Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık

Nafaka Alacaklıları Ve Bakım Alacaklısının Alacakları Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesine Nasıl İtiraz Edebilir (TBK MD. 615)?


Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık
Hukuki Danışmanlık Almak İster Misiniz?

Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.

WhatsApp ile Danışın
Nafaka Alacaklıları Ve Bakım Alacaklısının Alacakları Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesine Nasıl İtiraz Edebilir (TBK MD. 615)?

NAFAKA ALACAKLILARI VE BAKIM ALACAKLISININ ALACAKLILARI ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİNE NASIL İTİRAZ EDEBİLİR (TBK MD. 615)?
 

Bandırma, Balıkesir ve Bursa bölgesinde ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile mal devri yapan kişinin nafaka alacaklılarının ve diğer alacaklılarının itiraz hakkı konusunda hukuki destek arayan kişiler için Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık olarak, nafaka alacaklılarının sözleşmeye itirazı, alacaklıların tasarrufun iptali davası açması ve uyuşmazlık halinde dava takibi konularında hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktayız.
 

NAFAKA ALACAKLILARI VE BAKIM ALACAKLISININ ALACAKLILARI HANGİ HÜKME DAYANIR?
Türk Borçlar Kanunu m. 615 hükmü, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin sadece sözleşmenin taraflarını değil, üçüncü kişileri de etkileyebilecek bir sözleşme olduğu gerçeğinden hareketle, üç farklı üçüncü kişi grubuna sözleşmeye itiraz hakkı tanımıştır. Bu hak nafaka alacaklıları, bakım alacaklısının alacaklıları ve saklı paylı mirasçılar bakımından kanunla açıkça düzenlenmiştir.
Düzenlemenin amacı, bakım alacaklısının ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile malvarlığının tamamını ya da önemli bir bölümünü bakım borçlusuna devretmesi sonucunda, üçüncü kişilerin haklarının zedelenmesi tehlikesinin önüne geçmektir. Sözleşme her ne kadar tarafların özgür iradesi ile kurulsa da, üçüncü kişilerin önceden kazanılmış hakları kanun tarafından korunmaktadır.
 

NAFAKA ALACAKLISI ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİNİN İPTALİNİ HANGİ ŞARTLARDA İSTEYEBİLİR?
Türk Borçlar Kanunu m. 615 hükmü uyarınca nafaka alacaklılarının ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptalini isteyebilmesi için bazı şartlar aranmaktadır. İlk olarak, davacının bakım alacaklısı karşısında yasal nafaka alacağına sahip olması gerekmektedir. Bakım alacaklısının sözleşmeye dayalı nafaka yükümlülükleri bu inceleme dışında kalmaktadır.
İkinci olarak, davacının yalnızca nafaka hakkına sahip olması yeterli olmamakta, hâlihazırda nafakanın hükme bağlanmış olması gerekmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 175 ve 364. maddeleri kapsamında bağlanan yoksulluk nafakası ve yardım nafakası gibi haller bu çerçevede değerlendirilmektedir.
Üçüncü ve en kritik şart, bakım alacaklısının ölünceye kadar bakma sözleşmesi nedeniyle nafaka ödeme imkânını fiilen kaybetmiş olmasıdır. Sözleşmenin yapılma amacına bakılmamakta, bakım alacaklısının nafaka alacaklısını zarara uğratma kastı aranmamaktadır. Kanun yalnızca yükümlülüğün ifa imkânının kaybedilmesine odaklanmaktadır. Bu durumun ispat yükü nafaka alacaklısına aittir.
İptal davası açabilen nafaka alacaklıları arasında Türk Medeni Kanunu m. 327 uyarınca çocuklar, m. 314 uyarınca evlatlık ve evlat edinen, m. 295 ve devamı hükümler ile m. 327 ve m. 330 uyarınca evlilik dışı çocuklar yer almaktadır. Yasal nafaka alacaklısına resmi bir kurum tarafından bakılıyorsa, bu kişi yerine kurum tarafından da dava açılabilmektedir.
 

