Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.
Binadan Düşen Parça Zarar Verdi, Bina Sahibi Sorumlu mu?
Bandırma, Erdek ve Gemlik bölgesinde tazminat hukuku ve yapı malikinin sorumluluğu konularında hukuki destek arayan kişiler için bina veya yapı eserlerinden doğan zararların tazmini süreçlerinde vekillik ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktayız.
Bir binanın cephesinden düşen sıva parçası, kopan bir balkon demiri ya da devrilen bir istinat duvarı can ve mal kaybına yol açabilir. Bu tür zararlarda kimin sorumlu olacağı, çoğu zaman ilk anda belirsiz kalır. Kanun bu konuda yapı malikinin sorumluluğu adı verilen özel bir düzenleme getirmiştir. Bu sorumluluk, kusur aranmaksızın doğan bir sorumluluk türüdür ve malikin durumu bilip bilmemesine bakılmaz. Sorumluluğun kime ait olduğu ve hangi eksikliklerden doğduğu kanunda açıkça belirlenmiştir.
YAPI MALİKİNİN SORUMLULUĞU NEDİR?
Türk Borçlar Kanunu'nun 69. maddesi bu sorumluluğu düzenler. Maddeye göre bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Bu tanımda iki ayrı sebep sayılmıştır. Zarar, yapının yapımındaki bir bozukluktan doğabileceği gibi, bakımındaki bir eksiklikten de doğabilir. Sorumlu olan kişi ise yapının malikidir. Bu sorumluluğun en önemli özelliği, malikin kusurunun aranmamasıdır. Malik, bozukluğu ya da eksikliği bilmese dahi sorumludur. Bu nedenle yapı malikinin sorumluluğu, kusursuz sorumluluk hallerinden biri olarak kabul edilir. Bina dışında köprü, istinat duvarı, baraj gibi yapı eserleri de bu kapsamda değerlendirilir.
MALİK KUSURSUZ OLSA DA SORUMLU MUDUR?
Evet, bu sorumluluğun temel özelliği budur. Türk Borçlar Kanunu'nun 69. maddesi malikin sorumluluğunu kusura bağlamamıştır. Malik, yapının bozukluğundan ya da bakım eksikliğinden haberdar olmasa ve bunu önlemek için elinden geleni yapmış olsa dahi, zarardan sorumlu tutulur. Bu düzenlemenin amacı, yapıların yol açtığı tehlikelerin sonucuna malikin katlanmasını sağlamaktır. Malik, yapıdan yararlanan kişi olduğu için, yapının doğurduğu riskin de sorumluluğunu taşır. Bu nedenle mağdurun, malikin kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekmez. Mağdurun ortaya koyması gereken, zararın yapının yapımındaki bir bozukluktan ya da bakımındaki bir eksiklikten kaynaklandığıdır. Bu bağlantı kurulduğunda malikin sorumluluğu doğar.
KİRACI VEYA İNTİFA HAKKI SAHİBİ DE SORUMLU MUDUR?
Kanun bu konuda bir ayrım yapmıştır. Türk Borçlar Kanunu'nun 69. maddesinin ikinci fıkrasına göre intifa ve oturma hakkı sahipleri de, binanın bakımındaki eksikliklerden doğan zararlardan malikle birlikte müteselsilen sorumludurlar. Yani intifa veya oturma hakkı sahibi, yalnızca bakım eksikliğinden doğan zararlar bakımından ve malikle birlikte sorumludur. Bu kişilerin sorumluluğu, yapımdaki bozukluğu değil, bakım eksikliğini kapsar. Müteselsil sorumluluk, mağdurun zararının tamamını bu kişilerden herhangi birinden isteyebileceği anlamına gelir. Kiracının durumu ise farklı değerlendirilir. Kira ilişkisinde tarafların sorumluluğu, kira sözleşmesi ve genel hükümler çerçevesinde ayrıca ele alınır.
MALİK KUSURLU OLAN KİŞİYE BAŞVURABİLİR Mİ?
Başvurabilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 69. maddesinin üçüncü fıkrasına göre sorumluların, bu sebeplerle kendilerine karşı sorumlu olan diğer kişilere rücu hakkı saklıdır. Yani malik mağdura tazminat ödedikten sonra, zararın gerçek sebebini oluşturan kişiye başvurarak ödediği tutarı geri isteyebilir. Örneğin zarar, yapının inşasındaki bir kusurdan kaynaklanıyorsa malik, bu kusurdan sorumlu olan müteahhide ya da yapı denetim sürecindeki ilgililere rücu edebilir. Bakım eksikliği başka bir kişinin ihmalinden doğmuşsa, ona başvurulabilir. Bu rücu ilişkisi, malikin dış ilişkide mağdura karşı sorumlu olmasını engellemez, yalnızca iç ilişkide zararın nihai olarak kime yükleneceğini belirler. Mağdur her halde malike başvurabilir.
HANGİ TAZMİNATLAR İSTENEBİLİR?
Yapıdan doğan zarar hem bedensel hem de mal varlığına ilişkin olabilir. Bir kişi yaralanmışsa, tedavi giderleri ve çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar maddi tazminat kapsamındadır. Ölüm halinde ise Türk Borçlar Kanunu'nun 53. maddesine göre cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin uğradıkları kayıplar istenebilir. Bunun yanında yaralanan kişi ya da ölenin yakınları manevi tazminat da talep edebilir. Zarar bir araca ya da başka bir mala verilmişse, malın onarım gideri ya da değer kaybı maddi tazminat olarak istenir. Bu nedenle zararın niteliğine göre talepler ayrı ayrı belirlenir.
DAVADA NELER İSPAT EDİLMELİDİR?
Davada mağdurun ortaya koyması gereken temel unsur, zararın yapının yapımındaki bir bozukluktan ya da bakımındaki bir eksiklikten kaynaklandığıdır. Bu bağlantının kurulmasında olay yeri tespiti, fotoğraflar ve bilirkişi incelemesi belirleyici olur. Düşen parçanın ya da çöken bölümün durumu, yapının genel bakım durumu ve varsa daha önce bildirilmiş eksiklikler değerlendirmeye alınır. Zararın miktarının belirlenmesinde tedavi giderleri, onarım faturaları ve kalıcı zarar varsa çalışma gücü kaybı raporu kullanılır. Yapının malikinin kim olduğunun tapu kaydından tespiti, davanın doğru kişiye yöneltilmesi bakımından gereklidir. Birden fazla malik varsa ya da intifa hakkı sahibi bulunuyorsa, sorumluların birlikte belirlenmesi gerekir.
ZARAR TEHLİKESİ VARSA ÖNCEDEN ÖNLEM ALINABİLİR Mİ?
Alınabilir. Yapı malikinin sorumluluğu yalnızca zarar doğduktan sonra değil, zarar tehlikesi ortaya çıktığında da devreye girebilir. Bir yapının durumu, çevredekiler için ciddi bir zarar tehlikesi oluşturuyorsa, bu tehlikenin gerçekleşmesini beklemeden önlem alınması istenebilir. Zarar görme tehlikesiyle karşılaşan kişi, yapı malikinden gerekli önlemlerin alınmasını talep edebilir. Bu talep, henüz bir zarar doğmadan tehlikenin bertaraf edilmesini amaçlar. Örneğin dökülme tehlikesi bulunan bir cephe ya da çökme riski taşıyan bir duvar için önlem alınması istenebilir. Bu düzenleme, sorumluluğun yalnızca zarar sonrası tazminatla sınırlı olmadığını, önleyici bir işlev de taşıdığını gösterir. Bir yapının yol açabileceği tehlikeyi fark eden kişinin, durumu ilgili idareye ve yapı malikine bildirmesi, hem tehlikenin önlenmesi hem de sonradan doğacak sorumluluğun belirlenmesi bakımından önem taşır.
Yapıdan düşen parça ya da çöken bir bölüm nedeniyle doğan zararda, bina maliki kusuru olmasa dahi sorumludur. Sorumluluğun doğması için mağdurun malikin kusurunu değil, zararın yapım bozukluğu ya da bakım eksikliğinden kaynaklandığını ortaya koyması yeterlidir. İntifa hakkı sahipleri bakım eksikliğinden malikle birlikte sorumlu olurken, malik gerçek kusurluya rücu edebilir. Sorumluların ve zararın belirlenmesi teknik bir inceleme gerektirdiğinden, tazminat hukuku alanında deneyimli bir avukattan destek almak yerinde olur.
27.07.2026 213 Av. Can KİLERCİOĞLU