Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.
İsim veya Soyadı Değiştirme Davası Nasıl Açılır?
Bandırma, Edincik ve Karacabey bölgesinde kişiler hukuku ve nüfus kayıtlarının düzeltilmesi konularında hukuki destek arayan kişiler için ad ve soyadı değiştirme davaları, haklı sebebin ortaya konulması ve nüfus kaydına tescil süreçlerinde vekillik ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktayız.
Taşıdığı isimden memnun olmayan ya da çevresinde bambaşka bir adla tanınan pek çok kişi, bu ismi resmi olarak değiştirmek ister. Türk Medeni Kanunu bunu mümkün kılar, ancak tek bir şarta bağlar. Ad, kişiliğe sıkı sıkıya bağlı bir haktır ve keyfi biçimde değiştirilemez. Değişikliğin haklı bir sebebe dayanması ve bunun mahkemede ortaya konulması gerekir. Haklı sebebin ne olduğu ise kanunda sayılmamış, hakimin takdirine bırakılmıştır. Bu nedenle davanın nasıl kurulduğu ve hangi delillerin sunulduğu sonucu doğrudan belirler.
AD DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN NE GEREKİR?
Türk Medeni Kanunu'nun 27. maddesi tek cümlelik bir kural getirir. Maddeye göre adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hakimden istenebilir. Buradan iki sonuç çıkar. Birincisi, ad değişikliği mahkeme kararına bağlıdır ve kendiliğinden yapılamaz. İkincisi, talebin haklı bir sebebe dayanması gerekir. Kanun haklı sebebi tanımlamamış, hangi hallerin bu kapsamda sayılacağını göstermemiştir. Bu boşluk yargı kararlarıyla doldurulmuştur. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2017/2944 esas ve 2017/12283 karar sayılı kararında belirtildiği üzere, Soyadı Kanunu'na göre taşınması zorunlu ön ad ve soyadı da Türk Medeni Kanunu'nun 27. maddesi hükmünün kapsamındadır.
HANGİ DURUMLAR HAKLI SEBEP SAYILIR?
Yargı kararları bu konuda somut ölçütler geliştirmiştir. Kişinin çevresinde başka bir adla tanınıp biliniyor olması, en sık kabul edilen haklı sebeptir. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin 2009/5429 esas ve 2009/9887 karar sayılı kararında, mahkemece davacının çevrede tanınıp bilindiği adın ne olduğunun özenli bir şekilde araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Bunun yanında adın gülünç ya da küçük düşürücü olması, telaffuzunun güç olması, çok yaygın olması nedeniyle karışıklığa yol açması gibi haller de değerlendirilebilir. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin 2015/12458 esas ve 2016/10083 karar sayılı kararında, haklı sebeplerin varlığının kanıtlandığı ve bu hakkı sınırlandıran yasal bir sebep bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.
AYNI KİŞİ İKİNCİ KEZ DAVA AÇABİLİR Mİ?
Açabilir. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin 2015/2497 esas ve 2015/15357 karar sayılı kararında, ad ve soyadı düzeltimi davalarının birlikte istenebileceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığı gibi, önceden soyadının düzeltilmiş olması halinde dahi yeni haklı sebepler ortaya çıktığında soyadı düzeltimi davası açılabileceği belirtilmiştir. Yani daha önce bir değişiklik yapılmış olması, sonraki bir talebin önünde mutlak engel değildir. Belirleyici olan, yeni ve haklı bir sebebin ortaya çıkıp çıkmadığıdır. Bununla birlikte tekrar eden taleplerde mahkemenin haklı sebep incelemesini daha titiz yapması beklenir.
BAŞKASININ ADI İÇİN DAVA AÇILABİLİR Mİ?
