Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.
Boşanmada Katılma Alacağı Şirket Payının Devriyle Ödenebilir mi?
Bandırma, Bursa ve Çanakkale bölgesinde aile hukuku ve ticaret hukukunun kesiştiği davalarda; katılma alacağı, şirket payı devri, ayni ifa ve ortaklık hukuku ile mal rejimi tasfiyesi konularında hukuki danışmanlık sunmaktayız.
Boşanma sonrasında mal rejimi tasfiyesinde borçlu eş zaman zaman şu öneride bulunur: 'Sana para ödemek yerine şirketteki payımı devredeyim.' Bu öneri ilk bakışta pratik görünse de hem aile hukuku hem de ticaret hukuku açısından önemli kısıtlar içerir. Alacaklı eşin bu öneriyi kabul etmek zorunda olup olmadığı, şirketin bu devri engelleyip engelleyemeyeceği ve devrin geçerlilik koşulları birbirinden bağımsız sorulardır.
1. Temel Kural: Seçim Hakkı Borçlu Eşe Ait
Türk Medeni Kanunu'nun 239. maddesinin birinci fıkrası açık bir biçimde ifade edilmiştir: Katılma alacağının ödenmesinde esas para ödemesidir. Payın bizzat devredilmesi yoluyla ifa etme hakkı ise yalnızca borçlu eşe aittir. Alacaklı eş mahkemeden veya borçlu eşten doğrudan 'o payı bana devret' talebinde bulunamaz; bu talep kanunda karşılığı olmayan bir taleptir. Alacaklı eşin hakkı para alacağıdır, ayni hak değil.
Borçlu eş ayni ifayı seçtiyse bu tercih, şirketin devrin önünde koyduğu engellerden bağımsız değildir. Ortaklık hukuku kuralları devamında devreye girer.
2. Anonim Şirketlerde Bağlı Nama Yazılı Pay: Önemli İstisna
Anonim şirketlerde hamiline yazılı paylar serbestçe devredilebilir; bağlam engeli yoktur. Borsaya kote nama yazılı paylar için şirkete bildirim zorunluluğu vardır ve şirket yirmi gün içinde reddetmezse onay verilmiş sayılır.
Asıl önem taşıyan durum, borsaya kote olmayan bağlı nama yazılı paylarla ilgilidir. Türk Ticaret Kanunu'nun 493. maddesinin dördüncü fıkrası bağlam kuralına önemli bir istisna getirmektedir: Miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri ve cebri icra yoluyla gerçekleşen devirlerde bağlam etkisizleşir. Yani mal rejimi tasfiyesi kapsamındaki bir devir, şirketin onayını gerektirmeksizin yapılabilir.
Ancak bu istisnanın bir sınırı vardır: Şirketin gerçek bedeli nakit olarak önerip devri reddetme hakkı saklıdır. Şirket bu hakkı kullanırsa devralan eş payı değil, parayı alır. Pratikte bu, ortakların istemediği bir kişinin şirkete ortak olmasını önlemek amacıyla kullandıkları bir mekanizmadır.
3. Limited Şirketlerde Çok Daha Sıkı Kurallar
Limited şirkette pay devri, anonim şirkete kıyasla çok daha kısıtlıdır. Türk Ticaret Kanunu'nun 595. maddesi uyarınca limited şirkette geçerli bir devir için yazılı sözleşme, noter onayı ve genel kurul onayı birlikte zorunludur. Genel kurul onayı bir geçerlilik koşuludur; onaysız yapılan devir geçerli sayılmaz. Genel kurul üç ay içinde karar vermezse onay verilmiş sayılır.
Anonim şirket için öngörülen bağlamı etkisizleştiren istisna, limited şirkete uygulanmaz. Bu nedenle borçlu eşin limited şirket payını ayni ifa amacıyla devretmek istemesi durumunda genel kurul onayı alınmadan yapılan devir geçerlilik kazanmaz. Genel kurul onay vermezse ayni ifa imkânı ortadan kalkar.
4. Ayni İfa Bir Manipülasyon Aracına Dönüşebilir mi?
Uygulamada borçlu eşin ayni ifayı stratejik biçimde kullandığı görülmektedir. Anonim şirket ortakları Türk Ticaret Kanunu'nun 493. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında gerçek bedeli nakit önererek devri reddedebilir; bu durumda alacaklı eş şirkete ortak olmak yerine nakit alacak ama ortak olma fırsatını yitirecektir. Limited şirkette ise genel kurul onayını kastı reddederek borçlu eşin 'ödeme yapamıyorum' iddiasının önü açılabilir.
Bu durumda alacaklı eşi koruyan araçlar şunlardır: Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi kapsamındaki dürüstlük kuralı, mahkemenin Türk Medeni Kanunu'nun 239. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca erteleme kararının koşullarını sıkı yorumlaması ve gerekirse Türk Medeni Kanunu'nun 234. maddesi kapsamında özel hal değerlendirmesiyle ödeme planı belirlenmesidir. Erteleme yalnızca borçlu eşin ciddi ekonomik güçlük yaşadığını ispat etmesi halinde mümkündür.
5. Faiz ve Zamanaşımı
Katılma alacağı para olarak ödenmesi gereken bir alacak olduğundan Türk Medeni Kanunu'nun 239. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yasal faiz tasfiyenin sona ermesi tarihinden, yani mahkemenin tasfiye davasındaki karar tarihinden itibaren işlemeye başlar. Boşanma davasının açıldığı tarih mal rejimini sona erdirse de tasfiye tarihi değildir; bu iki tarih arasındaki karışıklık uygulamada sıkça görülen bir hatadır.
Katılma alacağı ile değer artış payı ve denkleştirme taleplerinde zamanaşımı süresi on yıldır. Bu süre tasfiyenin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Evlilik birliği süresince eşler arasındaki borçlarda zamanaşımı işlemez; bu sayede evlilik içinde doğan alacaklar on yıllık süre kesintisiz işlemeye başlamadan önce muaccel olmaz.
Sonuç
Katılma alacağının şirket payının devriyle ödenmesi hukuki açıdan mümkündür; ancak bu yol hem aile hukuku hem de ticaret hukuku kurallarının bir arada uygulanmasını gerektirir. Seçim hakkı yalnızca borçlu eşe aittir. Anonim şirkette bağlı nama yazılı paylar için bağlamı etkisizleştiren mal rejimi istisnası mevcuttur; ancak şirketin gerçek bedeli nakit önerip devri reddetme hakkı saklıdır. Limited şirkette ise genel kurul onayı olmaksızın gerçekleşen devir geçersizdir. Bu kısıtların alacaklı eş aleyhine araçsallaştırılmasının önüne geçmek için sürecin hukuki açıdan dikkatli yönetilmesi gerekmektedir.