Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık

Çekişmeli Boşanma Nasıl Açılır, Ne Kadar Sürer?


Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık
Hukuki Danışmanlık Almak İster Misiniz?

Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.

WhatsApp ile Danışın
Çekişmeli Boşanma Nasıl Açılır, Ne Kadar Sürer?

Çekişmeli Boşanma Nasıl Açılır, Ne Kadar Sürer?
 

Bandırma, Erdek ve Biga'da eşiyle anlaşamayan ve boşanmak isteyen kişilerin en çok merak ettiği konulardan biri çekişmeli boşanmadır. Tarafların boşanmanın kendisinde ya da sonuçlarında anlaşamadığı hallerde süreç çekişmeli olarak yürür. Bu yazıda çekişmeli boşanmanın ne olduğu, hangi temele dayandığı ve sürecin nasıl işlediği genel hatlarıyla ele alınmaktadır.
 

ÇEKİŞMELİ BOŞANMA NEDİR?
Çekişmeli boşanma, eşlerin boşanma konusunda ya da boşanmanın sonuçlarında anlaşamadığı durumlarda açılan boşanma davasıdır. Anlaşmalı boşanmadan farkı, tarafların ortak bir irade ortaya koymamasıdır. Bir eş boşanmak isterken diğerinin buna karşı çıkması ya da her iki eş de boşanmak istese bile nafaka, velayet, tazminat ve mal paylaşımı gibi konularda uzlaşamaması, boşanmayı çekişmeli hale getirir. Bu davada taraflar, iddialarını ve taleplerini delilleriyle birlikte mahkeme önünde ortaya koyar. Çekişmeli boşanma, çoğu zaman evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanır. Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesi, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılması halinde, eşlerden her birinin boşanma davası açabileceğini düzenler. Bunun yanında, kanunda sayılan zina, hayata kast, terk gibi özel boşanma sebeplerine dayanılarak da çekişmeli boşanma açılabilir. Çekişmeli boşanmada, tarafların iddialarını ispat etmesi büyük önem taşır. Çünkü mahkeme, sunulan delillere ve tarafların kusur durumuna göre karar verir. Bu nedenle çekişmeli boşanma, anlaşmalı boşanmaya göre daha karmaşık ve dikkat gerektiren bir süreçtir. Sürecin doğru yürütülmesi, tarafların haklarını doğrudan etkiler.
 

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI NE DEMEKTİR?
Çekişmeli boşanmaların büyük bölümü, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanır. Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesine göre, evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Bu sebep, uygulamada geçimsizlik olarak da anılır ve geniş bir çerçeveye sahiptir. Sürekli tartışmalar, güven sarsıcı davranışlar, saygısızlık, ilgisizlik ya da şiddet gibi pek çok durum, evlilik birliğini temelinden sarsan olgular olarak değerlendirilebilir. Ancak bu sebebe dayanan bir davanın kabul edilebilmesi için, evlilik birliğinin gerçekten çekilmez hale geldiğinin ortaya konması gerekir. Bu husus, tanık beyanları, mesajlar ve diğer deliller aracılığıyla ispatlanır. Kanun, davacının kusurunun daha ağır olması halinde davalıya itiraz hakkı da tanımıştır. Ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin sürmesinde korunmaya değer bir yarar kalmamışsa, yine de boşanmaya karar verilebilir. Bu nedenle evlilik birliğinin temelinden sarsılması, olayın somut koşullarına göre değerlendirilen bir sebeptir. Her evliliğin kendi dinamikleri bulunduğundan, bu değerlendirme olaydan olaya değişir. Bu nedenle iddiaların delillerle desteklenmesi belirleyici olur.
 

