimde yerine getirilmesini talep edebilir. Doktrinde, hâkimin tarafların aile topluluğunda birlikte yaşaması yerine bakım edimlerinin ömür boyu gelir biçiminde belirlenmesine karar verebileceği hâller değerlendirilmektedir. Bu konu Türk Borçlar Kanunu m. 617 hükmü çerçevesinde önemli sebeple fesih sonuçları ile birlikte ele alınmaktadır.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, hem şekil hem de içerik bakımından titiz bir hukuki çalışma gerektiren ve bakım alacaklısı ile bakım borçlusunun yıllar sürebilecek menfaatlerini bağlayan bir sözleşmedir. Sözleşmenin doğru kurulması, taşınmaz devirlerinin teminat altına alınması ve uyuşmazlık halinde haklarınızın korunabilmesi için sürecin baştan itibaren bir avukat eşliğinde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık olarak ölünceye kadar bakma sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda hukuki destek vermekteyiz.

30.06.2026 61 Av. Can KİLERCİOĞLU
Whatsapp İletişim