Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık

Hukuki Ehliyetsizlik Nedeniyle Açılan Tapu İptal Davası Nedir?


Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık
Hukuki Danışmanlık Almak İster Misiniz?

Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.

WhatsApp ile Danışın
Hukuki Ehliyetsizlik Nedeniyle Açılan Tapu İptal Davası Nedir?

Hukuki Ehliyetsizlik Nedeniyle Açılan Tapu İptal Davası Nedir?
 

Bandırma, Biga ve Gönen bölgesinde tapu iptali ve tescili davaları ile ehliyet uyuşmazlıkları konularında hukuki destek arayan kişiler için işlem ehliyetinin değerlendirilmesi, yolsuz tescilin düzeltilmesi ve dava süreçlerinde vekillik ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktayız.
 

Bir taşınmazın geçerli biçimde devredilebilmesi için, devri yapan kişinin işlem sırasında hukuki işlem ehliyetine sahip olması gerekir. Yaşlılık, akıl hastalığı ya da benzeri bir sebeple ayırt etme gücünü yitirmiş bir kişinin yaptığı devir, geçerli sayılmaz. Bu durumda hukuki ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptal ve tescil davası gündeme gelir. Bu davanın dayanağının ve nasıl değerlendirildiğinin bilinmesi, mülkiyet hakkı zedelenen kişi bakımından önem taşır. Özellikle miras yoluyla intikal etmesi beklenen bir taşınmazın, miras bırakan tarafından ehliyetsiz olduğu bir dönemde devredilmesi, mirasçılar bakımından da bu davayı gündeme getirebilir. Ehliyetsizlik iddiası, işlem tarihine ilişkin bir değerlendirme gerektirdiğinden, geriye dönük ve teknik bir inceleme yapılmasını zorunlu kılar. Aşağıda bu davanın dayanağı ve işleyişi ele alınmaktadır.
 

HUKUKİ EHLİYET NE ANLAMA GELİR?
Hukuki işlem ehliyeti, bir kişinin kendi fiilleriyle hak kazanabilmesi ve borç altına girebilmesi yeteneğidir. Bu ehliyetin temelinde ayırt etme gücü yer alır. Ayırt etme gücü, kişinin makul biçimde davranma, yaptığı işlemin anlam ve sonuçlarını kavrama yeteneğidir. Bir taşınmazı devretmek gibi önemli bir hukuki işlemin geçerli olabilmesi için, kişinin işlem sırasında bu yeteneğe sahip olması gerekir. Ayırt etme gücü bulunmayan bir kişi, hukuk düzeni tarafından kendi işlemlerinin sonuçlarını değerlendiremeyecek durumda kabul edilir. Bu nedenle böyle bir kişinin yaptığı işlemler korunmaz. Ehliyetin varlığı, işlemin yapıldığı ana göre değerlendirilir.
 

AYIRT ETME GÜCÜ OLMAYAN KİŞİNİN İŞLEMİ GEÇERLİ MİDİR?
Geçerli değildir. Türk Medeni Kanunu'nun 15. maddesi bu konuda açıktır. Maddeye göre, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz. Bu hüküm, ayırt etme gücünden yoksun bir kişinin yaptığı taşınmaz devrinin de geçersiz olduğu anlamına gelir. İşlem geçersiz olduğundan, bu işleme dayanan tapu kaydı da yolsuz hale gelir. Bu durumda ayni hakkı zedelenen kişi, Türk Medeni Kanunu'nun 1025. maddesi uyarınca tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir. Yani ehliyetsiz kişinin yaptığı devir, geçerli bir hukuki dayanak oluşturmadığından iptale konu olabilir. Bu geçersizlik, işlemin baştan itibaren sonuç doğurmaması biçiminde ortaya çıkar.
 

EHLİYETSİZLİK HANGİ DURUMLARDA GÜNDEME GELİR?
Ayırt etme gücünün bulunmaması, çeşitli sebeplere dayanabilir. İleri yaşa bağlı zihinsel gerileme, bunama, akıl hastalığı, ağır nörolojik rahatsızlıklar ya da bilinci etkileyen sağlık durumları bu kapsamda değerlendirilebilir. Önemli olan, kişinin işlem tarihinde yaptığı devrin anlam ve sonuçlarını kavrayacak durumda olup olmadığıdır. Bir kişinin genel olarak hasta olması tek başına yeterli değildir, belirleyici olan işlem anındaki durumudur. Bu nedenle değerlendirme, devrin yapıldığı tarih esas alınarak yapılır. Kişinin o tarihte ayırt etme gücüne sahip olup olmadığı, davanın merkezindeki sorudur. Bu durum, sağlık geçmişi ve dönemin koşulları birlikte incelenerek ortaya konulur.
 

