Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık

Adi Ortaklık Tasfiyesi Nasıl Yapılır? Tasfiye Görevlisi ve Mahkemenin Rolü


Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık
Hukuki Danışmanlık Almak İster Misiniz?

Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.

WhatsApp ile Danışın
Adi Ortaklık Tasfiyesi Nasıl Yapılır? Tasfiye Görevlisi ve Mahkemenin Rolü

Adi Ortaklık Tasfiyesi Nasıl Yapılır? Tasfiye Görevlisi ve Mahkemenin Rolü
 

Bursa, Bandırma ve Çanakkale bölgesinde ticaret hukuku ve ortaklık uyuşmazlıkları alanında danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktayız. Adi ortaklığın sona ermesi, tasfiye süreci, tasfiye görevlisinin atanması ve ortaklar arasındaki hesaplaşma uyuşmazlıklarında müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız.
 

Adi ortaklık sona erdiğinde ortaklık ilişkisi aniden kapanmaz; bunun yerine tasfiye aşamasına geçer. Bu aşamada ortaklığın alacakları tahsil edilir, borçları ödenir ve kalan değer ortaklar arasında paylaştırılır. Adi ortaklığın tasfiyesi, ticaret şirketlerinin tasfiyesinden farklı olarak daha az ayrıntılı yasal düzenlemeye tabi olduğu ve uygulamada ciddi anlaşmazlıklara yol açtığı için özellikle dikkat gerektiren bir sþreçtir.
 

1. Tasfiye Ne Anlama Gelir?
Tasfiye, hukuki anlamıyla ortaklığın tüm hesaplarının görülerek aktif ve pasif malvarlığının belirlenmesi, ortaklara olan kişisel borçlar ile üçüncü kişilere olan borç ilişkilerinin kesilmesi ve mallarının paylaştırılması ya da satılması yoluyla ortaklık ilişkisinin sona erdirilmesi süreci olarak tanımlanabilir. Yargıtay da bu tespiti pek çok kararında tekrarlamıştır.
Ortaklığın sona ermesi ile tasfiyenin tamamlanması aynı an değildir. Sona erme sebebinin gerçekleşmesiyle birlikte ortaklığın amacı “gelir elde etme ve paylaşma”dan “tasfiyeyi gerçekleştirme”ye dönüşür. Tasfiye işlemleri tamamlanana kadar ortaklık ilişkisi sınırlı olarak sürmeye devam eder.
 

2. Adi Ortaklıkta Tasfiye Türleri
Türk Borçlar Kanunu kapsamında adi ortaklık hukukunda üç ayrı tasfiye türü karşımıza çıkmaktadır:
•Ortaklık payının tasfiyesi: Ortaklardan biri ya da birkaçının ortaklıktan çıkması veya çıkarılması halinde, geri kalan ortaklar aralarında ortaklığa devam eder. Bu durumda ortaklığın tamamı değil, yalnızca ayrılan ortağın payı tasfiye edilir. Çıkan ortağın payı, kalan ortaklara payları oranında kendiliğinden geçer.
•Ortağın iflasına bağlı tasfiye: Ortaklardan birinin iflas etmesi halinde iflas masası, ilgili ortağın tasfiye payını talep eder. Bu payın alınabilmesi için ortaklığın tasfiye edilmesi gerekmektedir.
•Olağan tasfiye: Ortaklığın tamamen sona ermesi halinde gerçekleşen ve tüm ortakları kapsayan genel tasfiye süreci olup TBK m. 642 ve devamında düzenlenmiştir.

3. Tasfiyeyi Kim Yapar? Tasfiye Görevlisi
TBK m. 644, adi ortaklığın tasfiyesinin tüm ortakların elbirliğiyle yapılacağını esas kural olarak benimsemiştir. Yani kanun, kural olarak bütün ortakları birer tasfiye görevlisi saymaktadır. Bu yaklaşım, ortakların birlikte hareket ederek elbirliği mülkiyetindeki malvarlığı üzerinde tasfiye işlemlerini yürütmelerine dayanmaktadır.
Ancak uygulamada ortakların tasfiye işlemlerini birlikte yürütmesi her zaman mümkün olmayabilir. Bu durumda iki yol açılmaktadır:
•Ortaklık kararı ile tasfiye görevlisi atanması: Ortaklar oybirliği ile karar alarak aralarından birini ya da üçüncü bir kişiyi tasfiye görevlisi olarak atayabilirler. Bu yol süreci kısalтır ve uyuşmazlık riskini azaltır.
•Mahkeme kararı ile tasfiye görevlisi atanması: Ortaklar tasfiye görevlisi atanması konusunda anlaşamazlarsa, her bir ortak mahkemeye başvurarak görevlinin atanmasını isteyebilir. TBK m. 644/II bunu açıkça düzenlemektedir. Mahkemenin görevi bu atama ile sona erer; tasfiyeyi bizzat yapmak mahkemenin görevi değildir.

