Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.
Adi Ortaklık Ne Zaman Sona Erer ve Tasfiye Nasıl Yapılır?
Bursa, Bandırma ve Çanakkale bölgesinde ticaret hukuku alanında; adi ortaklık sona erme ve tasfiye süreçleri, ortaklar arası uyuşmazlıkların çözümü ve ortaklık sözleşmelerinin hazırlanmasında danışmanlık ve hukuki temsil hizmeti sunmaktayız.
Adi ortaklıklar, hedeflenen projenin tamamlanması, taraflar arasındaki güven ilişkisinin bozulması, ortaklardan birinin vefatı ya da başka çeşitli sebeplerle sona erebilir. Sona erme gerçekleştikten sonra ortaklığın varlıklarının paylaşılması ve borçlarının tasfiye edilmesi aşaması başlar. Bu süreçte yapılacak hatalar hem ortaklar hem de alacaklılar açısından ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir.
Adi Ortaklığın Sona Erme Sebepleri
Türk Borçlar Kanunu'nun 639. maddesi, adi ortaklığın sona erme sebeplerini düzenlemiştir. Bu sebepler şu şekilde özetlenebilir:
•Ortak amacın gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkânsız hale gelmesi: Ortaklık belirli bir iş için kurulmuşsa o işin tamamlanması ya da artık tamamlanamayacak olması ortaklığı kendiliğinden sona erdirir.
•Sözleşmede öngörülen sürenin dolması: Belirli süreli ortaklıklarda sürenin sona ermesiyle ortaklık kendiliğinden biter; ancak ortaklar faaliyete devam ederlerse belirsiz süreli bir ortaklığa dönüşmüş sayılır.
•Ortaklardan birinin ölümü: Kural olarak ortaklardan birinin ölümü ortaklığı sona erdirir; ancak sözleşmede mirasçılarla devam edileceğine ilişkin bir hüküm varsa ortaklık sürer.
•Ortaklardan birinin iflası veya kısıtlanması: Bu haller de kural olarak ortaklığı sona erdirir.
•Ortaklardan birinin fesih bildirimi: Belirsiz süreli ortaklıklarda her ortak, hesap yılının bitiminden en az altı ay önce yazılı bildirimde bulunarak ortaklıktan çıkabilir.
•Haklı sebeple fesih: Bir ortak, haklı sebeplerin varlığını mahkemeye ispat ederek ortaklığın sona erdirilmesini talep edebilir.
•Tüm ortakların anlaşmasıyla fesih: Ortaklar her zaman ortak iradeyle ortaklığı sona erdirebilirler.
Haklı Sebeple Fesih Davası
Uygulamada en çok başvurulan yol, TBK m. 639/7 kapsamındaki haklı sebeple fesih davasıdır. Bu davayı açabilmek için ortaklardan birinin mahkemeye başvurması ve haklı sebebi ispat etmesi gerekir.
Yargı içtihadı ve öğretiye göre haklı sebep sayılan başlıca durumlar şunlardır:
•Bir ortağın yönetim yetkisini kötüye kullanması veya ortaklık hesaplarını doğru tutmaması.
•Ortaklar arasında karşılıklı güven ve iyi niyetin kalmaması, süregelen geçimsizlik.
•Bir ortağın sermaye borcunu ifa etmemesi.
•Ortaklardan birinin ortaklıkla rekabet eden bir faaliyete girmesi.
•Ekonomik kriz, mevzuat değişikliği ya da önemli bir pazar kaybı gibi irade dışı gelişmeler nedeniyle ortaklığın amacının sürdürülmesinin aşırı güçleşmesi.
Haklı sebebin ortakların kusurundan kaynaklanması şart değildir. Nesnel koşulların değişmesiyle ortaklığın devamının katlanılmaz hale gelmesi de yeterlidir. Fesih davası, tüm diğer ortaklara karşı açılmalıdır; aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır.
Belirsiz Süreli Ortaklıktan Çıkma
Süresiz olarak kurulmuş bir adi ortaklıkta ortak, hesap yılının bitiminden en az altı ay önce yazılı fesih bildiriminde bulunarak ortaklıktan çıkabilir. TBK m. 640 uyarınca bu süre emredici değildir; taraflar sözleşmeyle farklı bir süre kararlaştırabilirler.
