Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık

Kasten Yaralama Suçunun Cezası Nedir?


Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık
Hukuki Danışmanlık Almak İster Misiniz?

Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.

WhatsApp ile Danışın
Kasten Yaralama Suçunun Cezası Nedir?

Kasten Yaralama Suçunun Cezası Nedir?
 

Çanakkale, Biga ve Çan'da bir kavga ya da darp olayının tarafı olan kişiler, kasten yaralamanın cezasını ve sürecin nasıl işlediğini merak eder. Kasten yaralama, bir kişinin bedenine acı veren ya da sağlığını bozan kasıtlı davranışları cezalandıran bir suçtur. Bu yazıda kasten yaralamanın ne olduğu, cezası, şikayete bağlı olup olmadığı ve cezayı ağırlaştıran haller ele alınmaktadır.
 

KASTEN YARALAMA SUÇU NEDİR?
Kasten yaralama, bir kişinin bilerek ve isteyerek başkasının vücuduna acı vermesi ya da sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasına neden olmasıdır. Türk Ceza Kanunu'nun 86. maddesi bu suçu düzenler. Suçun oluşması için failin, mağdura zarar verme yönünde bir kasıtla hareket etmesi gerekir. Yani ortada istemeden, dikkatsizlik sonucu meydana gelen bir yaralanma değil, bilerek gerçekleştirilen bir eylem vardır. Yaralama yalnızca yumruk ya da darbe gibi fiziksel etkilerle değil, sağlığı bozan başka davranışlarla da işlenebilir. Örneğin bir kişinin sağlığını bozacak bir maddeye maruz bırakılması da bu kapsamda değerlendirilebilir. Kasten yaralama suçunda korunan değer, kişinin vücut bütünlüğü ve sağlığıdır. Bu nedenle mağdurun bedeninde iz kalması şart değildir. Vücuda acı verilmesi ya da sağlığın kısa süreli de olsa bozulması, suçun oluşması için yeterli olabilir. Suçun ağırlığı, yaralanmanın niteliğine ve doğurduğu sonuçlara göre değişir. Bu nedenle her yaralama olayı, kendi somut koşulları içinde değerlendirilir.
 

KASTEN YARALAMANIN TEMEL CEZASI NE KADARDIR?
Kasten yaralamanın cezası, yaralamanın ağırlığına göre değişir. Türk Ceza Kanunu'nun 86. maddesine göre, kasten başkasının vücuduna acı veren ya da sağlığının bozulmasına neden olan kişi, bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak yaralamanın etkisi çok hafifse, yani basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüdeyse, ceza önemli ölçüde azalır. Bu durumda mağdurun şikayeti üzerine, altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis ya da adli para cezasına hükmolunur. Kanun ayrıca, suçun kadına karşı işlenmesi halinde cezanın alt sınırının daha yüksek belirleneceğini öngörmüştür. Bu düzenleme, kadına yönelik şiddetle mücadele amacını yansıtır. Görüldüğü gibi kasten yaralamada tek bir sabit ceza yoktur. Yaralanmanın basit bir müdahaleyle giderilip giderilemeyeceği, cezanın belirlenmesinde temel ölçüttür. Bu değerlendirme, doktor raporu ve adli tıp incelemeleriyle yapılır. Bu nedenle yaralamanın tıbbi niteliğinin doğru tespiti, cezanın belirlenmesinde belirleyici rol oynar.
 

HANGİ HALLERDE ŞİKAYETE BAĞLIDIR?
Kasten yaralama suçunun soruşturulması, kural olarak her zaman şikayete bağlı değildir. Türk Ceza Kanunu'nun 86. maddesine göre, yalnızca yaralamanın basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olduğu haller şikayete bağlıdır. Bu durumda mağdur şikayetçi olmazsa ya da şikayetinden vazgeçerse, soruşturma ve kovuşturma yürütülmez. Ancak yaralama bu ölçüyü aşıyorsa, yani daha ağır bir sonuç doğurmuşsa, suç şikayete bağlı olmaktan çıkar ve resen soruşturulur. Aynı şekilde, suçun nitelikli hallerinden biriyle işlenmesi durumunda da şikayet aranmaz. Örneğin yaralama silahla ya da bir yakına karşı işlenmişse, mağdurun şikayeti olmasa bile süreç yürütülür. Şikayete bağlı hallerde, şikayet süresine dikkat edilmesi gerekir, çünkü bu süre geçtikten sonra şikayet hakkı kullanılamaz hale gelebilir. Basit yaralama hallerinde uzlaşma da gündeme gelebilir. Bu nedenle bir yaralama olayında, önce yaralamanın niteliğinin ve suçun şikayete bağlı olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Bu belirleme, sürecin nasıl ilerleyeceğini doğrudan etkiler.
 

