Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.
Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki 'Mal Talebimiz Yok' İfadesi Mal Rejimi Tasfiyesini Engeller mi?
Bandırma, Bursa ve Çanakkale bölgesinde aile hukuku alanında; anlaşmalı boşanma protokollerinin hazırlanması ve incelenmesi, mal rejimi tasfiyesi ve katılma alacağı davalarında hukuki danışmanlık sunmaktayız.
Anlaşmalı boşanma protokollerine sıkça yerleştirilen 'karşılıklı mal talebimiz yoktur', 'tüm haklarımızdan feragat ettik' ya da 'birbirimizden hiçbir alacağımız kalmamıştır' gibi ifadeler, uygulamada ciddi bir belirsizlik yaratmaktadır. Bu ifadelerin, mal rejimi tasfiyesinden doğan katılma alacağını da kapsayıp kapsamadığı hem Yargıtay içtihatları arasında hem de doktrin ile uygulama arasında tartışmalıdır. Yanlış yorumlanan bir protokol ifadesi, taraflardan birinin farkında olmadan büyük bir alacaktan feragat etmesi sonucuna yol açabilir.
1. Mal Rejimi Tasfiyesi Boşanmanın Bir Parçası Değildir
Öncelikle temel bir ayrıma dikkat çekmek gerekir: mal rejimi tasfiyesi davası, boşanmanın fer'i niteliğinde değildir. Nafaka, tazminat ve velayet gibi boşanmanın doğrudan hukuki sonuçlarından farklı olarak, mal rejimi tasfiyesi bu davadan bağımsız açılabilen bir davadır. Boşanma davası ile birlikte açılması zorunlu değildir; boşanma kesinleştikten sonra da açılabilir.
Bu bağımsızlık, protokol yorumu açısından önemli sonuçlar doğurur. Boşanmaya ilişkin haklardan feragat, mal rejiminden doğan haklardan ayrı bir feragattir.
2. Yargıtay İçtihadındaki Çelişki
Bu konuda Yargıtay'ın birbiriyle çelişen iki önemli kararı mevcuttur. Hukuk Genel Kurulu'nun 2013 tarihli kararı, 'karşılıklı mal talebimiz yoktur' gibi bir ifadenin mal rejiminden doğan alacakları da kapsadığını kabul etmiştir. Buna karşın Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin yine 2013 tarihli başka bir kararı, mal varlıklarının tek tek sayılarak belirlenmediği protokol ifadelerinin mal rejimi tasfiyesini kapsamadığını ortaya koymuştur. Bu iki içtihat arasındaki çelişki bugün de tam anlamıyla çözüme kavuşmuş değildir.
Doktrindeki baskın görüş, bu tür muğlak ifadelerin mal rejimine ilişkin hakları ortadan kaldırdığının kabul edilebilmesi için malvarlığının tek tek sayılması ve her birinden feragatin açıkça belirtilmesi gerektiği yönündedir. Duraksamaya yer bırakmayacak açıklıkta yazılmayan feragatler dar yorumlanmalıdır.
3. Geçerli Bir Feragat İçin Ne Gerekir?
Protokolde mal rejimi tasfiyesine ilişkin geçerli bir feragatin bulunduğunun kabul edilebilmesi için bazı unsurların bir arada bulunması aranır. Öncelikle hangi mallardan feragat edildiği somut biçimde belirtilmeli, tasfiyeye girecek malvarlıkları tek tek sayılmalıdır. Soyut ve genel nitelikteki feragat ifadeleri, tarafların mahkemede gerçek malvarlıklarını bilmeden imzaladığı belgelerde yer alması durumunda geçerli bir feragat olarak yorumlanamaz.
Bunun yanı sıra mal rejiminin sona erme tarihi önem taşır. Anlaşmalı boşanmada mal rejimi dava tarihinden itibaren sona erer. Protokol imzalandığı tarihte tarafların gerçek malvarlıkları üzerinde tam bilgiye sahip olmaksızın yaptıkları kapsamlı feragat beyanları, sonradan ortaya çıkan değerler açısından bağlayıcı sayılamaz.
4. Protokol Sonrası Tasfiye Talep Edilebilir mi?
Anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan muğlak bir ifadeye rağmen mal rejimi tasfiyesi davası açmak mümkündür. Bu dava, boşanmanın kesinleştiği tarihten itibaren on yıllık zamanaşımı süresi içinde açılabilir. Evlilik birliği süresince eşler arasında zamanaşımı işlemediğinden, bu süre fiilen boşanma kesinleştikten sonra işlemeye başlar.
Protokoldeki feragatin kapsamı mahkemece inceleneceğinden, somut olayda protokolün ne anlama geldiği, malvarlıklarının tek tek sayılıp sayılmadığı, tarafların gerçek iradesinin ne olduğu araştırılır. Protokolün hazırlanması sürecine ilişkin koşullar da bu değerlendirmede etkili olabilir.
5. Protokolü İmzalamadan Önce Ne Yapılmalı?
Anlaşmalı boşanma protokolü imzalanmadan önce tarafların her birinin malvarlıklarının gerçek değerinin tespit edilmesi ve protokolde bu değerlerin açıkça yer alması büyük önem taşır. Eğer mal rejimi tasfiyesini protokol kapsamında sonlandırmak isteniyorsa bunun protokolde ayrı bir başlık olarak, hangi malların hangi değerden hangi tarafa bırakıldığı ya da katılma alacağından ne kadarından feragat edildiği somut biçimde belirtilerek düzenlenmesi gerekir.
Protokol taslağına yeterli bilgi edinilmeden imzalamak, farkında olmadan önemli alacaklardan vazgeçmek anlamına gelebilir. Bu nedenle anlaşmalı boşanma sürecinde de her iki tarafın bağımsız hukuki danışmanlık alması ilerideki uyuşmazlıkları önleyecektir.
Sonuç
Anlaşmalı boşanma protokolündeki genel feragat ifadeleri, mal rejimi tasfiyesini her durumda ortadan kaldırmaz. Yargıtay içtihadında bu konuda çelişen kararlar bulunmakla birlikte, doktrinin baskın görüşü ve daha ileri tarihli Yargıtay kararları malvarlıklarının somut olarak belirlenmediği muğlak feragatlerin mal rejimi tasfiyesini kapatmadığı yönünde eğilim taşımaktadır. Protokol hazırlanmadan önce tasfiyeye girecek değerlerin belirlenmesi ve her iki tarafın hukuki destek alarak müzakereye katılması, ilerleyen dönemde doğabilecek uyuşmazlıkların önüne geçilmesi açısından kritik öneme sahiptir.