Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.
Adi Ortaklık Adına Kim İşlem Yapabilir? Temsil Yetkisi ve Sınırları
Bursa, Bandırma ve Çanakkale bölgesinde ticaret hukuku ve adi ortaklık uyuşmazlıkları alanında; temsil yetkilendirmesi, ortaklık sözleşmelerinin hazırlanması ve üçüncü kişilerle ortaya çıkan uyuşmazlıklarda hukuki danışmanlık ve dava hizmeti sunmaktayız.
Adi ortaklık kurduğunuzda ortaklık adına sözleşme imzalamak, alım satım yapmak ya da bankacılık işlemleri yürütmek için kimin yetkili olduğunu başından belirlemek büyük önem taşır. Uygulamada pek çok uyuşmazlık, bir ortağın veya dışarıdan birinin yetkisi olmadan ortaklık adına işlem yapmasından ya da yetkinin sınırlarının belirsizliğinden kaynaklanmaktadır. Bu makale, adi ortaklıkta temsil yetkisini pratik boyutlarıyla açıklamaktadır.
Adi Ortaklıkta Temsil Yetkisi Nasıl Doğar?
Türk Borçlar Kanunu'nun 637. maddesi uyarınca adi ortaklığı temsil yetkisi üç farklı kaynaktan doğabilir:
•Adi ortaklık sözleşmesinde açıkça bir ortak veya dışarıdan biri temsilci olarak belirlenebilir.
•Sözleşme dışında, ortakların oybirliğiyle alacağı bir kararla temsil yetkisi verilebilir.
•Kanunun ön gördüğü çerçevede yönetici ortaklar, yönetim yetkilerine bağlı olarak otomatik temsil yetkisini de haizdir.
Kanunda açıkça bir kural bulunmamakla birlikte temsil yetkisi kural olarak herhangi bir şekle tabi değildir. Yazılı ya da sözlü verilebilir; hatta uygulamada zımni olarak, yani bir kişinin ortaklık adına süregelen işlemleri diğer ortakların bilgisi dahilinde yürütmesi yoluyla da oluşabilir. Bununla birlikte önemli tasarruf işlemleri için oybirliği ile verilen ve yetki belgesinde açıkça gösterilen bir yetkinin aranması, uygulamada karışıklığı önlemek adına büyük önem taşır.
Temsilcinin Kim Olabileceği
Adi ortaklığı temsil edecek kişi, ortaklık dışında tamamen bir üçüncü kişi olabileceği gibi ortaklardan biri de olabilir. Kanun bu konuda herhangi bir kısıtlama getirmemiştir.
Bununla birlikte pratikte en yaygın model, yönetici ortak sıfatını taşıyan kişinin aynı zamanda temsilci sıfatını da üstlenmesidir. Bu durumda yöneticinin temsil yetkisi, yönetim yetkisinin kapsamıyla örtüşür; yani yönetici ancak olağan işleri kapsayan işlemleri ortaklık adına tek başına yürütebilir.
Olağan İşler ile Önemli Tasarruf İşlemleri Arasındaki Fark
TBK m. 637/3, önemli tasarruf işlemleri için özel bir güvence mekanizması öngörmektedir. Bu işlemler için temsil yetkisinin geçerli sayılabilmesi iki koşula bağlanmıştır:
•Temsil yetkisinin tüm ortakların oybirliğiyle verilmiş olması.
•Bu yetkinin yetki belgesinde açıkça belirtilmiş olması.
Bu koşulların sağlanmadığı durumlarda üçüncü kişilerle yapılan işlem, temsil olunanı yani diğer ortakları bağlamayabilir. Bu noktada üçüncü kişinin iyi niyeti belirleyici hale gelir; temsilcinin yetkisinin sınırlarını bilen ya da bilmesi gereken üçüncü kişi bu güvenceden yararlanamaz.
Örneğin bir adi ortaklıkta yönetici ortak, diğer ortakların bilgisi ve onayı olmadan ortaklık adına uzun vadeli bir kira sözleşmesi imzalarsa, bu sözleşme olağan dışı işlem kapsamında değerlendirildiği takdirde bağlayıcı olmayabilir. Karşı tarafın bu durumu bilip bilmediği ise somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.