4. Tasfiye Nasıl Yapılır? Aşama Aşama Süreç
Adi ortaklığın tasfiyesinde izlenmesi gereken sıra, hem Yargıtay kararları hem de TBK hükümleri çerçevesinde belirli bir düzeni izlemektedir. Bu sıraya uyulmaması sonraki aşamalarda ortaklar arasında ciddi hesaplaşma uyuşmazlıklarını beraberinde getirir:
1.Ortaklığın aktif ve pasif malvarlığının tespiti: Tasfiyenin başlangıç noktasıdır. Ortakların her birinin katılım payı, ortaklık adına yapılan harcamalar ve üçüncü kişilere olan borçlar bu aşamada netleştirilir.
2.Katılım payı olarak kullanım hakkı getirilen eşyaların ortaklara iadesi: Ortağın mülkiyet olarak değil, yalnızca kullanım hakkı olarak ortaklığa bıraktığı varlıklar bu aşamada sahibine geri verilir.
3.Ortaklığın alacaklarının tahsili: Ortaklığa olan üçüncü kişi alacakları bu aşamada tahsil edilir. Tasfiye görevlisinin alacak haklarını koruması zorunludur.
4.Ortaklığın borçlarının ödenmesi: Üçüncü kişilere olan borçlar, ortaklık malvarlığından öncelikli olarak ödenir.
5.Ortakların verdikleri avansların ve giderlerin iadesi: Ortaklık faaliyetleri sırasında ortakların kendi cebinden karşıladığı giderler ve verdikleri avanslar faizleriyle birlikte iade edilir.
6.Katılım paylarının değerinin ödenmesi: Mülkiyet olarak ortaklığa getirilen varlığın değeri, sözleşmede belirlenen değer üzerinden; belirlenmemişse konulduğu zamanki değeri üzerinden para olarak ödenir. Ortak kattığı varlığın aynısını geri alamaz.
7.Tasfiye artığının ortaklar arasında paylaştırılması: Tüm işlemler tamamlandıktan sonra kalan varlık, ortaklar arasında kâr paylaşım oranına göre dağıtılır.

5. Mahkemenin Tasfiyedeki Görevi Ne Kadar Geniş?
Bu konu uygulamada en çok karışaşıklığa yol açan meselelerden biridir. TBK öncesi dönemde Yargıtay, haklı sebeple feshe karar veren mahkemenin tasfiyeyi de bizzat yaptırması gerektiğini kabul etmekteydi. Ancak yeni TBK m. 644 bu anlayışı açıkça değiştirmiştir.
Günümüz hukukunda mahkemeler adi ortaklık tasfiyesinde yalnızca üç durumda görevlidir:
•Haklı sebeple fesih: Ortaklardan birinin haklı sebeple fesih davası açması halinde ortaklığın feshine karar vermek (TBK m. 639/7).
•Tasfiye görevlisi atanması: Ortaklar tasfiye görevlisi atanması konusunda anlaşamazlarsa, talep üzerine görevliyi atamak (TBK m. 644/II). Atama yapıldıktan sonra mahkemenin görevi biter.
•Uyuşmazlık çözümü: Tasfiye görevlisi ile ortaklar arasında tasfiye usulü veya ortaklara dağıtılacak pay konusunda uyuşmazlık çıktığında, talep üzerine karar vermek (TBK m. 644/IV).Mahkemenin tasfiyeyi bizzat yapması ya da atayacağı tasfiye memurunun denetimi altında yürütmesi, TBK m. 644 ve Anayasa m. 142 hükümlerine aykırılık oluşturur. Tasfiye işlemleri; envanter çıkarma, malvarlığını nakde çevirme, borç ödeme gibi ekonomik nitelikli faaliyetlerden oluştuğundan doğrudan bir yargı faaliyeti sayılamaz.
 

6. Tasfiye Uyuşmazlıklarında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından, tasfiyeye ilişkin uyuşmazlıklarda dava doğrudan adi ortaklığa karşı değil; diğer ortakların tamamına birden yöneltilmelidir. Adi ortaklık bir ticari işletme işletmiyorsa görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi, ticari işletme işletiyorsa asliye ticaret mahkemesidir.
Tasfiye görevlisinin belirlenmesi aşamasında bile ortaklar arasında anlaşmazlık çıkabileceğinden, bu tür uyuşmazlıklara erken müdahale edilmesi ve dava açılmadan önce hukuki destek alınması, tasfiye sürecinin gecikmesini önler ve katılım payları ile tasfiye artığı üzerindeki haklar korunmuş olur.
 

Sonuç
Adi ortaklığın tasfiyesi; zaman alıcı, ekonomik nitelikli ve ortaklar arasında ciddi ihtilaf potansiyeli barındıran bir sþreçtir. TBK düzenlenmesiyle birlikte tasfiyenin “tasfiye görevlisi” eliyle yapılması, mahkemelerin ise yalnızca görevli atamak ya da tasfiyeye ilişkin uyuşmazlıkları çözmekle sınırlı tutulması ilkesi benimsenmistir. Bu çerçevede adi ortaklık sona erdiğinde ya da ortaklar arasında anlaşmazlık çıktığında, tasfiye görevlisinin belirlenmesinden başlayarak ortaklığın aktif-pasif malvarlığının tespitine ve tasfiye artığının paylaştırılmasına kadar her aşamada hukuki destek alınması, hak kayıplarının önlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.

14.06.2026 127 Av. Can KİLERCİOĞLU
Whatsapp İletişim