EHLİYETSİZLİK NASIL İSPAT EDİLİR?
Ehliyetsizliğin ispatı, bu davaların en önemli aşamasıdır. Kişinin işlem tarihindeki durumu, geriye dönük olarak değerlendirilir. Bu değerlendirmede kişinin sağlık kayıtları, hastane ve tedavi belgeleri, kullandığı ilaçlara ilişkin kayıtlar ve varsa daha önce alınmış sağlık raporları incelenir. Uygulamada bu tür dosyalarda sağlık kurulu raporları ve gerektiğinde uzman değerlendirmesi gündeme gelir. Kişinin işlem tarihindeki durumunu bilen tanıkların beyanları da dikkate alınabilir. Amaç, kişinin devri yaptığı anda ayırt etme gücüne sahip olup olmadığını ortaya koymaktır. Bu değerlendirme teknik bir nitelik taşıdığından, dosyadaki tıbbi ve diğer delillerin bütün olarak ele alınması gerekir.
 

ÜÇÜNCÜ KİŞİYE DEVİR SONUCU ETKİLER Mİ?
Etkileyebilir. Ehliyetsiz kişinin devrettiği taşınmaz, sonradan bir başkasına devredilmiş olabilir. Türk Medeni Kanunu'nun 1025. maddesi, yolsuz tescil nedeniyle tapu sicilinin düzeltilmesini dava etme hakkını tanırken, iyiniyetli üçüncü kişilerin bu tescile dayanarak kazandıkları ayni hakları saklı tutar. Bu nedenle taşınmazı, tapudaki kayda iyiniyetle güvenerek edinen üçüncü kişinin durumu ayrıca değerlendirilir. Ancak ehliyetsizlik hallerinde iyiniyetin korunup korunmayacağı, olayın koşullarına göre farklılık gösterebilir. Bu değerlendirme, devrin nasıl gerçekleştiği ve üçüncü kişinin durumu birlikte ele alınarak yapılır. Bu nedenle taşınmazın güncel tapu durumu, davanın seyrini etkileyen bir unsurdur.
 

VESAYET ALTINDAKİ KİŞİNİN İŞLEMİ NE OLUR?
Ayırt etme gücünün tümüyle bulunmadığı haller dışında, kısıtlılık gibi ehliyeti sınırlayan durumlar da tapu işlemlerini etkiler. Bir kişi vesayet altına alınmış, yani kısıtlanmışsa, ayırt etme gücüne sahip olsa dahi hukuki işlem ehliyeti sınırlanır. Bu durumda kişinin taşınmazını devretmesi, kural olarak yasal temsilcisinin ve gerektiğinde vesayet makamının iznine bağlıdır. Bu izinler bulunmadan yapılan devir işlemi geçerli olmayabilir ve buna dayanan tapu kaydının iptali gündeme gelebilir. Bu nedenle işlem tarihinde kişi hakkında bir kısıtlılık kararı bulunup bulunmadığı da incelenir. Ayırt etme gücünün tümüyle yokluğu ile ehliyeti sınırlayan kısıtlılık halleri farklı hükümlere tabidir, ancak her ikisi de tapu iptali bakımından sonuç doğurabilir. Bu nedenle kişinin işlem tarihindeki hukuki durumunun bütün olarak değerlendirilmesi gerekir.
 

Hukuki ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptal davası, işlem tarihinde ayırt etme gücü bulunmayan kişinin yaptığı devrin geçersizliğine dayanır. Türk Medeni Kanunu'nun 15. maddesi gereğince böyle bir işlem hukuki sonuç doğurmaz ve buna dayanan tapu kaydının iptali istenebilir. Kişinin işlem tarihindeki durumu ile üçüncü kişinin iyiniyeti, davanın sonucunu birlikte belirleyen unsurlardır. Ehliyetsizliğin işlem tarihi esas alınarak ve tıbbi delillerle ortaya konulması gerektiğinden, bu tür bir uyuşmazlıkta alanında deneyimli bir avukattan destek almak yerinde olur.

10.08.2026 21 Av. Can KİLERCİOĞLU
Whatsapp İletişim