Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık

Haksız Fiil Nedeniyle Tazminat Davası Ne Zamana Kadar Açılır?


Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık
Hukuki Danışmanlık Almak İster Misiniz?

Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.

WhatsApp ile Danışın
Haksız Fiil Nedeniyle Tazminat Davası Ne Zamana Kadar Açılır?

Haksız Fiil Nedeniyle Tazminat Davası Ne Zamana Kadar Açılır?
 

Bandırma, Gönen ve Biga bölgesinde tazminat hukuku ve haksız fiil sorumluluğu konularında hukuki destek arayan kişiler için maddi ve manevi tazminat taleplerinde zamanaşımının hesaplanması ve dava sürecinde vekillik ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktayız.
 

Bir kaza, saldırı ya da başka bir haksız fiil nedeniyle zarar gören kişinin tazminat davası açması belirli sürelere bağlıdır. Bu süreler kaçırıldığında, zarar gerçek ve talep haklı olsa dahi dava zamanaşımı nedeniyle reddedilebilir. Haksız fiilde zamanaşımı, birden fazla sürenin birlikte işlediği ve fiilin suç oluşturması halinde değişebilen bir yapıya sahiptir. Bu yapının bilinmesi, davanın zamanında açılmasını ve hakkın korunmasını sağlar.
 

HAKSIZ FİİL NEDİR?
Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi haksız fiili tanımlar. Maddeye göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bu tanımdan haksız fiilin unsurları çıkar. Bir fiil, bu fiilin hukuka aykırı olması, kusur, zarar ve fiil ile zarar arasında nedensellik bağı bulunması gerekir. Bu unsurların bir arada gerçekleşmesi halinde zarar veren, zararı gidermekle yükümlü olur. Trafik kazaları, darp olayları ve mala verilen zararlar bu kapsamda değerlendirilen en yaygın hallerdir.
 

TAZMİNAT DAVASINDA ZAMANAŞIMI KAÇ YILDIR?
Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesi bu süreyi belirler. Maddeye göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Burada iki ayrı süre birlikte işler. Birincisi öğrenmeye bağlı iki yıllık süredir. İkincisi ise fiilin işlendiği tarihten itibaren işleyen on yıllık üst süredir. İki yıllık süre, zarar görenin hem zararı hem de kimden isteyeceğini öğrendiği tarihten başlar. Bu iki hususun birlikte öğrenilmiş olması aranır. On yıllık süre ise her halde geçerli olan mutlak bir üst sınırdır. Yani zarar veren çok sonradan öğrenilse bile, fiilden itibaren on yıl geçmişse talep zamanaşımına uğrar.
 

SÜRE NE ZAMAN İŞLEMEYE BAŞLAR?
İki yıllık sürenin başlangıcı, uygulamada en çok tartışılan konudur. Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesine göre bu süre, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlar. Yani sürenin işlemeye başlaması için iki şeyin birlikte öğrenilmesi gerekir. Zarar görenin hem uğradığı zararı hem de bu zarardan kimin sorumlu olduğunu bilmesi aranır. Bunlardan biri henüz bilinmiyorsa süre işlemeye başlamaz. Örneğin zarar sonradan ortaya çıkmışsa ya da sorumlunun kimliği daha sonra belirlenmişse, süre o tarihten itibaren hesaplanır. Bu düzenleme, zararını ya da sorumlusunu bilmeyen kişinin süre nedeniyle hak kaybına uğramasını önler. Ancak on yıllık üst sürenin her halde işlediği unutulmamalıdır.
 

FİİL SUÇ OLUŞTURUYORSA SÜRE DEĞİŞİR Mİ?
Değişir ve bu, mağdur lehine önemli bir hükümdür. Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesine göre tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu zamanaşımı uygulanır. Yani haksız fiil aynı zamanda bir suç oluşturuyorsa ve o suç için öngörülen ceza zamanaşımı, tazminatın iki ve on yıllık sürelerinden daha uzunsa, tazminat talebi bakımından da bu daha uzun süre işler. Bu hüküm, ağır suçlardan doğan zararlarda mağdurun daha uzun süre dava açabilmesini sağlar. 
 

