Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.
Adi Ortaklığa Yeni Ortak Almak: Kabul Sözleşmesi ve Hukuki Sonuçları
Bursa, Bandırma ve Çanakkale bölgesinde ticaret ve şirketler hukuku alanında; adi ortaklık sözleşmelerinin hazırlanması, ortaklık yapısındaki değişikliklerin yönetimi ve ortaklık uyuşmazlıklarının çözümünde danışmanlık ve hukuki temsil hizmeti sunmaktayız.
Adi ortaklıklar zaman içinde büyüyebilir, yeni uzmanlıklara ihtiyaç duyulabilir ya da ek sermayeye gereksinim doğabilir. Bu durumlarda mevcut ortaklar, ortaklığa yeni bir kişi dahil etmek isteyebilirler. Ancak 'şirkete yeni biri katıldı' demek hukuken nasıl gerçekleşmektedir ve bu sürecin doğru kurgulanmaması ne gibi sorunlara yol açar? Bu makale, adi ortaklıklarda yeni ortak alım sürecini pratik bir bakış açısıyla ele almaktadır.
Adi Ortaklık Yeni Ortak Alımında Temel İlke: Tüm Ortakların Rızası
Adi ortaklığa yeni bir ortak alınabilmesi için mevcut tüm ortakların rıza göstermesi şarttır. Bu kural, adi ortaklığın kişisel güvene dayalı yapısından kaynaklanır; hiçbir ortak, iradesine rağmen tanımadığı ya da güvenmediği biriyle ortak olmaya zorlanamaz.
Rızanın nasıl verileceği ve hangi şekilde alınması gerektiği ise sözleşme ile serbestçe düzenlenebilir. Ortaklar, örneğin yeni ortak alımının oyçokluğuyla kararlaştırılabileceğini sözleşmeye yazabilirler. Böyle bir hüküm yoksa oybirliği aranır.
Ortaklığa Kabul Sözleşmesi Nedir?
Yeni ortağın ortaklığa dahil edilmesi, 'ortaklığa kabul sözleşmesi' yoluyla gerçekleşir. Bu sözleşme, mevcut tüm ortaklarla yeni ortak arasında yapılır ve yeni ortağın mevcut ortaklık sözleşmesine ortak sıfatıyla dahil olmasını sağlar. Hukuki açıdan bakıldığında bu sözleşme, mevcut ortaklık sözleşmesinin değiştirilmesi niteliğindedir; yeni bir ortaklık kurulması anlamına gelmez. Yani ortaklık kimliği değişmez, ortaklık devam eder; yalnızca taraf yapısı genişler.
Ortaklığa kabul sözleşmesinin içeriğinde şu konuların düzenlenmesi tavsiye edilir:
•Yeni ortağın getireceği katılım payı (emek, sermaye, taşınmaz, araç vb.)
•Kâr ve zarara katılım oranı
•Yönetim ve temsil yetkilerinin yeniden belirlenmesi
•Yeni ortağın mevcut borç ve taahhütlere hangi ölçüde katılacağı
•Sadakat ve rekabet yasağı yükümlülükleri
Şekil Şartı Var mı?
Adi ortaklık sözleşmesi kural olarak herhangi bir şekle tabi olmadığından, ortaklığa kabul sözleşmesi de yazılı şekil zorunluluğu olmaksızın sözlü, yazılı hatta tarafların davranışlarından anlaşılan örtülü bir irade beyanıyla bile kurulabilir.
Bununla birlikte önemli bir istisna mevcuttur: Yeni ortağın katılım payı olarak bir taşınmazın mülkiyetini getirmeyi taahhüt etmesi halinde, bu taahhüde ilişkin sözleşme hükmünün resmi şekilde, yani tapu sicil memuru önünde düzenlenmesi zorunludur. Benzer şekilde motorlu araç taahhüdünde noter senedi, alacak temliki taahhüdünde yazılı şekil aranır.