Yetkisiz Temsil ve Sonuçları
Temsil yetkisi bulunmayan bir kişinin ortaklık adına işlem yapması halinde yetkisiz temsil hükümleri devreye girer. TBK m. 46 uyarınca bu durumda işlemin hüküm doğurması, ortakların onayına (icazetine) bağlıdır.
Ortaklar icazet verdikleri takdirde işlem geçmişe etkili biçimde geçerli hale gelir. Ortaklar icazet vermezse, karşı taraf aldatıldığı ya da yanıltıldığı yönünde herhangi bir kusur yoksa sadece menfi zararını talep edebilir. Bu çerçevede yetkisiz temsilcinin bizzat sorumlu olması da gündeme gelebilir.
Uygulamada dikkat edilmesi gereken husus şudur: Yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemi bilen ve buna rağmen itiraz etmeyen diğer ortaklar, zımni onay yolu ile bu işlemi onaylamış sayılabilirler. Bu nedenle bir ortağın yetkisiz işlem yaptığını öğrenen diğer ortakların bunu gecikmeksizin kabul etmeyeceklerini bildirmeleri gerekir.
Temsil Yetkisinin Geri Alınması
Temsil yetkisinin geri alınması prensipte her zaman mümkündür. Ancak TBK m. 42/3 uyarınca, temsil yetkisi üçüncü kişilere bildirilmişse, yetkinin geri alındığının da aynı kişilere bildirilmesi gerekir. Aksi halde geri alım, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
Bu durum özellikle temsilcinin geniş çevrelerce tanındığı ticari ilişkilerde önem kazanır. Adi ortaklıktan ayrılan ya da yetkisi kaldırılan bir ortağın veya temsilcinin elinde yetki belgesi kalmaya devam ediyorsa, bu belgeye güvenerek işlem yapan üçüncü kişilere karşı ortaklık sorumlu tutulabilir. Bu nedenle yetki belgelerinin geri alınması, ilişkili taraflara bildirim yapılması ve gerekiyorsa yayın yoluyla duyuru yapılması hukuki güvenlik açısından kritik öneme sahiptir.
Dava ve İcra Süreçlerinde Temsil
Adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığı için kendi adına dava açamaz ya da davaya taraf olamaz. Bu nedenle adi ortaklığa karşı açılacak davalar tüm ortaklar aleyhine; adi ortaklık lehine açılacak davalar ise tüm ortakların birlikte katılımıyla açılmak zorundadır.
Yargıtay'ın yerleşik içtihadı da bu yöndedir. Ortaklardan yalnızca birine ya da yalnızca adi ortaklığın ismine karşı açılan davalar, diğer ortakların eklenmemesi nedeniyle usul açısından sorunlara yol açabilmektedir.
Pratik açıdan bu durum şu anlama gelir:
•Adi ortaklıkla iş yapan üçüncü kişilerin sözleşmelerinde tüm ortakların isimlerinin yer alması, dava yoluna başvurulduğunda önemli kolaylık sağlar.
•Adi ortaklık adına avukat tutulacaksa, vekâletname tüm ortaklar tarafından imzalanmalıdır.
•İcra takibinde de adi ortaklığın değil, ortakların ayrı ayrı borçlu olarak gösterilmesi gerekmektedir.
Sonuç
Adi ortaklıkta temsil yetkisi, uygulamada sıkça gözden kaçan ancak çok ciddi sonuçlar doğurabilen bir konudur. Yetkinin kim tarafından, ne kapsamda ve hangi koşullarla kullanılacağının başından netleştirilmesi; hem ortaklık içi uyuşmazlıkları hem de üçüncü kişilerle yaşanabilecek sorunları büyük ölçüde önler. Adi ortaklık sözleşmenizde temsil yetkisine ilişkin açık düzenlemelere yer verilmesi için bir avukattan destek almanızı tavsiye ederiz.