Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık

Kamulaştırmasız El Atma Nedir? Devlet Taşınmazıma El Koyduysa Ne Yapabilirim?


Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık
Hukuki Danışmanlık Almak İster Misiniz?

Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.

WhatsApp ile Danışın
Kamulaştırmasız El Atma Nedir? Devlet Taşınmazıma El Koyduysa Ne Yapabilirim?

Kamulaştırmasız El Atma Nedir? Devlet Taşınmazıma El Koyduysa Ne Yapabilirim?
 

Gönen, Bandırma ve Balıkesir bölgesinde gayrimenkul hukuku ve idare hukuku alanında; kamulaştırmasız el atma davaları, bedel tespiti ve müdahalenin men'i konularında hukuki danışmanlık ve temsil hizmeti sunmaktayız.
 

Devlet ya da belediye, taşınmazınızı yol yapmak, park oluşturmak, okul veya hastane inşa etmek gibi kamu hizmeti gerekçesiyle fiilen kullanmaya başladı; üstelik size herhangi bir bedel ödemedi ve usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi de yapmadı. Bu durumla karşılaşan taşınmaz malikleri çoğu zaman ne yapacaklarını bilemez. Oysa Türk hukuku bu haksızlığa karşı birden fazla güçlü başvuru yolu tanımaktadır.
 

Kamulaştırmasız El Atma Nedir?
Kamulaştırmasız el atma, idarenin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda öngörülen usul ve esaslara uymaksızın, herhangi bir bedel ödemeksizin özel mülkiyete konu bir taşınmaza fiilen el koyması ya da mülkiyet hakkını hukuken kısıtlamasıdır. Doktrin ve Yargıtay kararları bu kavramı iki temel kategoriye ayırmaktadır.
Fiili el atma: İdarenin taşınmazı fiziksel olarak işgal etmesi, üzerinde yol, bina, köprü veya başka bir kamu tesisi inşa etmesi ya da taşınmazı doğrudan kamu hizmetine tahsis etmesidir. Bu müdahalenin sürekli ve kalıcı nitelikte olması şarttır; geçici işgaller kamulaştırmasız el atma kapsamında değerlendirilemez.
Hukuki el atma: İdarenin taşınmaza fiziksel olarak müdahale etmeksizin, imar planı kararlarıyla onu yeşil alan, yol, park, okul, hastane gibi kamusal kullanım alanına ayırması ve bu tahsisin uzun yıllar boyunca sürmesi nedeniyle taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını fiilen kullanamamasıdır.
 

Kavramın Hukuki Dayanağı ve Tarihsel Gelişimi
Kamulaştırmasız el atma, doğrudan kanunda tanımlanmış bir kavram değildir. Türk hukukunda bu kavramı ilk kez sistematik biçimde ele alan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 16.05.1956 tarih ve 1956/1 E., 1956/6 K. sayılı kararıdır. Bu karar, idarenin herhangi bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın taşınmazlara fiilen el koyduğu durumlarda taşınmaz malikinin hukuki korumadan yararlanması gerektiğini hükme bağlamış ve bu alanda yerleşik yargı pratiğinin temelini oluşturmuştur.
Söz konusu içtihadı birleştirme kararına göre, taşınmazına kamulaştırmasız el konulan malikin iki seçimlik hakkı bulunmaktadır: idarenin müdahalesinin durdurulmasını talep eden el atmanın önlenmesi davası açmak ya da müdahaleye rıza göstererek taşınmazın bedelinin ödenmesini istemek. Bu yaklaşım, Yargıtay'ın sonraki kararlarıyla da pekiştirilmiş ve geliştirilmiştir.
Kamulaştırma Kanunu'na sonradan eklenen geçici 6. madde bu konudaki tek yasal düzenlemeyi oluşturmakta; ancak doktrinde de kabul gördüğü üzere bu madde kalıcı bir çözüm sunmaktan çok mevcut fiili durumu geçici olarak yönetmeye yönelik bir nitelik taşımaktadır.
 

Kamulaştırmasız El Atmanın Unsurları
Bir idarenin eyleminin kamulaştırmasız el atma olarak nitelendirilebilmesi için bazı koşulların bir arada bulunması gerekmektedir:
•Müdahaleyi gerçekleştiren kişinin kamulaştırma yetkisine sahip bir idare olması. Yetkisi bulunmayan bir kamu kurumu ya da özel kişi tarafından yapılan müdahaleler bu kapsamda değerlendirilemez.
•Taşınmazın özel mülkiyete tabi olması. Hazine, belediye veya diğer kamu kurumlarına ait taşınmazlar bu korumanın kapsamı dışındadır.
•Kamu yararı amacıyla ve kamulaştırma işlemi yapılmaksızın ya da işlem tamamlanmaksızın müdahalede bulunulmuş olması.
•Müdahalenin sürekli ve kalıcı nitelikte olması. Geçici ya da kısa süreli işgaller kamulaştırmasız el atma değil, farklı hukuki kategoriler kapsamında değerlendirilir.
 

Ne Tür Hukuki Yollara Başvurabilirsiniz?
Kamulaştırmasız el atmayla karşılaşan taşınmaz maliki, durumun niteliğine göre birden fazla hukuki yola başvurabilir:
El atmanın önlenmesi (müdahalenin men'i) davası: İdarenin taşınmazınız üzerindeki haksız müdahalesinin durdurulmasını talep ettiğiniz davadır. Hâlâ süregelen ve geri alınabilir nitelikteki müdahalelerde tercih edilen yoldur.
Bedel davası: Müdahaleye rıza göstererek ya da müdahalenin önlenmesinin artık mümkün olmadığı hallerde, taşınmazın bedelinin idare tarafından ödenmesini talep ettiğiniz davadır.
Ecrimisil davası: İdarenin, taşınmazınızı herhangi bir bedel ödemeksizin kullandığı dönem için haksız işgal tazminatı niteliğindeki ecrimisil alacağını talep ettiğiniz davadır.
Bu davalarda görevli mahkeme, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesidir.
 

Süreç Nasıl İşler?
Kamulaştırmasız el atma davalarında sürecin sağlıklı yönetilebilmesi için birkaç temel adım büyük önem taşır. Öncelikle taşınmazınızın tapu kayıtları, imar planı belgeleri ve kadastro bilgilerinin eksiksiz toplanması gerekir. İdarenin taşınmazı ne zaman ve nasıl kullandığını belgeleyen kayıtlar; fotoğraflar, tanık beyanları ve teknik raporlar ispat açısından belirleyici delil niteliği taşır. Bedel davalarında taşınmazın piyasa değerinin tespiti için mahkeme bilirkişi atamaktadır; bu süreçte tarafların ayrı bilirkişi görüşü sunmaları da mümkündür.
 

Sonuç
Devletin ya da belediyenin taşınmazınıza kamulaştırmasız el atması, Anayasa'nın 35. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek Protokol 1'in 1. maddesi kapsamında mülkiyet hakkının açık bir ihlalidir. Bu ihlale karşı Türk hukuku birden fazla güçlü başvuru yolu sunmakta; ancak sürelere ve usul kurallarına uyulmaması hak kayıplarına yol açabilmektedir. Bu nedenle taşınmazınıza haksız biçimde el konulduğunu düşünüyorsanız gecikmeden hukuki destek almanız önerilir.

15.06.2026 87 Av. Can KİLERCİOĞLU
Whatsapp İletişim