Şekil şartını yalnızca ilgili katılım payı hükmü için değil sözleşmenin tamamı için uygulamak gerekip gerekmediği tartışmalıdır. Uygulamada gereksiz uyuşmazlıklara yol açmamak için özellikle taşınmaz veya araç taahhüdü söz konusuysa sözleşmenin tamamının resmi şekilde düzenlenmesi daha güvenli bir yoldur.
Yeni Ortağın Kazandığı Haklar
Kabul sözleşmesiyle birlikte yeni ortak, ortaklık sıfatını kazanır ve bu sıfata bağlı tüm haklar kendisine geçer. Bunlar arasında şunlar sayılabilir:
•Ortaklık malvarlığı üzerinde elbirliğiyle hak sahipliği kazanımı (ortaklık sözleşmesinde paylı mülkiyet tercih edilmişse bu doğrultuda).
•Kâr payı ve tasfiye payı alma hakkı.
•Yönetim ve temsil yetkisi (sözleşmede aksine düzenleme yoksa).
•Ortaklık defter ve belgelerini inceleme hakkı.
•Ortaklık kararlarına katılım hakkı.
Yeni ortağın kazandığı hakların geri planında bir de borçlar boyutu vardır: Katılım payı getirme borcu, sadakat borcu ve gerektiğinde açığı kapatma borcu bunların başında gelir.
Mevcut Ortakların Paylarında Ne Değişir?
Yeni ortağın ortaklığa girmesiyle birlikte mevcut ortakların ortaklık malvarlığındaki pay oranları daralır. Hukuki terminolojide bu 'dekreszenz' ya da 'hakimiyette daralma' olarak adlandırılır. Bu durumun mali sonuçları (kâr payı, oy hakkı oranı vb.) kabul sözleşmesinde açıkça belirlenmemişse ileride uyuşmazlık konusu olabilir. Bu nedenle yeni ortağın katılımıyla birlikte her ortağın payının ve kâr-zarara katılım oranının güncel hale getirilmesi büyük önem taşır.
Dış İlişkiye Etkisi: Üçüncü Kişilere Karşı Sorumluluk
Yeni ortağın ortaklığa girmesinden önce doğan borçlardan sorumluluğu pratikte sıkça tartışılan bir konudur. Kural olarak yeni ortak, kendi ortaklığa girişinden önceki dönemlere ait ortaklık borçlarından sorumlu tutulamaz. Ancak sözleşmede aksi kararlaştırılmışsa ya da üçüncü kişilerle yapılan anlaşmalarla bu sorumluluk üstlenilmişse durum değişir.
Üçüncü kişilerin korunması açısından ise, yeni ortağın kabulüyle birlikte ortaklığın ilişkide olduğu taraflara bu değişikliğin bildirilmesi hem şeffaflık hem de hukuki güvenlik açısından önerilir.
Pratik Öneriler
Adi ortaklığa yeni ortak alınması, görünürde basit bir katılım işlemi gibi görünse de hukuki açıdan birçok incelik barındırmaktadır. Uygulamada en sık yapılan hatalar şunlardır:
•Sözlü anlaşmayla yetinilmesi ve yazılı belgenin bulunmaması, sonradan ispat sorunlarına zemin hazırlar.
•Katılım payının niteliğine (taşınmaz, araç) göre gereken resmi şeklin göz ardı edilmesi, taahhüdün geçersiz sayılmasına yol açabilir.
•Mevcut ortaklık sözleşmesinin güncellenmemesi, eski hükümlerin yeni yapıyla çelişmesine neden olur.
•Kâr-zarar payı, yönetim ve temsil yetkilerinin yeniden düzenlenmemesi, ileride ortaklar arası uyuşmazlıklara davetiye çıkarır.
Bu nedenle adi ortaklığa yeni ortak alırken sürecin bir avukat eşliğinde yürütülmesi ve ortaklık sözleşmesinin bu değişikliği yansıtacak şekilde güncellenmiş bir versiyonunun hazırlanması tavsiye edilir.