Açılamaz. Ad üzerindeki hak kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır ve bu niteliği önemli bir sonuç doğurur. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin 2009/7200 esas ve 2009/10977 karar sayılı kararında, Türk Medeni Kanunu'nun 27. maddesinin haklı sebebin varlığı halinde adın değiştirilmesine ve bu değişikliğin nüfus siciline kaydedilmesine imkan vermekle birlikte, kişiye sıkı sıkıya bağlı olan ad üzerindeki bu hakkı kişinin kendisinden başkasının kullanamayacağı belirtilmiştir. Karara konu olayda, ölmüş olan annenin adının değiştirilmesi istemiyle oğlu tarafından açılan dava bu gerekçeyle kabul edilmemiştir. Bu ilke, mirasçıların ya da yakınların bu tür bir talebi ileri süremeyeceğini gösterir.
AD DEĞİŞİNCE DİĞER KAYITLAR NE OLUR?
Türk Medeni Kanunu'nun 27. maddesi bu konuda iki hüküm içerir. Birincisi, ad değişmekle kişisel durum değişmez. Yani kişinin medeni hali, soybağı ve diğer kişisel durumları ad değişikliğinden etkilenmez. Borçlar ve alacaklar da aynen devam eder. İkincisi, adın değiştirildiği nüfus siciline kayıt olunur. Maddenin 14 Kasım 2024 tarihli ve 7532 sayılı Kanunla değiştirilen ikinci fıkrası, kararın Basın İlan Kurumunun ilan portalında da ilan olunmasını öngörmüştür. Ancak Anayasa Mahkemesinin 25 Aralık 2025 tarihli ve E.2025/120 K.2025/270 sayılı kararı ile bu fıkradaki ilan portalına ilişkin ibare ve ikinci cümle iptal edilmiştir. İptal kararının 1 Ocak 2027 tarihinde yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle ilan yükümlülüğü bakımından davanın açıldığı tarih önem taşır.
DEĞİŞİKLİKTEN ZARAR GÖRENİN HAKKI VAR MIDIR?
Vardır ve kanun bunun için ayrı bir süre öngörmüştür. Türk Medeni Kanunu'nun 27. maddesinin son fıkrasına göre, adın değiştirilmesinden zarar gören kimse bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebilir. Bu hüküm, ad değişikliğinin üçüncü kişilerin haklarını zedelemesi ihtimaline karşı getirilmiş bir güvencedir. Sürenin başlangıcı kararın verildiği tarih değil, zarar görenin durumu öğrendiği tarihtir. Bu dava, ad değişikliğinin kötüniyetli biçimde kullanılmasını engelleme işlevi görür. Uygulamada özellikle alacaklıların takibinden kaçınma amacı taşıyan değişikliklerde gündeme gelebilir.
DAVADA HANGİ DELİLLER SUNULUR?
Haklı sebebin ispatı bu davanın belkemiğidir ve en çok başvurulan delil tanık beyanıdır. Kişinin çevresinde iddia ettiği adla tanınıp bilindiğini gösteren komşu, iş arkadaşı ve akraba beyanları bu kapsamda dinlenir. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin 2009/5429 esas ve 2009/9887 karar sayılı kararında, davacının çevrede tanınıp bilindiği adın özenli biçimde araştırılması ve dinletmeye hazır olduğu bildirilen tanıkların dinlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Tanık beyanının yanında, kişinin talep ettiği adı fiilen kullandığını gösteren belgeler de sunulabilir. Sosyal çevrede, iş hayatında veya sanatsal faaliyette bu adın kullanıldığına ilişkin kayıtlar bu kapsamdadır. Dava, nüfus müdürlüğü husumetiyle asliye hukuk mahkemesinde görülür. Talebin hangi ada ve hangi gerekçeye dayandığının dilekçede açık biçimde belirtilmesi, yargılamanın gereksiz uzamasını önler.
Ad ve soyadı değiştirme davası, tek şartı haklı sebep olan ancak bu sebebin ispatına dayanan bir davadır. Çevrede başka bir adla tanınıyor olmak en sık kabul edilen gerekçe olmakla birlikte, bunun tanık ve belgelerle özenle ortaya konulması gerekir. Ayrıca 2025 tarihli Anayasa Mahkemesi kararı nedeniyle ilan yükümlülüğü bakımından geçiş dönemi işlemektedir. Bu nedenle davanın kurulmasında kişiler hukuku alanında deneyimli bir avukattan destek almak yerinde olur.
19.08.2026 13 Av. Can KİLERCİOĞLU