Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.
Cinsel Suçlarda Rıza Ne Zaman Geçerli Sayılır?
Bandırma, Gönen ve Erdek bölgesinde ceza hukuku ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar konularında hukuki destek arayan kişiler için soruşturma ve kovuşturma aşamalarında müdafilik, mağdur vekilliği ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktayız.
Cinsel suçların değerlendirilmesinde en çok merak edilen konulardan biri, mağdurun rızasının fiili suç olmaktan çıkarıp çıkarmadığıdır. Rızanın hukuki değeri, mağdurun yaşına, iradesinin özgürlüğüne ve fiilin niteliğine göre değişir. Ceza hukukunda rıza, özel hukuktan farklı olarak çok daha sıkı koşullara bağlanmıştır. Hangi yaşta ve hangi durumda verilen rızanın geçerli sayılacağının bilinmesi, olayın hangi suç kapsamında değerlendirileceğini doğrudan etkiler.
CEZA HUKUKUNDA RIZA NE ANLAMA GELİR?
Rıza, bir kimsenin kendisine ait bir hukuki değer üzerinde başkasının tasarrufta bulunmasına özgür iradesiyle izin vermesidir. Ancak ceza hukukunda her rıza geçerli sayılmaz. Rızanın geçerli olabilmesi için, rızayı açıklayan kişinin bu konuda tasarruf yetkisine sahip olması ve iradesinin cebir, tehdit, hile veya benzeri bir sebeple sakatlanmamış olması gerekir. Korku altında, aldatılarak ya da iradesi baskı altına alınarak elde edilen bir kabul, hukuken geçerli bir rıza sayılmaz. Cinsel dokunulmazlık, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir değer olduğundan, bu alandaki rızanın da özgür bir iradeye dayanması aranır. Bu nedenle rızanın varlığı kadar, o rızanın gerçekten özgür bir iradenin ürünü olup olmadığı da önem taşır.
RIZANIN GEÇERLİ OLABİLMESİ İÇİN YAŞIN ÖNEMİ NEDİR?
Cinsel suçlarda rızanın geçerliliği bakımından belirleyici olan en önemli ölçüt yaştır. Kanun, belirli bir yaşın altındaki çocukların cinsel konularda geçerli bir irade açıklayamayacağını kabul eder. Türk Ceza Kanunu'nun 103. maddesine göre on beş yaşını tamamlamamış bir çocuğa karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturur. Bu yaş grubundaki bir çocuğun rıza gösterdiği ileri sürülse dahi, bu rızanın hukuki bir değeri yoktur. Aynı şekilde on beş yaşını tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı işlenen fiiller de istismar kapsamındadır. Yani belirli bir yaşın altında rıza kavramından söz edilemez, çünkü kanun bu yaştaki çocuğun korunmasını mutlak bir ilke olarak benimsemiştir.
ON BEŞ YAŞINI DOLDURMUŞ ÇOCUĞUN RIZASI NE İFADE EDER?
On beş yaşını tamamlamış ve fiilin anlamını kavrayabilen bir çocuk söz konusu olduğunda durum farklılaşır. Türk Ceza Kanunu'nun 104. maddesi bu durumu düzenler. Maddeye göre cebir, tehdit ve hile olmaksızın, on beş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine cezalandırılır. Bu suç, reşit olmayanla cinsel ilişki suçu olarak adlandırılır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, on beş yaşını doldurmuş çocuğun cinsel ilişkiye yönelik iradesinin, fiili istismar suçundan çıkarıp daha hafif cezalı ayrı bir suça dönüştürmesidir. Ancak bu, fiilin tümüyle serbest olduğu anlamına gelmez. Fiil yine bir suç oluşturur, sadece şikayete bağlıdır ve cezası farklıdır. Cebir, tehdit ya da hile varsa bu suçtan söz edilemez ve fiil yeniden istismar ya da saldırı kapsamında değerlendirilir.
RIZA HANGİ HALLERDE HİÇBİR DEĞER TAŞIMAZ?
Rızanın hiçbir hukuki değer taşımadığı durumlar bellidir. Cebir yani fiziki güç kullanılması, tehdit, hile ya da mağdurun bilincinin veya iradesinin herhangi bir nedenle etkilenmiş olması hallerinde geçerli bir rızadan söz edilemez. Mağdurun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunması, örneğin bilincinin kapalı olması ya da algılama yeteneğinin bulunmaması halinde de rıza geçersizdir. Bu gibi durumlarda fiil, mağdurun yaşına göre cinsel saldırı ya da çocukların cinsel istismarı suçunu oluşturur. Kısacası rıza, ancak özgür bir iradeyle ve tasarruf yetkisine sahip bir kişi tarafından açıklandığında hukuki sonuç doğurur. Bu koşulları taşımayan bir kabul, fiili suç olmaktan çıkarmaz.