NAFAKA ALACAKLISININ DAVASINDA HÂKİM HANGİ ÇÖZÜMLERE BAŞVURABİLİR?
Uygulamada hâkim, nafaka alacaklısı, bakım alacaklısı ve bakım borçlusu arasında üçlü bir hukuki ilişki kurmak suretiyle, bakım borçlusunun nafaka alacaklısına doğrudan nafaka ödemesi yoluna gidebilmektedir. Bu çözümle sözleşme tamamen iptal edilmek yerine, üçüncü kişinin nafaka alacağı koruma altına alınmaktadır.
Bu yaklaşım, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin devamını sağlarken nafaka alacaklısının da hakkını teminat altına almakta ve ölçülü bir çözüm sunmaktadır. Bununla birlikte, somut olayın koşullarına göre bu yolun mümkün olmadığı durumlarda sözleşmenin iptaline karar verilebilmekte ve buna bağlı olarak tapu iptali ve tescil de gündeme gelebilmektedir.
BAKIM ALACAKLISININ ALACAKLILARI TASARRUFUN İPTALİ DAVASI AÇABİLİR Mİ?
Türk Borçlar Kanunu m. 615 hükmünün üçüncü fıkrası, bakım alacaklısının alacaklılarının iptal davası açma hakkını açıkça saklı tutmuştur. Bakım alacaklısı, ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile malvarlığının bir bölümünü ya da tümünü bakım borçlusuna devrettiğinde, alacakları teminatsız kalan alacaklılar bu durumdan zarara uğramaktadır.
Söz konusu alacaklılar İcra ve İflas Kanunu m. 277 ve devamı hükümleri uyarınca tasarrufun iptali davası açabilmektedir. Yargıtay kararlarında, ölünceye kadar bakma sözleşmesi nedeniyle alacak hakkı zarar gören alacaklının İİK m. 277 hükmüne dayanarak iptal davası açabileceği açıkça vurgulanmaktadır.
Tasarrufun iptali davası, borçlunun mal kaçırma kastıyla yaptığı tasarrufun, alacaklının alacağı ölçüsünde hükümsüz hale gelmesini sağlayan bir davadır. Kazanılan iptal kararı, malın bakım alacaklısının malvarlığına geri dönmesi sonucunu doğurmamakta, yalnızca alacaklıya bu mal üzerinden alacağını tahsil etme imkânı sağlamaktadır. Alacak tahsil edildikten sonra arta kalan değer, sözleşmenin diğer tarafı olan bakım borçlusuna kalmaya devam etmektedir.
TASARRUFUN İPTALİ DAVASI AÇMAK İÇİN HANGİ ŞARTLAR ARANIR?
Tasarrufun iptali davası açılabilmesi için üç temel şart aranmaktadır. İlk olarak, davacının elinde geçici ya da kesin aciz belgesinin bulunması gerekmektedir. Aciz belgesi, alacaklının borçlunun ödeme imkânsızlığını ortaya koyan resmi belgedir.
İkinci olarak, iptale konu tasarrufun İcra ve İflas Kanunu’nun 278, 279 ve 280. maddelerinde sayılan iptale tabi tasarruflardan biri olması gerekmektedir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile yapılan taşınmaz devirleri, somut koşullara göre bu maddelerin uygulama alanına girebilmektedir.
Üçüncü olarak, dava konusu tasarrufun davacının alacağının doğumundan sonra yapılmış olması aranmaktadır. Daha önceki bir tarihte yapılmış tasarruf, tasarrufun iptali davasına konu olamamaktadır.
ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN İTİRAZ HAKLARI ARASINDA NASIL BİR İLİŞKİ VARDIR?
Türk Borçlar Kanunu m. 615 hükmü, nafaka alacaklılarının itirazı, saklı paylı mirasçıların tenkisi ve bakım alacaklısının alacaklılarının iptal davası olmak üzere üç ayrı koruma mekanizması öngörmektedir. Bu üç hak, farklı kişiler tarafından, farklı şartlar altında ve farklı hukuki sonuçlar doğurmak üzere kullanılabilmektedir.
Nafaka alacaklısının davası, nafaka ödeme imkânının kaybedilmesi noktasına odaklanmaktadır. Saklı paylı mirasçının tenkis davası, miras bırakanın ölümünden sonra saklı payın zedelenmesi nedenine dayanmaktadır. Alacaklının iptal davası ise teminatsız kalmış bir alacak ile bakım alacaklısının mal kaçırma kastına dayanmaktadır.
Hangi yolun seçileceği, davacının kim olduğuna, sözleşmenin yapıldığı tarihteki koşullara ve dayanılan alacak ya da hakkın niteliğine göre belirlenmektedir. Bu üç dava, somut uyuşmazlıkta ayrı ayrı ya da kademeli olarak değerlendirilebilmektedir. Doğru hukuki yolun seçilmesi, davanın kabul olasılığını ve elde edilecek sonucu doğrudan etkilemektedir.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davaları, hem miras hukuku hem borçlar hukuku hem de icra ve iflas hukukunun birlikte uygulandığı, ispat yükünün ve sözleşmenin niteliğinin titizlikle değerlendirilmesi gereken davalardır. Hak kaybına uğramamak için sürecin baştan itibaren bir avukat eşliğinde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık olarak ölünceye kadar bakma sözleşmesinden kaynaklanan tüm uyuşmazlıklarda hukuki destek vermekteyiz.

30.06.2026 81 Av. Can KİLERCİOĞLU
Whatsapp İletişim