Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.
ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİ NASIL FESHEDİLİR, HANGİ HALLERDE SONA ERER?
Gönen, Bandırma ve Balıkesir bölgesinde ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi ve sona ermesi (TBK m. 616 ve m. 617) konusunda hukuki destek arayan kişiler için Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık olarak, fesih bildiriminin hazırlanması, geri verilen edimlerin iadesinin hesaplanması, ömür boyu gelir bağlanması talepleri ve tazminat davalarının takibi konularında hukuki danışmanlık ile temsil hizmeti sunmaktayız.
ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİNİN SONA ERME HALLERİ NELERDİR?
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin olağan sona erme şekli, bakım alacaklısının ölümüdür. Sözleşmenin doğal süresi bakım alacaklısının yaşam süresine bağlıdır. Bunun dışında Türk Borçlar Kanunu sözleşmelere ilişkin genel sona erme sebeplerinin yanında ölünceye kadar bakma sözleşmesine özgü sona erme sebeplerini de düzenlemiştir.
Borçlar hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma sözleşmesinde genel sona erme sebepleri olarak ifa ve bakım alacaklısının ölümü, bozma sözleşmesi yoluyla sona erme ve fesih sayılmaktadır. Ölünceye kadar bakma sözleşmesine özgü sona erme sebepleri ise Türk Borçlar Kanunu m. 616 hükmünde önel verilerek fesih, m. 617 hükmünde önel verilmeksizin fesih, m. 618 hükmünde bakım borçlusunun ölümü ve m. 619 hükmünde bakım borçlusunun iflası olarak düzenlenmiştir.
Doktrinde önemle vurgulanan bir konu, Türk Borçlar Kanunu m. 616 ve m. 617 hükümlerinde fesih ifadesi kullanılmış olsa da, bu hükümlerin tarafların yerine getirilen edimleri iade etmelerini öngördüğüdür. Bu nedenle hâkim doktrinde söz konusu hâllerin teknik olarak sözleşmeden dönme niteliği taşıdığı kabul edilmektedir. Sürekli edimli sözleşmelerde ileriye etkili sonuç doğurması beklenen fesih, ölünceye kadar bakma sözleşmesi bakımından özel olarak geriye etkili sonuçlara bağlanmıştır.
ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİNDE ÖNEL VERİLEREK FESİH NEDİR (TBK 616)?
Türk Borçlar Kanunu m. 616 hükmü, edimler arasında önemli bir oransızlık bulunan ve bağışlama amacı taşımayan ölünceye kadar bakma sözleşmelerinde, taraflara altı ay önceden bildirimde bulunmak suretiyle sözleşmeyi feshetme hakkı tanımaktadır.
Feshin koşulları üçtür. Birincisi, tarafların edimleri arasında sözleşmenin kurulduğu sırada önemli bir oransızlığın bulunmasıdır. İkincisi, bakım alacaklısının bağışlama amacı ile hareket etmemiş olmasıdır. Üçüncüsü ise yasal şartlara uygun bir fesih bildiriminin yapılmasıdır. Fesih bildirimi karşı tarafa ulaştığı andan itibaren altı ay sonra sözleşme sona erer ve bu altı aylık sürede taraflar sözleşmeden doğan borçlarını yerine getirmeye devam ederler.
Sözleşmenin Türk Borçlar Kanunu m. 616 uyarınca sona ermesi, dava yoluyla gerçekleşmek zorunda değildir. Fesih bildirimi bir bozucu yenilik doğuran haktır ve karşı tarafa varmakla hukuki sonuçlarını doğurur. Karşı tarafın fesih bildiriminin geçerliliğine ilişkin dava açma hakkı ise saklıdır. Bu durumda mahkemece verilecek karar tespit niteliğinde olacaktır.