CEZA ZAMANAŞIMININ UYGULANMASI İÇİN CEZA DAVASI ŞART MI?
Ceza zamanaşımının tazminata uygulanabilmesi için fiilin cezayı gerektiren bir fiil olması yeterlidir. Yani fiilin suç oluşturması, ceza zamanaşımının işlemesi bakımından belirleyicidir. Bunun için ayrıca bir ceza davası açılmış ya da mahkumiyet kararı verilmiş olması aranmaz. Fiilin ceza kanunları anlamında bir suç oluşturup oluşturmadığı, tazminat davasına bakan hukuk mahkemesince de değerlendirilebilir. Failin ceza yönünden yargılanmamış olması, tazminat davasında ceza zamanaşımının uygulanmasına kural olarak engel değildir. Bu değerlendirme somut olayın koşullarına göre yapılır. Bu nedenle bir olayın hem tazminat hem de ceza boyutunun bulunduğu hallerde, uygulanacak zamanaşımının doğru belirlenmesi için fiilin niteliğinin incelenmesi gerekir.
 

ZAMANAŞIMI DOLSA DA BİR İMKAN VAR MIDIR?
Kanun sınırlı bir imkân tanımıştır. Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinin ikinci fıkrasına göre haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa, zarar gören haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir. Bu hüküm belirli bir durumu düzenler. Zarar görenin, zarar verene karşı ayrı bir borcu varsa, tazminat talebi zamanaşımına uğramış olsa dahi bu borcu ödemekten kaçınabilir. Yani zamanaşımına uğrayan tazminat alacağı, bir savunma olarak ileri sürülebilir. Bu, zamanaşımının yalnızca dava yoluyla talebi engellediğini, ancak alacağın büsbütün yok olmadığını gösterir. Ancak bu imkân, ortada karşılıklı bir borç ilişkisi bulunmasına bağlıdır.
 

ZAMANAŞIMI DURUR VEYA KESİLİR Mİ?
Haksız fiil zamanaşımı, genel zamanaşımı kurallarına tabi olduğu için belirli hallerde durabilir ya da kesilebilir. Zamanaşımının durması, sürenin işlemesini engelleyen bir sebebin bulunduğu dönemde sürenin ilerlememesi ve bu sebep ortadan kalktığında kaldığı yerden devam etmesi anlamına gelir. Zamanaşımının kesilmesi ise o ana kadar işlemiş sürenin ortadan kalkması ve sürenin yeniden baştan işlemeye başlaması sonucunu doğurur. Borçlunun borcu ikrar etmesi, alacaklının dava açması ya da icra takibi başlatması gibi haller zamanaşımını kesen sebepler arasındadır. Bu nedenle sürenin dolmak üzere olduğu hallerde, dava açmak ya da takip başlatmak süreyi yeniden başlatabilir. Zamanaşımının durması ve kesilmesine ilişkin bu kurallar, sürenin dolduğu düşünülen dosyalarda dahi bir imkânın bulunup bulunmadığının değerlendirilmesini gerektirir. Bu değerlendirme, olayın gelişimine ve tarafların davranışlarına göre yapılır.
 

Haksız fiilde zamanaşımı, öğrenmeye bağlı iki yıllık süre ile fiilden itibaren işleyen on yıllık üst sürenin birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ve ceza zamanaşımı daha uzunsa, bu uzun süre tazminat talebine de uygulanır. Sürelerin başlangıcı ve fiilin niteliği sonucu doğrudan etkilediğinden, bir haksız fiil nedeniyle zarara uğrandığında sürelerin doğru hesaplanması için tazminat hukuku alanında deneyimli bir avukattan destek almak yerinde olur.

27.07.2026 115 Av. Can KİLERCİOĞLU
Whatsapp İletişim