CEZAYI ARTIRAN NİTELİKLİ HALLER NELERDİR?
Kasten yaralama bazı durumlarda daha ağır cezayı gerektirir. Türk Ceza Kanunu'nun 86. maddesinin üçüncü fıkrası, cezayı artıran nitelikli halleri sayar. Buna göre suçun üstsoya, altsoya, eşe, boşanılan eşe ya da kardeşe karşı işlenmesi cezayı artırır. Aynı şekilde, kendini savunamayacak durumdaki bir kişiye karşı, bir kamu görevlisine görevi nedeniyle, silahla ya da canavarca hisle işlenmesi de nitelikli hal sayılır. Bu hallerde ceza yarı oranında, canavarca hisle işlenmesi halinde ise bir kat artırılır. Nitelikli hallerin bir diğer önemli sonucu, suçun şikayete bağlı olmaktan çıkmasıdır. Yani bu durumlarda mağdur şikayetçi olmasa bile soruşturma yürütülür. Bu düzenlemenin amacı, korunmaya daha çok ihtiyaç duyan kişilere ya da toplumsal açıdan daha tehlikeli sayılan yöntemlere karşı işlenen yaralamaları daha ağır biçimde cezalandırmaktır. Silahla yaralama ya da aile içi şiddet gibi durumlar bu kapsamda özellikle önem taşır. Bu nedenle bir yaralama olayında, suçun nitelikli hallerden biriyle işlenip işlenmediğinin belirlenmesi, cezanın kapsamını doğrudan etkiler.
 

YARALAMA AĞIR SONUÇ DOĞURURSA NE OLUR?
Kasten yaralama, bazen basit bir yaralanmanın ötesinde kalıcı ve ağır sonuçlar doğurabilir. Türk Ceza Kanunu'nun 87. maddesi, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamayı düzenler. Yaralama sonucunda mağdurun duyu veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması, konuşmasında sürekli zorluk, yüzünde sabit iz ya da yaşamını tehlikeye sokan bir durum ortaya çıkarsa, ceza önemli ölçüde artırılır. Daha ağır sonuçlarda, örneğin bir organın işlevinin tümüyle yitirilmesi, iyileşme olanağı bulunmayan bir hastalık ya da çocuk yapma yeteneğinin kaybı gibi durumlarda ceza daha da yükselir. Yaralamanın vücutta kemik kırığına neden olması da cezayı, kırığın yaşam üzerindeki etkisine göre artıran bir sonuçtur. Yaralama sonucunda mağdurun ölmesi halinde ise ceza en ağır düzeye çıkar. Bu düzenlemeler, yaralamanın mağdur üzerinde bıraktığı kalıcı etkiyi cezaya yansıtmayı amaçlar. Bu nedenle kasten yaralama olaylarında, yaralanmanın doğurduğu sonuçların tıbbi olarak ayrıntılı biçimde tespit edilmesi büyük önem taşır. Doğan sonucun ağırlığı, verilecek cezayı doğrudan belirler. Adli tıp raporları ve sağlık kurulu değerlendirmeleri, bu tespitin temelini oluşturur ve sürecin sonucunu önemli ölçüde etkiler. Bu nedenle yaralamanın niteliğine ilişkin sağlık kayıtlarının eksiksiz toplanması, hem şikayet hakkı hem de cezanın belirlenmesi bakımından önem taşır.

 

10.09.2026 5 Av. Can KİLERCİOĞLU
Whatsapp İletişim