Türk Borçlar Kanunu m. 616 hükmünde fesih nedeniyle ayrıca bir tazminat hakkı tanınmamıştır. Karşı tarafın hileli veya kusurlu davranışı söz konusu ise, doktrinde bu hâlde Türk Borçlar Kanunu m. 617 hükmüne ya da Türk Borçlar Kanunu m. 31 kapsamında hile hükümlerine başvurularak ek hak talep edilebileceği belirtilmektedir.
ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİNDE ÖNEL VERİLMEKSİZİN FESİH NEDİR (TBK 617)?
Türk Borçlar Kanunu m. 617 hükmü, sözleşmenin daha ağır sebeplerle sona erdirildiği hâlleri düzenlemektedir. Anılan hükme göre sözleşmenin önel verilmeksizin feshedilebilmesi için iki başlık altında toplanabilecek sebeplerden birinin gerçekleşmesi gerekmektedir.
Birinci sebep, sözleşmeden doğan borçlara aykırı davranılması sonucunda sözleşmenin devamının çekilmez hâle gelmesidir. Uygulamada bu sebep en sık olarak bakım borçlusunun bakım edimini yerine getirmemesi ya da gereği gibi yerine getirmemesi şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bakım borçlusunun, bakım alacaklısının beslenme, tedavi veya barınma ihtiyacını karşılamaması ya da aile topluluğuna alındıktan sonra ona yönelik kötü muamelede bulunması bu kapsamda değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, bakım borçlusunun bakım alacaklısının öğle yemeğini geç vermesi gibi münferit ve önemsiz aksaklıkların çekilmezlik şartını gerçekleştirmeyeceği doktrinde belirtilmektedir.
İkinci sebep ise başkaca önemli sebeplerin varlığı sonucunda sözleşmenin devamının imkânsız ya da aşırı güç hale gelmesidir. Bu sebep, sözleşmenin uyarlanmasına ilişkin hükümlerle paralel bir düzenleme niteliğindedir. Doktrinde, Türk Borçlar Kanunu m. 617 hükmünün uyarlama şartlarını da bünyesinde barındırdığı ve bu nedenle ölünceye kadar bakma sözleşmesinde ayrıca m. 138 hükmüne dayalı uyarlama davası açılmasına gerek bulunmadığı kabul edilmektedir.
Önel verilmeksizin fesih hakkı sözleşmenin her iki tarafına da tanınmıştır. Hak, tek taraflı ve karşı tarafa varması gereken bir irade beyanı ile kullanılmaktadır.
FESİH HALİNDE TARAFLARIN YERİNE GETİRDİĞİ EDİMLERİN İADESİ NASIL OLUR?
Türk Borçlar Kanunu m. 616 ve m. 617 hükümleri çerçevesinde sözleşmenin sona ermesi geriye etkili sonuçlar doğurur. Bu nedenle hem bakım alacaklısının hem de bakım borçlusunun karşı tarafın yerine getirdiği edimleri iade borcu doğmaktadır.
Bakım alacaklısının iade borcu, bakım borçlusunun sözleşmenin sona ermesi anına kadar yerine getirdiği bakım edimlerinin parasal karşılığını ödemekten ibarettir. Bu hesaplamada doktrinde iki yöntem tartışılmaktadır. Soyut hesaplama yönteminde, ilgili sosyal güvenlik kurumu tarafından bakım alacaklısına ölünceye kadar irat sağlanması için ödenmesi gereken anapara değeri esas alınmaktadır. Somut hesaplama yönteminde ise sözleşme süresince bakım alacaklısı tarafından fiilen kabul edilen edimlerin parasal değeri tespit edilmektedir. Doktrinde somut hesaplama yönteminin daha gerçekçi sonuçlar verdiği belirtilmektedir.
Bakım borçlusunun iade borcu ise bakım alacaklısının yerine getirdiği edime karşılık gelir. Bakım alacaklısı taşınmaz veya taşınır mal devretmişse, kural olarak aynen iade gündeme gelir. Aynen iade mümkün değilse devredilen malvarlığının parasal değeri belirlenerek bu miktar bakım borçlusu tarafından iade edilir. İade edilecek miktara faiz de eklenmektedir. Aynen iadenin mümkün olmadığı durumlarda sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulama alanı bulmaktadır.
