Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık

Ödeme Emri Geldi, İcra Takibine İtiraz Nasıl Edilir?


Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık
Hukuki Danışmanlık Almak İster Misiniz?

Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.

WhatsApp ile Danışın
Ödeme Emri Geldi, İcra Takibine İtiraz Nasıl Edilir?

Ödeme Emri Geldi, İcra Takibine İtiraz Nasıl Edilir?
 

Bandırma, Gönen ve Erdek bölgesinde icra ve iflas hukuku uyuşmazlıkları konularında hukuki destek arayan kişiler için ödeme emrine itiraz, takibin durdurulması ve borçlunun haklarının korunmasına ilişkin süreçlerde vekillik ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktayız.
 

Bir ödeme emri tebliğ edildiğinde borçlunun elinde çok kısa bir süre bulunur. Bu süre içinde itiraz edilmezse takip kesinleşir ve haciz aşamasına geçilir. Oysa borcun bulunmadığı ya da miktarının yanlış olduğu hallerde itiraz, takibi kendiliğinden durduran güçlü bir imkândır. İtirazın süresi, biçimi ve içeriği kanunda ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Bu kuralların bilinmesi, borçlunun hakkını zamanında kullanmasını sağlar.
 

İTİRAZ SÜRESİ NE KADARDIR?
İcra ve İflas Kanunu'nun 62. maddesi bu süreyi belirler. Maddeye göre itiraz etmek isteyen borçlu, itirazını ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. Yedi günlük bu süre kesin niteliktedir ve tebliğ tarihinden itibaren işler. İtiraz, takibi yapan icra dairesinden başka bir icra dairesine de yapılabilir. Bu durumda ilgili daire, gereken masrafı itirazla birlikte alarak itirazı derhal yetkili icra dairesine gönderir. Kanun ayrıca borçluya, itiraz ettiğine dair bedava ve pulsuz bir belge verileceğini de belirtir. Bu belge, itirazın süresinde yapıldığının ispatı bakımından önem taşır.
 

İTİRAZ TAKİBİ DURDURUR MU?
İlamsız takipte kural olarak durdurur. Adi bir borç ilişkisine dayanan ilamsız icra takibinde borçlunun süresinde yaptığı itiraz, takibi kendiliğinden durdurur. Bu, borçlu bakımından güçlü bir korumadır, çünkü itiraz için bir gerekçe göstermek dahi zorunlu değildir. Ancak takibi durduran bu itirazı aşmak için alacaklının başvurabileceği yollar vardır. Alacaklı, elindeki belgeye göre itirazın kaldırılması veya itirazın iptali davası yoluna gidebilir. Kambiyo senetlerine dayanan takipte ise durum farklıdır ve itiraz kural olarak takibi kendiliğinden durdurmaz. Bu nedenle takibin hangi yolla başlatıldığının tespiti, itirazın sonucunu belirler.
 

KISMİ İTİRAZ NASIL YAPILIR?
Borçlu borcun tamamına değil bir kısmına itiraz ediyorsa, kanun ondan açıklık bekler. İcra ve İflas Kanunu'nun 62. maddesine göre borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun, o kısmın cihet ve miktarını açıkça göstermesi gerekir. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır. Yani borçlu yalnızca bir bölümü kabul etmiyorsa, hangi kalemi ve ne kadarını reddettiğini belirtmek zorundadır. Belirsiz biçimde yapılan kısmi itiraz, hiç yapılmamış gibi sonuç doğurur ve takip kesinleşir. Bu nedenle kısmi itirazda kabul edilen ve reddedilen tutarların ayrı ayrı ve net biçimde yazılması gerekir.
 

SENETTEKİ İMZAYA İTİRAZ AYRICA BELİRTİLMELİ MİDİR?
Belirtilmelidir ve bu, uygulamada en çok hak kaybına yol açan noktalardan biridir. İcra ve İflas Kanunu'nun 62. maddesine göre borçlu, takibin dayanağı olan senet altındaki imzayı reddediyorsa bunu itirazında ayrıca ve açıkça beyan etmelidir. Aksi takdirde icra takibi yönünden senetteki imzayı kabul etmiş sayılır. Yani genel bir borç itirazı, imzaya itiraz anlamına gelmez. İmzanın kendisine ait olmadığını ileri süren borçlu, bunu itiraz dilekçesinde açıkça yazmalıdır. Bu beyan yapılmazsa, sonradan imza itirazı ileri sürmek çok güçleşir. İmza itirazı ile borca itiraz farklı sonuçlar doğurduğundan, ikisinin de gerektiğinde ayrı ayrı belirtilmesi önem taşır.
 

