Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.
İŞ KAZASINDA İŞVEREN HAPİS CEZASI ALIR MI VE CEZAİ SORUMLULUĞUN KOŞULLARI
Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık olarak Gönen, Bandırma ve Erdek bölgesinde iş hukuku ve ceza hukuku alanında avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermekteyiz. İş kazası tespiti, iş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat davaları, işveren ve işçi tarafının cezai sorumluluğuna ilişkin süreçlerde vekillik ve hukuki destek sağlamaktayız.
Bir işyerinde meydana gelen ölümlü veya yaralanmalı iş kazası sadece tazminat boyutuyla sınırlı kalmaz, aynı zamanda ceza hukukunu da ilgilendirir. İş kazası sonrası en çok merak edilen sorulardan biri işverenin hapis cezası alıp almayacağıdır. Bu sorunun cevabı her olayda farklılık gösterir, çünkü cezai sorumluluk belirli koşulların bir arada bulunmasına bağlıdır. Bu yazıda iş kazasında işverenin ceza hukuku bakımından hangi durumlarda sorumlu tutulduğu ele alınmaktadır.
İşverenin Cezai Sorumluluğu Kusura Dayanır
İş kazasından dolayı işverenin fail sıfatıyla cezai sorumluluğunun doğabilmesi için öncelikle kusurunun bulunması gerekir. Ceza hukukunda bir kişinin sonuca ilişkin sorumluluğu ancak kusurlu sayılması halinde gündeme gelir. İşverenin yalnızca işveren olması ve kazanın onun işyerinde gerçekleşmiş olması tek başına cezalandırılması için yeterli değildir. Önemli olan işverenin alması gereken iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almamış olması ve bu eksikliğin kaza ile bağlantılı bulunmasıdır.
Nedensellik Bağının Önemi
İş kazalarında nedensellik bağının tespiti büyük önem taşır. İşverene yüklenen bir iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüğünün ihlal edilmiş olması ile kaza arasında uygun bir illiyet bağı bulunması gerekir. Başka bir ifadeyle ölümlü ya da yaralanmalı kazanın, ihmal edilen o yükümlülük sonucunda meydana gelmiş olması zorunludur. İş sağlığı ve güvenliği kapsamında bir eksiklik bulunsa dahi kaza bu eksiklikten bağımsız başka bir nedene dayanıyorsa, ihlal edilen yükümlülüğün muhatabı bu olay nedeniyle ceza hukuku bakımından sorumlu tutulamaz.
Bu noktada önemli bir örnek vermek mümkündür. İşveren işçiye takması gereken bareti temin etmemiş olsa dahi, işçinin başına düşen cismin büyüklüğü nedeniyle baret takılsaydı bile ölümün kaçınılmaz olduğu bir olayda işveren bu yükümlülük ihlali nedeniyle cezai sorumluluk altına girmez. Çünkü önlem alınmış olsaydı dahi aynı sonuç kesin olarak gerçekleşecekse, o yükümlülük objektif olarak işverene atfedilemez.
Garantör Konumu ve İhmali Davranış
İşverene iş sağlığı ve güvenliği alanında belirli icrai davranışlarda bulunma yönünde hukuki bir yükümlülük yüklenmiştir. Bu nedenle işverenin garantör konumundan söz edilir. İşveren bu yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucunda bir işçinin yaralanması veya hayatını kaybetmesi halinde, bu neticeden garantör sıfatıyla sorumlu tutulur. Yargıtay uygulamasında işverenin sorumluluğu çoğu zaman aktif bir fiilden değil, garantörlük konumuna dayalı ihmali davranışından kaynaklanmaktadır.
Taksirden Olası Kasta Uzanan Sorumluluk
İşverenin mevzuatla öngörülen önlemleri almaması sonucunda işçinin iş kazasına uğraması durumunda bu eylem dikkatsizlik ve tedbirsizlik çerçevesinde değerlendirilir. Bu halde işverenin taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçlarından sorumluluğu doğar. Ancak işverenin alınması gereken önlemleri bilerek ve isteyerek ihmal etmesi halinde durum değişir. Bu halde olası kast söz konusu olabileceğinden işveren kasten yaralama veya kasten öldürme suçlarından da sorumlu tutulabilir. Mücbir sebep, beklenmeyen hal veya kaçınılmazlık gibi durumların varlığında ise işverenin cezai sorumluluktan kurtulması kabul edilmektedir.
Tüzel Kişilerin Durumu
Ceza hukukunda önemli bir ilke, cezai sorumluluğun ancak gerçek kişiler bakımından doğabilmesidir. İşverenin bir şirket yani tüzel kişi olması halinde, tüzel kişinin fail sıfatıyla cezai sorumluluğuna gidilemez. Bu durumda cezai sorumluluk, şirket adına iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirmesi gereken gerçek kişiler üzerinden değerlendirilir.
Sorumluluğun Devri Mümkün müdür
İşverenin iş güvenliği uzmanını işveren vekili sıfatıyla görevlendirmesi ve bu kişiyi gerçek yetki ve sorumluluklarla donatması halinde cezai sorumluluktan kurtulması mümkün olabilir. Ancak bu atama yalnızca sorumluluktan kaçınma amacı taşıyorsa işveren yine sorumlu tutulur. Ayrıca atanan kişinin iş sağlığı ve güvenliği alanında idari, hukuki ve teknik açıdan yetkin ve bilgi sahibi gerçek bir uzman olması gerekir.
Sonuç
İş kazasında işverenin hapis cezası alıp almayacağı somut olayın koşullarına bağlıdır. Cezai sorumluluğun doğması için işverenin kusurunun bulunması, ihmal edilen yükümlülük ile kaza arasında nedensellik bağının kurulması ve sonucun önlenebilir olması gerekir. İşveren garantör konumu nedeniyle alması gereken önlemleri almadığında taksirli, bilerek ihmal ettiğinde ise olası kast kapsamında sorumlu tutulabilir. Bu nedenle hem işveren hem de mağdur işçi açısından sürecin kusur, nedensellik ve önlenebilirlik ekseninde değerlendirilmesi büyük önem taşır. Hak kaybı yaşanmaması adına sürecin bir avukatın hukuki desteğiyle yürütülmesi yararlı olacaktır.