Tarafların iade borçlarının karşılıklı takasının yapılması mümkündür. Bakım alacaklısının iade borcu bir miktar para iken, bakım borçlusunun iade borcu çoğu zaman taşınmazın değerine karşılık gelen bir bedeldir. Bu durumda Türk Borçlar Kanunu m. 139 vd. hükümlerine göre takas yoluna gidilebilmektedir.
FESİH YERİNE BAKIM ALACAKLISINA ÖMÜR BOYU GELİR BAĞLANMASI MÜMKÜN MÜDÜR?
Türk Borçlar Kanunu m. 617 hükmü, hâkime önemli bir takdir yetkisi tanımaktadır. Anılan hükme göre, sözleşmenin önel verilmeksizin feshi söz konusu olduğunda, hâkim tarafların talebi üzerine ya da kendiliğinden, sözleşmenin tasfiyesi yerine bakım alacaklısına ömür boyu gelir bağlanmasına karar verebilmektedir.
Ömür boyu gelir bağlanması yoluna gidilmesi, özellikle bakım alacaklısının ileri yaşta olduğu, taşınmaz devrinin gerçekleşmiş bulunduğu ve tarafların aile topluluğu içinde birlikte yaşamasının artık beklenemediği hâllerde tercih edilmektedir. Bu çözüm, sözleşmenin tamamen tasfiyesi yerine bakım alacaklısının düzenli bir gelir elde etmesini sağlayarak ekonomik korunmasını sürdürmektedir.
Türk Borçlar Kanunu m. 616 hükmüne dayalı fesih hâllerinde ise hâkime ömür boyu gelir bağlama yetkisi tanınmamıştır. Bu fark, iki düzenlemenin dayandığı sebeplerin niteliğinden kaynaklanmaktadır. Türk Borçlar Kanunu m. 616 hükmü sözleşmenin kuruluşundaki bir oransızlığa, m. 617 hükmü ise sözleşmenin devamı sırasında ortaya çıkan ağır olgulara dayanmaktadır.
BAKIM BORÇLUSUNUN ÖLÜMÜ VEYA İFLASI SÖZLEŞMEYİ NASIL ETKİLER?
Türk Borçlar Kanunu m. 618 hükmü uyarınca bakım borçlusunun ölmesi durumunda bakım alacaklısı, sözleşmeyi feshederek sözleşmeyle bakım borçlusuna devrettiği malların geri verilmesini isteyebilmektedir. Bakım alacaklısının buradaki seçim hakkı, bakım borçlusunun mirasçılarının sözleşmenin gereğini yerine getirip getiremeyeceği değerlendirilerek kullanılmaktadır.
Türk Borçlar Kanunu m. 619 hükmü uyarınca bakım borçlusunun iflas etmesi halinde ise bakım alacaklısı, bakım ve gözetim borçlarının yerine ödenmesi gereken dönemsel gelir için ilgili sosyal güvenlik kurumu tarafından ödenecek anapara değerinde alacağı iflas masasına kaydettirme hakkına sahiptir. Bu hüküm, bakım alacaklısının ekonomik güvencesinin sürdürülmesini amaçlamaktadır.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, hem şekil hem de içerik bakımından titiz bir hukuki çalışma gerektiren ve bakım alacaklısı ile bakım borçlusunun yıllar sürebilecek menfaatlerini bağlayan bir sözleşmedir. Sözleşmenin doğru kurulması, taşınmaz devirlerinin teminat altına alınması ve uyuşmazlık halinde haklarınızın korunabilmesi için sürecin baştan itibaren bir avukat eşliğinde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık olarak ölünceye kadar bakma sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda hukuki destek vermekteyiz.