İTİRAZLA BİRLİKTE ADRES BİLDİRMEK ZORUNLU MUDUR?
Zorunludur. İcra ve İflas Kanunu'nun 62. maddesine 2003 yılında eklenen hükme göre borçlu veya vekili, dava ve takip işlemlerine esas olmak üzere borçluya ait yurt içinde bir adresi itirazla birlikte bildirmek zorundadır. Bu yükümlülüğün önemli bir sonucu vardır. Adresini değiştiren borçlu yurt içinde yeni adres bildirmediği ve tebliğ memurunca yurt içinde yeni adresi tespit edilemediği takdirde, takip talebinde gösterilen adrese çıkarılacak tebligat borçlunun kendisine yapılmış sayılır. Yani adres bildirmemek ya da değişikliği bildirmemek, sonradan yapılacak tebligatların geçerli sayılması sonucunu doğurur. Bu da borçlunun sonraki işlemlerden haberdar olamaması riskini yaratır.
 

İTİRAZDAN SONRA ALACAKLI NE YAPAR?
İtiraz üzerine takip durduğunda, süreci yeniden işletmek alacaklıya düşer. İcra ve İflas Kanunu'nun 62. maddesine göre takibe itiraz edildiği, alacaklının yatırdığı avanstan karşılanmak suretiyle üç gün içinde bir muhtıra ile alacaklıya tebliğ edilir. Bunun üzerine alacaklı, elindeki belgenin niteliğine göre iki yoldan birini seçer. Elinde imzası ikrar edilmiş bir senet ya da resmi bir belge varsa icra mahkemesinde itirazın kaldırılması yoluna, böyle bir belgesi yoksa genel mahkemede itirazın iptali davası yoluna başvurabilir. Bu iki yolun süreleri ve sonuçları farklıdır. İtirazın iptali davasında haksız çıkan tarafın tazminata mahkum edilmesi de gündeme gelebilir. Bu nedenle itirazdan sonra sürecin nasıl ilerleyeceği, alacaklının elindeki belgeye bağlıdır.
 

İTİRAZ SÜRESİ KAÇARSA NE YAPILABİLİR?
Yedi günlük sürenin kaçırılması takibin kesinleşmesine yol açar, ancak kanun bazı hallerde bir imkân tanımıştır. Borçlu, kusuru olmaksızın bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememişse, gecikmiş itiraz yoluna başvurabilir. Bu yolda borçlu, engelin ortadan kalktığı tarihten itibaren kanunda öngörülen süre içinde, mazeretini gösteren delillerle birlikte icra mahkemesine başvurur. Mahkeme mazereti yerinde görürse itirazı kabul eder. Ancak bu istisnai bir yoldur ve her gecikme mazeret sayılmaz. Ağır hastalık, doğal afet ya da tebligatın usulsüz yapılması gibi durumlar bu kapsamda değerlendirilebilir. Ayrıca tebligatın usulüne uygun yapılmadığı hallerde sürenin hiç işlememiş olduğu da ileri sürülebilir. Bu nedenle sürenin kaçırıldığı düşünülen dosyalarda tebligatın geçerliliğinin incelenmesi önem taşır.
 

Ödeme emrine itiraz, yedi günlük kısa bir süreye bağlıdır ve ilamsız takipte takibi kendiliğinden durdurur. Ancak kısmi itirazda miktarın açıkça gösterilmesi, imza itirazının ayrıca beyan edilmesi ve adres bildirimi gibi kurallara uyulmaması ağır sonuçlar doğurur. Sürenin kaçırılması ise takibin kesinleşmesine yol açar. Bu nedenle bir ödeme emri tebliğ edildiğinde beklemeden icra ve iflas hukuku alanında deneyimli bir avukattan destek almak yerinde olur.

5.08.2026 42 Av. Can KİLERCİOĞLU
Whatsapp İletişim