Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık

Boşanmadan Önce Mal Kaçırma: Eşin Yaptığı Devirler Tasfiyeye Dahil Edilebilir mi?


Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık
Hukuki Danışmanlık Almak İster Misiniz?

Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.

WhatsApp ile Danışın
Boşanmadan Önce Mal Kaçırma: Eşin Yaptığı Devirler Tasfiyeye Dahil Edilebilir mi?

Boşanmadan Önce Mal Kaçırma: Eşin Yaptığı Devirler Tasfiyeye Dahil Edilebilir mi?
 

Bandırma, Bursa ve Çanakkale bölgesinde aile hukuku alanında; mal rejimi tasfiyesi, eklenecek değerler davası ve boşanma sürecinde mal kaçırmaya karşı hukuki koruma konularında danışmanlık ve dava takip hizmeti sunmaktayız.
 

Boşanma sürecine girildiğinde ya da evlilik gerginleştiğinde bazı eşler, tasfiyede hesaba katılacak malvarlığını küçültmek amacıyla taşınmazlarını, araçlarını ya da birikimlerini yakınlarına devreder. Bu durum, diğer eşin katılma alacağını doğrudan zedeler. Türk Medeni Kanunu'nun 229. maddesi bu sorunu kısmen çözen özel bir düzenleme içerir: belirli koşullar altında devredilen malvarlığı değerleri, artık elde mevcut olmasa bile tasfiyeye dahil edilir.
 

1. Eklenecek Değerler Nedir?
Mal rejimi tasfiyesinde esas alınan kural, tasfiye anında mevcut olan malvarlığıdır. Ancak bu kurala katı biçimde uyulması, bir eşin bilinçli olarak mallarını elden çıkarmasına ve katılma alacağını haksız yollarla sıfırlamasına zemin hazırlar. Türk Medeni Kanunu'nun 229. maddesi tam bu noktaya müdahale eder: tasfiyede fiziken bulunmayan ama hesaba katılması gereken değerleri, aktife ekleyerek tasfiye kapsamına alır.
Bu koruma iki farklı duruma uygulanır: mal rejimi sona ermeden önceki bir yıl içinde rıza alınmadan yapılan olağandışı karşılıksız kazandırmalar ile mal rejiminin devamı boyunca katılma alacağını azaltma kastıyla gerçekleştirilen her türlü devir.
 

2. Birinci Durum: Son Bir Yılda Rızasız Karşılıksız Kazandırma
Mal rejimi sona ermeden önceki bir yıl içinde eşin rızası alınmadan yapılan ve olağan hediye sınırını aşan karşılıksız kazandırmalar, artık elde mevcut olmasa bile tasfiyeye hesabi olarak eklenir. Burada kastın ya da niyetin ayrıca ispatlanmasına gerek yoktur; bir yıllık süre içinde rızasız ve olağandışı bir karşılıksız kazandırma yapılmış olması yeterlidir.
Olağan hediye sayılıp sayılmayacağı, kazandırmayı yapan eşin ekonomik durumuna, kazandırmanın miktarına, ilişkinin niteliğine ve yerel örf ve âdete göre değerlendirilir. Bir evlenme ya da mezuniyet hediyesi olağan hediye olabilir; değeri yüzlerce bin liraya ulaşan bir bağış ise olağan hediye sayılmaz.
Bu hükmün önemli bir sınırı vardır: bir eşin diğer eşe yaptığı karşılıksız kazandırmalar bu kapsama girmez; hükmün koruma altına aldığı, üçüncü kişilere yapılan kazandırmalardır.
 

3. İkinci Durum: Katılma Alacağını Azaltma Kastıyla Yapılan Devirler
İkinci durum hem daha geniş hem de ispatı daha zor bir kapsamı içerir. Mal rejiminin devam ettiği sürenin tamamı boyunca, katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan her türlü devir tasfiyeye eklenir. Bu durumda herhangi bir süre kısıtı yoktur; evliliğin ilk yıllarında yapılan bir devir bile bu kapsamda değerlendirilebilir.
Buna karşın kastın ispatı güçtür. Eşler arasındaki ilişkide gerginlik yaşanıyor olması, devrin yakın akrabaya yapılması, mülkiyetin devredilmesine karşın devredilen malın fiilen eş tarafından kullanılmaya devam edilmesi ve devrin zamanlaması bu kastı gösteren başlıca belirtilerdir. Yargıtay içtihadına göre boşanma davasından kısa süre önce gerçekleştirilen devir işlemlerinde ispat yükü tersine çevrilmekte; malı devreden eş, bu devirde katılma alacağını azaltma kastı bulunmadığını kendisi ispat etmek zorunda kalmaktadır.
Devir bedelinin alındığı durumlarda borçlunun yalnızca alacaklılarını ödediğini söylemesi yeterli değildir. Satış bedelinin nereye gittiği ile iddiayla ödendiği borçlar arasında somut bir bağ kurulması gerekmektedir.
 

4. Hukuki Sonuç: İşlem Geçerli, Değer Tasfiyeye Eklenir
Eklenecek değerler düzenlemesi işlemi geçersiz kılmaz. Devir veya bağış hukuki geçerliliğini korur; sadece devredilen malın değeri, tasfiye hesabına eklenmiş gibi aktife yazılır. Katılma alacağının hesabında bu değer de gözetilir.
Bu düzenlemenin tahsil aşamasında bir sınırı bulunmaktadır. Borçlu eşin malvarlığı, hesaplanan katılma alacağını karşılamaya yetmiyorsa o zaman devri yapan üçüncü kişiye dönülmesi gündeme gelir. Ancak bunun mümkün olabilmesi için tasfiye davasının ihbar yoluyla üçüncü kişiye bildirilmiş olması zorunludur. Bu ihbar yapılmamışsa üçüncü kişiye karşı ayrı dava açma hakkı doğmaz.
 

5. Koruyucu Tedbir: Dava Sırasında Mal Kaçırmayı Önleme
Mal rejimi tasfiyesi davası açıldıktan sonra da borçlu eş mallarını elden çıkarmaya devam edebilir. Bu riski bertaraf etmek için davayla birlikte ihtiyati tedbir talep edilmesi büyük önem taşır. Tapu kütüğüne tedbir şerhi, banka hesaplarının dondurulması ve araç tescillerine haciz uygulanması bu amaçla kullanılan başlıca araçlardır. Mal rejimi devam ederken de Türk Medeni Kanunu'nun 199. maddesi kapsamında tasarruf yetkisinin sınırlandırılması talep edilebilir.
 

Sonuç
Boşanma sürecinde ya da öncesinde eşin malvarlığını bilinçli olarak küçültmesi, katılma alacağını haksız biçimde azaltmaya yönelik bir girişimdir. Türk Medeni Kanunu'nun 229. maddesi bu girişimi tamamen önleyemese de hesaplama aşamasında tasfiyeye ekleme yaparak sonuçlarını hafifletir. Ancak hakkın korunması için doğru zamanda dava açılması, ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmesi ve gerektiğinde ihtiyati tedbir talep edilmesi büyük önem taşır. Bu sürecin hukuki destek alınarak yürütülmesi hak kayıplarını önemli ölçüde azaltır.

13.06.2026 75 Av. Can KİLERCİOĞLU
Whatsapp İletişim