Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.
İŞE İADE BAŞVURUSUNDA SAMİMİYET İŞÇİNİN VE İŞVERENİN GERÇEK NİYETİ NASIL DEĞERLENDİRİLİR
Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık olarak Bandırma, Balıkesir ve Bursa bölgesinde iş hukuku alanında işçi ve işveren tarafına yönelik avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermekteyiz. İşten çıkarılma, iş sözleşmesinin feshi, işe iade davaları, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti gibi işçilik alacaklarına ilişkin uyuşmazlıklarda vekillik ve hukuki destek sağlamaktayız.
İşe iade sürecinde davanın kazanılması kadar önemli bir konu da tarafların başvuru ve davet aşamasında samimi davranmasıdır. İşçinin işe geri dönmek için yaptığı başvuru ya da işverenin işçiyi işe çağırması her zaman gerçek niyeti yansıtmayabilir. Bazen işçi yalnızca tazminat almak için başvurur, bazen işveren yalnızca tazminat ödememek için davet eder. Hukuk bu tür samimiyetsiz davranışları korumaz. Bu yazıda işe iade başvurusunda samimiyet kavramı ve tarafların gerçek niyetinin nasıl değerlendirildiği ele alınmaktadır.
Samimiyet Şartı Nereden Gelir
İşçinin işe iade amacıyla işverene yaptığı başvurunun ciddi ve samimi olması gerektiği İş Kanununda açık bir hüküm olarak yer almaz. Ancak bu gereklilik öğreti ve mahkeme içtihatlarıyla hukukumuzda sağlam bir yer edinmiştir. Samimiyet, işçinin fesihten önceki işine gerçekten dönme ve işverenle iş ilişkisini içtenlikle sürdürme niyetinde olmasını ifade eder. İşçi işverence davet edildiğinde onun emir ve denetimi altında çalışmayı kabul ediyorsa samimiyetini göstermiş olur.
Bu şartın temelinde Türk Medeni Kanununda düzenlenen dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı yatar. Bir hakkın, hak sahibine meşru menfaat sağlamak yerine yalnızca karşı tarafı zarara uğratmak veya haksız menfaat elde etmek amacıyla kullanılması hakkın kötüye kullanılması sayılır.
İşçinin Samimiyetsiz Başvurusu
İşçinin asıl hedefi işe başlamak olmadığı halde yalnızca işe iade kararının sağladığı tazminat ve ücret gibi maddi faydaları elde etmek amacıyla yaptığı başvuru geçerli bir işe iade başvurusu sayılmaz. İşverenin davetine rağmen işçinin işe başlamamış olması, niyetinin işe dönmek olmadığını gösteren temel bir belirti olarak değerlendirilir.
Yargıtay bu konuda somut davranışları esas alır. Örneğin işverenin davetinden sonra işe dönen bir işçinin makul bir süre beklemeden işyerine uğramaması ya da işe başladıktan hemen sonra işverene ihtarname göndermesi, başvurunun samimi olmadığına işaret eder. Başka bir örnekte işçi, işverenin işe davet teklifine karşılık işe iki ay sonra başlayabileceğini bildirmiştir. Yargıtay bu öneriyi samimi bir başvuru olarak kabul etmemiş ve geçerli sebeple fesih yapıldığını onaylamıştır.
Başvurunun samimi olmadığı tespit edilirse işverenin yaptığı fesih geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bu durumda işçi, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretini talep edemez. Ancak geçerli sayılan feshe bağlı olarak koşulları oluşmuşsa kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanabilir.
İşe İade Sırasında Başka Bir İşte Çalışma
İşçinin işe iade davası sürerken veya başvuru aşamasında başka bir işte çalışıyor olması tek başına samimiyetsizlik anlamına gelmez. Kişinin geçimini sağlamak için bir işte çalışması doğaldır. Burada belirleyici olan, işçinin işverenin davetine olumlu yanıt verip vermediği ve eski işine gerçekten dönmek isteyip istemediğidir. Her durum kendi somut koşullarına göre değerlendirilir.
İşverenin Samimiyeti de Aranır
Samimiyet şartı yalnızca işçi için geçerli değildir. İşveren de işçiyi işe davet ederken samimi olmak zorundadır. İşverenin işçiyi gerçekten çalıştırmak yerine, yalnızca işe başlatmama tazminatından kurtulmak amacıyla göstermelik bir davette bulunması samimi sayılmaz. Örneğin işçiyi eski işi yerine onu zorlayacak, kabul etmeyeceği koşullarda bir göreve çağırmak ya da daveti gerçek bir çalışma imkânı sunmadan yapmak samimiyetsizlik olarak değerlendirilir. İşverenin daveti samimi değilse, işçi işe başlamasa dahi işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti haklarını korur.
Sonuç
İşe iade sürecinde hem işçinin başvurusu hem de işverenin daveti samimi olmak zorundadır. Bu samimiyet, dürüstlük kuralının ve hakkın kötüye kullanılması yasağının bir gereğidir. İşçi yalnızca tazminat almak için başvuruyorsa haklarını kaybedebilir, işveren yalnızca tazminattan kurtulmak için davet ediyorsa işçinin hakları korunur. Samimiyetin tespiti her somut olayın koşullarına göre yapıldığından ve tarafların davranışları titizlikle değerlendirildiğinden, bu tür uyuşmazlıklarda bir avukatın hukuki desteğini almak önem taşımaktadır.