Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık

İşe İade Davası Şartları Nelerdir, Kimler Açabilir?


Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık
Hukuki Danışmanlık Almak İster Misiniz?

Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.

WhatsApp ile Danışın
İşe İade Davası Şartları Nelerdir, Kimler Açabilir?

İşe İade Davası Şartları Nelerdir, Kimler Açabilir?
 

Bandırma, Gönen ve İnegöl bölgesinde iş hukuku ve iş güvencesi konularında hukuki destek arayan kişiler için feshin geçersizliğinin tespiti, işe iade talebi ve işe başlatmama tazminatına ilişkin süreçlerde vekillik ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktayız.
 

İşten çıkarılan her işçi işe iade davası açamaz. Kanun bu hakkı belirli şartları taşıyan işçilere tanımış ve iş güvencesi adı verilen bir koruma sistemi kurmuştur. Bu sistemin özü, işverenin belirsiz süreli iş sözleşmesini feshederken bir gerekçe göstermek zorunda olmasıdır. Gerekçe gösterilmemesi ya da gösterilen gerekçenin geçerli sayılmaması halinde fesih geçersiz hale gelir. Ancak korumanın kapsamı sınırlıdır ve süreler oldukça kısadır. Şartların ve sürelerin bilinmemesi, haklı olan işçinin dahi hak kaybına uğramasına yol açabilir.
 

İŞ GÜVENCESİNDEN KİMLER YARARLANIR?
İş Kanunu'nun 18. maddesi şartları açıkça sayar. Buna göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. Bu tanımdan üç şart çıkar. İşyerinde otuz veya daha fazla işçi çalışmalıdır, işçinin en az altı aylık kıdemi bulunmalıdır ve sözleşme belirsiz süreli olmalıdır. Kanun bazı istisnalar da getirmiştir. Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyeri varsa, işçi sayısı bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. Ayrıca işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında bu hükümler uygulanmaz.
 

GEÇERLİ SEBEP NE DEMEKTİR?
İş Kanunu'nun 18. maddesi geçerli sebebi üç kaynağa bağlar. Fesih, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanabilir. Geçerli sebep, haklı sebepten farklıdır ve daha hafif bir ağırlık taşır. Haklı sebep derhal fesih imkanı verirken, geçerli sebep bildirim süresine uyularak yapılan feshi meşrulaştırır. Kanun ayrıca hangi hususların geçerli sebep oluşturmayacağını da saymıştır. Sendika üyeliği veya sendikal faaliyetlere katılmak, işyeri sendika temsilciliği yapmak, mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak, ırk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din ve siyasi görüş gibi nedenler geçerli sebep sayılmaz.
 

FESHİN SON ÇARE OLMASI İLKESİ NEDİR?
Bu ilke kanunda açıkça yazmaz, ancak yargı kararlarıyla yerleşmiştir ve işe iade davalarının belkemiğini oluşturur. İlkenin özü, feshin başvurulacak en son yol olması gerektiğidir. İşveren, fesihle ulaşmak istediği amaca daha hafif tedbirlerle ulaşabiliyorsa fesih geçerli sayılmaz. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2013/25223 esas ve 2013/22520 karar sayılı kararında, işverenin işletmesel kararın amacını ve içeriğini serbestçe belirleyebileceği, ancak feshin son çare olması ilkesi çerçevesinde fesihle takip edilen amaca daha hafif, somut ve belirli tedbirlerle ulaşabilecekse feshin geçerli sebebe dayandığından söz edilemeyeceği belirtilmiştir. Aynı dairenin 2018/9234 esas ve 2018/19001 karar sayılı kararında ise işçiye ücretsiz izin ya da sözleşmenin askıya alınması teklif edilmediği için feshin geçerli nedene dayanmadığı sonucuna varılmıştır.
 

DAVA AÇMADAN ÖNCE ARABULUCUYA GİDİLİR Mİ?
Gidilmesi zorunludur. İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesine göre kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde, herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. Bu nedenle işe iade sürecinde ilk adım mahkeme değil, arabuluculuk bürosudur.
 

DAVA KAZANILIRSA NE OLUR?
İş Kanunu'nun 21. maddesi sonuçları düzenler. İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmazsa, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Mahkeme, feshin geçersizliğine karar verirken işe başlatılmama halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler. Ayrıca kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. Kanun bu hükümlerin sözleşmelerle hiçbir suretle değiştirilemeyeceğini, aksi yöndeki sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğunu da belirtir.
 

İŞÇİNİN BAŞVURU SÜRESİ NE KADARDIR?
Bu süre son derece kısadır ve uygulamada en çok hak kaybına yol açan noktadır. İş Kanunu'nun 21. maddesine göre işçi, kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmazsa, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. Yani davayı kazanmak tek başına yeterli değildir, kararın ardından süresinde başvuru yapılması da gerekir. Bu başvurunun ispatlanabilir biçimde yapılması önem taşır. Ayrıca işçi işe başlatılırsa, peşin ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı yapılacak ödemeden mahsup edilir.
 

İşe iade davası, iş güvencesi kapsamındaki işçiye güçlü bir koruma sağlar. Ancak koruma otuz işçi ve altı aylık kıdem gibi somut eşiklere bağlıdır, arabuluculuk zorunlu bir ön aşamadır ve karardan sonraki on iş günlük başvuru süresi hak düşürücü niteliktedir. Bu eşiklerin ve sürelerin doğru hesaplanması için iş hukuku alanında deneyimli bir avukattan destek almak yerinde olur.

19.08.2026 21 Av. Can KİLERCİOĞLU
Whatsapp İletişim