Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.
Terk Nedeniyle Boşanma Davası Nedir?
Gönen, Manyas ve Erdek'te eşi tarafından terk edilen ya da ortak konuta dönmesi engellenen kişiler, bu durumun boşanma sebebi olup olmadığını merak eder. Terk, kanunda özel olarak düzenlenmiş bir boşanma sebebidir ve kendine özgü şartları ile süreleri vardır. Bu yazıda terk nedeniyle boşanmanın ne olduğu, hangi hallerin terk sayıldığı ve sürecin nasıl işlediği genel hatlarıyla ele alınmaktadır.
TERK NEDENİYLE BOŞANMA NEDİR?
Terk, evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmemek amacıyla eşlerden birinin diğerini bırakması ya da haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmemesidir. Türk Medeni Kanunu'nun 164. maddesi terki, belirli şartların gerçekleşmesi halinde başlı başına bir boşanma sebebi olarak düzenler. Bu boşanma sebebinin en önemli özelliği, evlilik birliğinin sarsılmasına dayanan genel boşanma sebebinden farklı olarak, kanunda tek tek sayılan koşullara bağlı olmasıdır. Terk edilen eş, bu koşullar gerçekleştiğinde, evliliğin çekilmez hale geldiğini ayrıca ispat etmek zorunda kalmadan boşanma davası açabilir. Kanuna göre, eşini ortak konutu terk etmeye zorlayan ya da haklı bir sebep olmaksızın onun ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Bu düzenleme, fiilen evi terk edeni koruduğu kadar, diğer eşi eve dönmekten alıkoyan tarafın da sorumlu tutulmasını sağlar. Böylece kimin evi terk ettiği kadar, bu terkin arkasındaki gerçek durumun da gözetilmesi amaçlanır. Bu nedenle terk nedeniyle boşanmada, olayın gerçek niteliğinin doğru belirlenmesi büyük önem taşır.
HANGİ HALLER TERK SAYILIR?
Terkin bir boşanma sebebi sayılabilmesi için, eşin evi terk etmesinin belirli nitelikleri taşıması gerekir. Öncelikle terk, evlilik birliğinin yükümlülüklerinden kaçmak amacıyla yapılmış olmalıdır. Geçici bir uzaklaşma, iş gereği ayrı yaşama ya da haklı bir sebebe dayanan ayrılık terk sayılmaz. Örneğin eşinin şiddetinden kaçarak evden ayrılan bir kişinin durumu, haklı bir sebebe dayandığı için terk olarak değerlendirilmez. Aynı şekilde, eşini eve almayan ya da eve dönmesini fiilen engelleyen tarafın davranışı da terk kapsamında görülür. Bu bakımdan, evden fiilen ayrılan kişinin her zaman terk eden taraf olduğu düşünülmemelidir. Ortak konutun kilidini değiştiren, eşinin eşyalarını dışarı çıkaran ya da onu eve sokmayan eş de kanun karşısında terk etmiş sayılabilir. Terkin haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığı, olayın somut koşullarına göre değerlendirilir. Bu değerlendirmede tarafların davranışları, ayrılığın nedeni ve süreci birlikte ele alınır. Bu nedenle terk iddiasında, ayrılığın gerçek sebebinin ortaya konması belirleyici olur.
İHTAR NASIL VE NE ZAMAN ÇEKİLİR?
Terk nedeniyle boşanmanın en kritik aşamalarından biri ihtardır. Türk Medeni Kanunu'nun 164. maddesine göre, terk edilen eşin doğrudan boşanma davası açması yeterli değildir. Önce terk eden eşe, ortak konuta dönmesi için usulüne uygun bir ihtar yapılması gerekir. Bu ihtar, terk edilen eşin istemi üzerine hakim ya da noter tarafından yapılır. İhtarda, terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi halinde doğacak sonuçlar açıkça bildirilir. İhtarı yapan makam, işin esasına girmeden yalnızca bu uyarıyı iletir. Adresi bilinmeyen eşe ihtar, gerektiğinde ilan yoluyla da yapılabilir. İhtarın samimi olması, yani terk edilen eşin gerçekten birlikte yaşamaya hazır olması beklenir. Göstermelik ya da eşi geri dönmekten caydırmaya yönelik bir ihtar, amacına ulaşmış sayılmaz. Bu nedenle ihtar öncesinde ortak konutun eşin dönebileceği durumda olması önem taşır. İhtarın usulüne uygun yapılması, davanın sonucunu doğrudan etkileyen bir koşuldur. Usule aykırı bir ihtar, davanın reddine yol açabilir.
TERK DAVASINDA SÜRELER NASIL İŞLER?
Terk nedeniyle boşanma davasında sürelerin doğru hesaplanması büyük önem taşır, çünkü bu süreler davanın açılabilmesinin ön koşuludur. Türk Medeni Kanunu'nun 164. maddesine göre, ayrılığın en az altı ay sürmüş ve hala devam ediyor olması gerekir. Bunun yanında, boşanma davası açmak için gereken sürenin dördüncü ayı dolmadan ihtar isteminde bulunulamaz. İhtar yapıldıktan sonra da iki ay geçmeden dava açılamaz. Bu sürelerin bir arada değerlendirilmesi gerekir. Yani eş terk ettikten sonra belirli bir süre beklenir, ardından ihtar çekilir ve ihtardan sonra da iki aylık süre dolduğunda dava açılabilir. Bu aşamalı süre yapısı, terk eden eşe geri dönmesi için gerçek bir fırsat tanınmasını amaçlar. Terk eden eş, ihtara rağmen iki ay içinde ve haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmezse, terk edilen eşin dava açma hakkı doğar. Sürelerden herhangi birinin kaçırılması ya da yanlış hesaplanması, davanın reddiyle sonuçlanabilir. Bu nedenle terk nedeniyle boşanmada takvimin dikkatle takip edilmesi gerekir.
TERK EDEN EŞ DÖNERSE NE OLUR?
İhtar üzerine terk eden eşin ortak konuta dönmesi, sürecin seyrini değiştirir. Eş, ihtarda verilen iki aylık süre içinde ve samimi biçimde eve dönerse, terke dayalı boşanma sebebi ortadan kalkar. Bu durumda terk edilen eş, artık yalnızca terk sebebine dayanarak boşanma davası açamaz. Ancak dönüşün gerçek ve kalıcı olması beklenir. Yalnızca davayı engellemek amacıyla kısa süreli ve göstermelik bir dönüş, samimi kabul edilmeyebilir. Böyle bir durumda, eşin eve dönmüş görünmesine rağmen evlilik birliğinin gereklerini yerine getirmemesi, yeniden değerlendirmeye konu olabilir. Terk eden eşin dönmemesi halinde ise terk edilen eşin dava hakkı devam eder. Terke dayalı boşanma sebebinin şartları oluşmasa bile, tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ileri sürerek genel sebebe dayanması her zaman mümkündür. Bu nedenle terk nedeniyle boşanma, tek başına bir yol olmakla birlikte, olayın koşullarına göre başka boşanma sebepleriyle birlikte de değerlendirilebilir. Somut durumda hangi yolun izleneceği, tarafların davranışlarına ve ayrılığın niteliğine göre belirlenmelidir.