Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.
İş Kazası Geçirdim, İşverenden Hangi Tazminatları İsteyebilirim?
Bandırma, Gemlik ve Çanakkale bölgesinde iş kazası ve işçi hakları konularında hukuki destek arayan kişiler için iş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat talepleri, işverenin sorumluluğunun belirlenmesi ve Sosyal Güvenlik Kurumu süreçlerinde vekillik ve danışmanlık hizmeti sunmaktayız.
İş yerinde bir kaza geçirdiniz, tedavi gördünüz, belki bir süre çalışamadınız ya da kalıcı bir sağlık sorunuyla karşı karşıya kaldınız. Bu durumda akla gelen ilk sorulardan biri, işverenden hangi tazminatları isteyebileceğinizdir. İş kazası tazminatı, işçinin uğradığı zararın karşılanması için başvurabileceği en önemli haktır. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun ödediği geçici veya sürekli iş göremezlik gelirleri çoğu zaman zararın tamamını karşılamaz, bu nedenle işçinin işverene karşı ayrıca tazminat davası açma hakkı bulunur. Bu hakların kapsamını bilmek, işçinin uğradığı kaybı tam olarak talep edebilmesi bakımından belirleyicidir.
İŞ KAZASI SAYILAN DURUMLAR NELERDİR?
İş kazası, yalnızca fabrika veya şantiye içinde meydana gelen olaylardan ibaret değildir. Sosyal güvenlik mevzuatına göre işçinin işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülen iş nedeniyle, işveren tarafından görevle başka bir yere gönderilmesi sırasında veya işe gidip gelmek için sağlanan servis aracında geçirdiği kazalar da iş kazası sayılır. Emzikli kadın işçinin çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda meydana gelen olaylar da bu kapsamda değerlendirilir. Olayın iş kazası olarak kabul edilmesi, işçinin sonraki tazminat haklarının temelini oluşturur. Bu nedenle kazanın zamanında ve doğru biçimde Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirilmesi büyük önem taşır.
İŞ KAZASINDA İŞÇİ HANGİ TAZMİNATLARI İSTEYEBİLİR?
İş kazası geçiren işçi, uğradığı zarara göre hem maddi hem de manevi tazminat talep edebilir. Maddi tazminat, kazanın işçide yol açtığı ekonomik kaybı karşılamaya yöneliktir. Bu kayıp, tedavi ve bakım giderlerini, işçinin çalışamadığı dönemdeki kazanç kaybını ve kalıcı bir sakatlık söz konusuysa çalışma gücündeki azalma nedeniyle ileride uğrayacağı gelir kaybını kapsar. Sürekli iş göremezlik durumunda, işçinin çalışma gücünü hangi oranda kaybettiği tıbbi olarak belirlenir ve tazminat bu orana göre hesaplanır. Manevi tazminat ise kazanın işçide meydana getirdiği acı, üzüntü ve yaşam kalitesindeki düşüş gibi manevi zararların karşılığıdır. İşverenin işçiyi gözetme ve işyerinde gerekli sağlık ve güvenlik önlemlerini alma borcu Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Bu borcun ihlali, tazminat sorumluluğunun dayanağıdır.
SGK'NIN ÖDEDİĞİ GELİR TAZMİNATTAN DÜŞÜLÜR MÜ?
İş kazası sonrası Sosyal Güvenlik Kurumu işçiye geçici iş göremezlik ödeneği, kalıcı sakatlık halinde ise sürekli iş göremezlik geliri bağlar. Ancak bu ödemeler çoğu zaman işçinin gerçek zararını tam olarak karşılamaz. İşçinin açacağı tazminat davasında, mahkeme önce işçinin toplam zararını belirler, ardından Kurumun bağladığı gelirin peşin sermaye değerini bu zarardan düşer. Aradaki fark, yani karşılanmayan kısım işverenden istenebilir. Bu nedenle Kurumdan gelir alınmış olması, işverene karşı dava açma hakkını ortadan kaldırmaz. İşçinin gerçek zararı ile Kurumun karşıladığı kısım arasındaki farkın doğru hesaplanması, talebin sağlıklı biçimde belirlenmesini sağlar.
İŞVERENİN KUSURU YOKSA TAZMİNAT ALINABİLİR Mİ?
İş kazası tazminatında kural olarak işverenin kusuru aranır. İşveren gerekli güvenlik önlemlerini almamış, işçiyi eğitmemiş veya denetlemekte ihmal göstermişse kusurlu sayılır ve zarardan sorumlu olur. Bununla birlikte işçinin de kendi dikkatsizliğiyle kazaya katkıda bulunması mümkündür. İşçinin bu katkısı, yani müterafik kusuru, tazminat miktarında indirim sebebidir ancak çoğu zaman işverenin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz. Kazanın tümüyle öngörülemez ve kaçınılmaz bir olaydan kaynaklandığı istisnai durumlarda sorumluluk değişebilir. Kusur oranlarının belirlenmesi teknik bir inceleme gerektirdiğinden, dava sürecinde bilirkişi raporları belirleyici olur.
İŞ KAZASI TAZMİNATINDA ZAMANAŞIMI NE KADARDIR?
İş kazasından doğan tazminat talepleri kural olarak on yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre, işçinin haklarını sonsuza kadar saklı tutmadığından, geç kalınması durumunda talep hakkının kaybedilmesine yol açabilir. Kazanın aynı zamanda bir suç oluşturduğu hallerde, ceza kanunundaki daha uzun zamanaşımı süreleri tazminat talebi için de dikkate alınabilir. Sürekli iş göremezlik oranının sonradan artması gibi durumlarda ek talepler gündeme gelebilir. Sürelerin işçi aleyhine işlememesi için hakların zamanında ileri sürülmesi önemlidir.
İŞ KAZASI TAZMİNAT DAVASI KİME KARŞI VE NEREDE AÇILIR?
İş kazası tazminatı davası kural olarak işçinin çalıştığı işverene karşı açılır. Ancak asıl işveren ile alt işveren ilişkisinin bulunduğu, işçinin geçici olarak başka bir işverene devredildiği ya da kazada üçüncü kişilerin de kusurunun olduğu durumlarda birden fazla kişi sorumlu olabilir. Bu hallerde tazminatın kimden isteneceği, kazanın oluş biçimine ve kusur dağılımına göre belirlenir. İş kazasından doğan tazminat davaları iş mahkemelerinde görülür. İşçinin doğru davalıyı belirlemesi ve talebini eksiksiz yöneltmesi, sürecin sağlıklı ilerlemesi bakımından önem taşır. Yanlış kişiye yöneltilen veya eksik açılan bir dava, zaman ve hak kaybına yol açabilir.
İş kazası tazminatı davaları, zararın doğru hesaplanmasına ve kusur oranlarının sağlıklı biçimde ortaya konmasına bağlıdır. Tazminat taleplerinin zamanaşımına uğramaması ve eksik hesaplanan bir talep yüzünden hak kaybı yaşanmaması için, sürecin başından itibaren iş hukuku alanında deneyimli bir avukattan destek alınması işçinin lehinedir.
8.07.2026 101 Av. Can KİLERCİOĞLU