KUSUR BOŞANMAYI VE SONUÇLARINI NASIL ETKİLER?
Çekişmeli boşanmada kusur, hem boşanma kararını hem de boşanmanın sonuçlarını doğrudan etkileyen önemli bir unsurdur. Mahkeme, tarafların evlilik birliğinin sarsılmasında ne ölçüde kusurlu olduğunu değerlendirir. Kusur değerlendirmesi, özellikle tazminat ve nafaka taleplerinde belirleyici rol oynar. Boşanmada daha az kusurlu olan ya da kusursuz olan eş, diğer eşten maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Aynı şekilde, yoksulluğa düşecek olan ve boşanmada daha ağır kusurlu olmayan eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilebilir. Bu nedenle çekişmeli boşanmada tarafların kusurunun ortaya konması büyük önem taşır. Kusurun ispatı, tanık beyanları ve diğer delillerle sağlanır. Kusur yalnızca tazminat ve nafakayı değil, kimi durumlarda velayet gibi konuları da etkileyebilir. Ancak velayette her zaman çocuğun üstün yararı esas alınır ve kusur tek başına belirleyici olmayabilir. Görüldüğü gibi çekişmeli boşanmada kusur, sürecin merkezinde yer alan bir kavramdır. Tarafların hem kendi kusursuzluğunu hem de karşı tarafın kusurunu delillerle ortaya koyabilmesi, davanın sonucunu ve boşanmanın mali sonuçlarını doğrudan etkiler. Bu nedenle delillerin dikkatle toplanması ve sunulması gerekir.
 

DAVA NE KADAR SÜRER VE NELER İSTENEBİLİR?
Çekişmeli boşanma davasının süresi, anlaşmalı boşanmaya göre çok daha uzundur. Bunun nedeni, tarafların iddialarının ve delillerinin ayrıntılı biçimde incelenmesi, tanıkların dinlenmesi ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılmasıdır. Davanın süresi, uyuşmazlığın kapsamına, delil durumuna ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. Bu nedenle her dava için tek bir süre söylemek mümkün değildir. Çekişmeli boşanma davasında yalnızca boşanma değil, buna bağlı pek çok talep de ileri sürülebilir. Bunların başında maddi ve manevi tazminat, yoksulluk nafakası ve çocuklar için iştirak nafakası gelir. Ayrıca çocukların velayeti, kişisel ilişki düzenlemesi ve varsa mal rejiminin tasfiyesi gibi konular da bu süreçte gündeme gelebilir. Bu talepler, boşanmayla birlikte ya da ayrı olarak değerlendirilebilir. Dava sürerken, tarafların ve çocukların durumunu korumak için geçici tedbirlere de karar verilebilir. Örneğin dava süresince nafaka ödenmesine ya da çocuğun kiminle kalacağına ilişkin geçici düzenlemeler yapılabilir. Bu nedenle çekişmeli boşanma, yalnızca evliliğin sona ermesini değil, tarafların ve çocukların geleceğini ilgilendiren birçok konuyu kapsar. Taleplerin baştan doğru belirlenmesi, sürecin sağlıklı yürümesi bakımından önemlidir.
 

RED KARARINDAN SONRA YENİDEN DAVA AÇILABİLİR Mİ?
Çekişmeli boşanma davası her zaman boşanmayla sonuçlanmaz. Mahkeme, ileri sürülen sebeplerin ispatlanamadığı ya da koşulların oluşmadığı kanaatine varırsa davayı reddedebilir. Ancak davanın reddedilmesi, evliliğin sonsuza dek sürmesi gerektiği anlamına gelmez. Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesi bu konuda önemli bir düzenleme içerir. Buna göre, boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa, evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır. Bu durumda eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. Yani ilk dava reddedilmiş olsa bile, aradan bir yıl geçmesine rağmen taraflar bir araya gelip ortak hayatı yeniden kuramamışsa, açılacak yeni davada boşanma gerçekleşebilir. Bu düzenleme, fiilen bitmiş ancak resmen sürdürülen evliliklerin sona erdirilmesine imkan tanır. Burada önemli olan, red kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıllık sürenin geçmesi ve ortak hayatın yeniden kurulamamış olmasıdır. Bu nedenle ilk davası reddedilen bir eşin, koşulların oluşması halinde yeniden dava açma imkanı bulunur. Bu yol, çekişmeli boşanmada önemli bir güvence oluşturur.

2.10.2026 29 Av. Can KİLERCİOĞLU
Whatsapp İletişim