RIZANIN SONRADAN GERİ ALINMASI MÜMKÜN MÜDÜR?
Cinsel bir eyleme başlangıçta gösterilen rıza, o eylemin her aşaması için sürekli ve değişmez sayılmaz. Kişi, iradesini fiil devam ederken de değiştirebilir. Başlangıçta var olan rızanın geri alınmasına rağmen eylemin sürdürülmesi halinde, artık geçerli bir rızadan söz edilemez ve fiil bu andan itibaren hukuka aykırı hale gelir. Aynı şekilde belirli bir davranışa gösterilen rıza, bundan tümüyle farklı ve daha ağır bir fiili kapsayacak biçimde genişletilemez. Rızanın kapsamı, açıklandığı sınırlarla bağlıdır. Bu nedenle rızanın varlığı kadar, hangi ana ve hangi fiile ilişkin olduğu da değerlendirmede gözetilir. Olayın bu yönüyle doğru ortaya konulması, fiilin nitelendirilmesi bakımından belirleyicidir.
RIZANIN VARLIĞI NASIL DEĞERLENDİRİLİR?
Bir olayda rızanın bulunup bulunmadığı, olayın bütün koşulları birlikte ele alınarak değerlendirilir. Tarafların yaşı, aralarındaki ilişki, olayın gerçekleştiği ortam, herhangi bir baskı ya da bağımlılık ilişkisinin varlığı bu değerlendirmede gözetilir. Mağdurun beyanı, tanık anlatımları, varsa yazışma ve görüntü kayıtları ile olayın gelişimine ilişkin diğer deliller birlikte incelenir. Rızanın özgür bir iradeye dayanıp dayanmadığının belirlenmesi, çoğu zaman dosyanın en kritik noktasıdır. Bu nedenle hem bir isnatla karşılaşan kişi hem de mağdur bakımından, olayın gerçek seyrini ortaya koyan delillerin toplanması önem taşır. Rıza değerlendirmesinin hatalı yapılması, fiilin yanlış bir suç kapsamında ele alınmasına yol açabilir.
REŞİT BİR BİREYİN ÖZGÜR RIZASI FİİLİ SUÇ OLMAKTAN ÇIKARIR MI?
Reşit ve fiilin anlamını kavrayabilen bir bireyin, cebir, tehdit ve hile bulunmaksızın özgür iradesiyle verdiği rıza, cinsel bir eylemi cinsel saldırı suçu olmaktan çıkarır. Yetişkinler arasında karşılıklı ve özgür rızaya dayanan cinsel ilişki, kural olarak ceza hukukunun konusu değildir. Cinsel saldırı suçunun oluşması için, fiilin mağdurun rızası dışında gerçekleşmesi gerekir. Bu nedenle reşit bireyler bakımından belirleyici olan, rızanın gerçekten özgür bir iradeye dayanıp dayanmadığıdır. Ancak rızanın baskı, korku ya da aldatma altında elde edildiği durumlarda, ortada geçerli bir rıza bulunmadığı için fiil yeniden suç kapsamına girer. Dolayısıyla yaş koşulu sağlanmış olsa dahi, rızanın özgürlüğü her olayda ayrıca değerlendirilir. Bu değerlendirme, fiilin suç oluşturup oluşturmadığını belirleyen temel noktadır.
Cinsel suçlarda rıza, mağdurun yaşına, iradesinin özgürlüğüne ve fiilin niteliğine göre değişen karmaşık bir konudur. Belirli bir yaşın altında rızanın hiçbir değeri yokken, on beş yaşını doldurmuş çocuk bakımından rıza fiili farklı bir suça dönüştürebilir. Cebir, tehdit ve hile ise rızayı tümüyle geçersiz kılar. Bu değerlendirmenin sonucun tümünü etkilemesi nedeniyle, cinsel dokunulmazlığa karşı bir suç isnadıyla karşılaşıldığında ceza hukuku alanında deneyimli bir avukattan destek almak yerinde olur.
19.08.2026 55 Av. Can KİLERCİOĞLU