Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir, Nasıl Yapılır?


Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık
Hukuki Danışmanlık Almak İster Misiniz?

Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.

WhatsApp ile Danışın
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir, Nasıl Yapılır?

ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİ NEDİR, NASIL YAPILIR?
 

Gönen, Bandırma ve Balıkesir bölgesinde ölünceye kadar bakma sözleşmesi ve sözleşmenin geçerlilik şartları konusunda hukuki destek arayan kişiler için Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık olarak, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin kurulması, resmi şekilde düzenlenmesi, mirasçı ataması içeren tasarrufların hazırlanması ve sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava takibi konularında hukuki danışmanlık ile temsil hizmeti sunmaktayız.
 

ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİ NEDİR?
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısına ölünceye kadar bakma ve onu gözetme borcunu üstlendiği, buna karşılık bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya belirli bir malvarlığı değerini bakım borçlusuna devretmeyi ya da onu mirasçı atayarak ölüme bağlı bir kazandırma yapmayı yüklendiği sözleşmedir. Türk Borçlar Kanunu’nun 611 ile 619. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Sözleşme, tam iki tarafa borç yükleyen, ivazlı ve sürekli edimli bir sözleşmedir. Tarafların edimleri birbirine karşılık niteliğindedir. Bakım borçlusunun edimi yıllarca devam eden bir bakım ve gözetim yükümlülüğüdür. Bakım alacaklısının ne kadar yaşayacağı önceden bilinemediği için, sözleşme aynı zamanda talih ve tesadüfe bağlı sözleşmeler arasında yer almaktadır.
Uygulamada, ileri yaşlardaki kişilerin gündelik hayatlarını sürdürebilmek için bir yakınına ya da güvendiği bir kişiye bakım yükümlülüğü karşılığında taşınmazını veya birikimini devretmesi şeklinde sıklıkla karşılaşılmaktadır. Sözleşme sayesinde bakım alacaklısı yaşlılık döneminde güvence altına alınmış olur. Bakım borçlusu ise üstlendiği bakım yükümlülüğüne karşılık olarak sözleşme ile devredilen malvarlığını elde etmektedir.
 

ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİNİN TÜRLERİ NELERDİR?
Türk Borçlar Kanunu’nun 611. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bakım borçlusu bakım alacaklısı tarafından mirasçı atandığı takdirde, sözleşmeye miras sözleşmesine ilişkin hükümler de uygulanmaktadır. Bu düzenleme, doktrinde sözleşmenin iki ayrı türünün varlığına işaret etmektedir.
Bunlardan ilki, borçlar hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma sözleşmesidir. Bu türde bakım alacaklısı, üstlendiği malvarlığı devrini sağlığında yerine getirir. Sözleşmenin kurulmasıyla birlikte taşınmaz veya taşınır mallar bakım borçlusuna devredilir. Bakım borçlusu da bunun karşılığında bakım edimini bakım alacaklısının ölümüne kadar sürdürmek zorundadır.
İkincisi ise miras hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma sözleşmesidir. Bu türde bakım alacaklısı, bakım borçlusunu mirasçı atamak suretiyle ya da belirli mal vasiyetinde bulunarak edimini ölüme bağlı tasarruf yoluyla yerine getirir. Devir bakım alacaklısının ölümüyle sonuç doğurur. Sağlığında ise sözleşme ile devredilmesi taahhüt edilen malvarlığı bakım alacaklısının mülkiyetinde kalmaya devam eder. Bu türe miras sözleşmesine ilişkin hükümler de uygulanmaktadır.
İki tür arasındaki ayrım, esas olarak bakım alacaklısının edimini ne zaman yerine getirdiğine göre yapılmaktadır. Sözleşmenin türü, uygulanacak özel hükümler bakımından ve özellikle bakım alacaklısının taşınmaz devri yapması halinde sahip olacağı güvenceler bakımından önem taşımaktadır.
 

ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİ HANGİ ŞEKİLDE YAPILIR?
Türk Borçlar Kanunu’nun 612. maddesinde, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin mirasçı atamasını içermese bile, miras sözleşmesi şeklinde yapılmasının zorunlu olduğu açıkça düzenlenmiştir. Bu düzenleme sıkı bir geçerlilik şartıdır. Aksi hâlde sözleşme geçersiz olur ve verilenlerin iadesi gündeme gelir.
Miras sözleşmesi ise Türk Medeni Kanunu’nun 545. maddesi uyarınca resmi vasiyetname şeklinde, yani resmi memur ve iki tanığın katılmasıyla düzenlenmektedir. Tarafların aynı anda resmi memura iradelerini bildirmesi, düzenlenen sözleşmeyi memurun ve iki tanığın önünde imzalaması gerekmektedir.
Sözleşmeyi düzenlemeye yetkili memurlar, sulh hakimi ve noter ile kanunla kendisine bu yetki tanınmış diğer görevlilerdir. Sözleşme konusunun taşınmaz olması da yetkili memur bakımından farklılık yaratmamaktadır. 2022 yılında Noterlik Kanunu’nda yapılan değişikliklerle noterlere taşınmaz satışı yetkisi de tanındığından, taşınmaz devri içeren ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin noterler tarafından düzenlenmesi de kabul edilmektedir.
Şekil şartına bağlanmasının nedeni, çoğunlukla bakım alacaklısının bütün malvarlığının ya da önemli bir bölümünün devredildiği bu sözleşmede tarafları aceleci kararlardan korumak ve miras hukuku şekil hükümlerinin dolanılmasının önüne geçmektir. Resmi şekil, tarafları sözleşmenin ağırlığı üzerinde düşünmeye sevk eder.
 

ADİ YAZILI ŞEKİLDE ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİ YAPILABİLİR Mİ?
Genel kural resmi şekil olmakla birlikte, Türk Borçlar Kanunu m. 612 hükmü önemli bir istisna öngörmektedir. Sözleşmenin, Devlet tarafından tanınmış bir bakım kurumu ile yetkili makamların belirlediği koşullara uyularak yapılması durumunda adi yazılı şekil yeterli olmaktadır. Bu istisnanın amacı, kurumsal bakım hizmeti veren tanınmış kuruluşlar ile bireylerin bakım sözleşmelerini daha basit şekilde kurabilmesini sağlamaktır.
Bununla birlikte, kurumla yapılan sözleşme mirasçı atamasını ya da başka bir maddi anlamda ölüme bağlı tasarrufu içeriyorsa, yine miras sözleşmesi şeklinde düzenlenmesi gerekmektedir. Adi yazılı şekil istisnası yalnızca borçlar hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma sözleşmelerine uygulanmaktadır.
 

ŞEKLE AYKIRI BİR ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİNİN SONUCU NEDİR?
Resmi şekle uyulmadan yapılan ölünceye kadar bakma sözleşmesi geçersizdir. Yargıtay birçok kararında, resmi şekle uyulmadan kurulan ölünceye kadar bakma sözleşmesinin geçerli sayılamayacağını açıkça vurgulamıştır. Sözleşmenin geçersiz olması, taraflar arasında ileride ağır uyuşmazlıklara yol açabilmektedir.
Doktrinde, tarafların edimlerini büyük ölçüde yerine getirmiş olduğu bazı durumlarda, geçersizliğin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması teşkil edebileceği belirtilmektedir. Buna karşılık bu istisnanın uygulama alanı dar tutulmaktadır. Hak kaybına uğramamak için sözleşmenin baştan itibaren kanunun aradığı resmi şekilde düzenlenmesi büyük önem taşımaktadır.
 

BAKIM ALACAKLISI VE BAKIM BORÇLUSU KİMLER OLABİLİR?
Bakım alacaklısı yalnızca gerçek kişi olabilmektedir. Sözleşme onun ömrüne bağlı olarak kurulduğu için tüzel kişilerin bakım alacaklısı olması mümkün değildir. Bakım alacaklısının evli olması halinde edimin niteliğine göre eşin rızasının aranması gibi özel meseleler de gündeme gelebilmektedir.
Bakım borçlusu ise hem gerçek kişi hem de tüzel kişi olabilir. Bu nedenle Devlet tarafından tanınmış bakım kurumlarının bakım borçlusu sıfatıyla sözleşmeye taraf olmasında bir engel bulunmamaktadır. Tarafların ehliyetine ilişkin hükümler, sözleşmenin türüne göre değişiklik göstermektedir. Borçlar hukuku nitelikli sözleşmede tam ehliyet aranırken, miras hukuku nitelikli sözleşmede miras sözleşmesine ilişkin ehliyet hükümleri uygulanmaktadır.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, hem şekil hem de içerik bakımından titiz bir hukuki çalışma gerektiren ve bakım alacaklısı ile bakım borçlusunun yıllar sürebilecek menfaatlerini bağlayan bir sözleşmedir. Sözleşmenin doğru kurulması, taşınmaz devirlerinin teminat altına alınması ve uyuşmazlık halinde haklarınızın korunabilmesi için sürecin baştan itibaren bir avukat eşliğinde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık olarak ölünceye kadar bakma sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda hukuki destek vermekteyiz.

30.06.2026 68 Av. Can KİLERCİOĞLU
Whatsapp İletişim