Fesih bildirimi, bozucu yenilik doğuran bir irade beyanıdır ve diğer ortaklara ulaşmakla hüküm ifade eder. Fesheden ortak bu kararından dönüş yapamaz. Bununla birlikte tüm ortaklar yeni bir ortaklık tesis etmeyi kararlaştırabilirlerse bu mümkündür.
Fesih bildiriminin münasip olmayan bir zamanda yapılması halinde bildirim geçersiz sayılmaz; ancak zamanında bildirimde bulunmayan ve bu nedenle ortaklığa zarar veren ortak, tazminat yükümlülüğüyle karşılaşabilir.
Sona Erme Sonrası Tasfiye Süreci
Ortaklığın herhangi bir sebeple sona ermesi tasfiye aşamasını başlatır. TBK m. 644/1 uyarınca tasfiye, aksine bir anlaşma olmadıkça tüm ortaklar tarafından birlikte yürütülür. Bu dönemde ortaklığın amacı değişir; artık amaç faaliyeti sürdürmek değil, alacakları tahsil etmek, borçları ödemek ve kalan tutarı ortaklar arasında paylaştırmaktır.
Tasfiyenin aşamaları genel olarak şu şekilde işler:
•Ortaklığa ait tüm malvarlığının envanteri çıkarılır.
•Dış borçlar ödenir; alacaklar tahsil edilir.
•Her ortağın koyduğu sermaye kendisine iade edilir.
•Geriye kalan tutar, sözleşmede aksine hüküm yoksa eşit olarak paylaştırılır.
Tasfiye Görevlisi Atanması
Ortaklar, tasfiyeyi birlikte yürütmek yerine aralarından birini ya da dışarıdan birini tasfiye görevlisi olarak atayabilirler. Bu atama kararının tüm ortakların oybirliğiyle alınması gerekir; zira tasfiye görevlisi atamak olağanüstü bir iş niteliği taşımaktadır.
Ortaklar tasfiye görevlisinin seçiminde anlaşamazlarsa her ortak, mahkemeden tasfiye görevlisi atanmasını talep edebilir. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre tasfiye görevlisinin mahkemece atandığı hallerde tasfiyenin de mahkeme nezaretinde yürütülmesi gerekmektedir.
Tasfiye görevlisinin ücretine ilişkin sözleşmede ya da ortaklık kararında bir düzenleme yoksa ücret, tasfiyenin gerektirdiği emek ve ortaklık malvarlığının getirisi dikkate alınarak mahkeme tarafından belirlenir. Tasfiye görevlisinin yönetim yetkisi kaldırılabilir; bunun için de haklı bir sebebin varlığı ve diğer ortaklara bildirim yapılması gerekir.
Ortaklığın Sona Ermesinin Üçüncü Kişilere Etkisi
Adi ortaklığın sona erdiğini bilmeyen ve iyi niyetli olarak ortaklıkla işlem yapmaya devam eden üçüncü kişiler korunmaktadır. Bu nedenle ortaklığın sona ermesinin ticari ilişki içinde olunan kişilere ve kurumlara açıkça bildirilmesi büyük önem taşır.
Özellikle yetkili temsilcilere verilmiş olan vekâletname ve yetki belgelerinin geri alınması, bankalar dahil ilgili kurumların bilgilendirilmesi ve tasfiyenin tamamlandığına dair gerekli belgelerin düzenlenmesi, hem ortaklığın hem de eski ortakların olası sorumluluklarını sınırlar.
Sonuç
Adi ortaklığın sona ermesi ve tasfiyesi, görünüşte basit bir süreç gibi dursa da pratikte pek çok hukuki incelik barındırmaktadır. Hangi sona erme sebebinin geçerli olduğu, tasfiyenin kimin tarafından yürütüleceği, borç ve alacakların nasıl dağıtılacağı ve üçüncü kişilere yapılacak bildirimler büyük önem taşımaktadır. Bu süreçte bir hukuki danışmandan destek almak, hem eski ortakların hem de üçüncü kişilerin haklarının korunmasını sağlar.