Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.
İcra Takibi Nasıl Başlatılır, Alacağımı Nasıl Tahsil Ederim?
Gönen, Erdek ve Bandırma'da alacağını ödemeyen bir borçluyla karşılaşan kişilerin ilk sorusu, alacağın nasıl tahsil edileceğidir. Elinde mahkeme kararı bulunmayan bir alacaklının başvurabileceği yol, ilamsız icra takibidir. Bu yazıda takibin nasıl başlatıldığı, ödeme emrinin ne anlama geldiği ve borçlunun ödememesi halinde neler yapılabileceği ele alınmaktadır.
TAKİP BAŞLATMAK İÇİN NELER GEREKİR?
İlamsız icra takibi başlatmak için bir mahkeme kararına ihtiyaç yoktur. Alacaklı, doğrudan icra dairesine başvurarak takip talebinde bulunabilir. İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesine göre takip talebinde alacaklının ve borçlunun kimlik ve adres bilgileri, alacağın Türk parasıyla tutarı, faizli alacaklarda faizin miktarı ve başladığı gün, varsa dayanak senet ve seçilen takip yolu gösterilir. Alacak bir belgeye dayanıyorsa bu belgenin de takip talebine eklenmesi gerekir. Takip talebi yazılı, sözlü ya da elektronik ortamda yapılabilir. Bu talep, alacağın hangi tutarda ve hangi temele dayanarak istendiğini ortaya koyar. Talebin eksiksiz ve doğru hazırlanması, sürecin ilerleyen aşamalarında sorun yaşanmaması bakımından önem taşır. Bu nedenle takip talebinin özenle düzenlenmesi gerekir.
ÖDEME EMRİ NEDİR, BORÇLUYA NE BİLDİRİLİR?
Takip talebi icra dairesine verildikten sonra icra müdürü, talebin kanunda öngörülen şartları taşıdığını görürse bir ödeme emri düzenler. İcra ve İflas Kanunu'nun 60. maddesine göre bu ödeme emri borçluya gönderilir. Ödeme emrinde borçluya, borcunu ve takip masraflarını yedi gün içinde ödemesi ihtar edilir. Ayrıca borca ya da alacaklının takip hakkına bir itirazı varsa bunu yine yedi gün içinde bildirmesi gerektiği belirtilir. Borç ödenmez ve itiraz da edilmezse cebri icraya devam edileceği bildirilir. Ödeme emri, borçlunun süreçten haberdar edilmesini ve kendisini savunma imkanı bulmasını sağlar. Bu emrin usulüne uygun tebliğ edilmesi, takibin geçerliliği bakımından belirleyicidir. Tebligatta yapılan bir hata, sürecin baştan yenilenmesine yol açabilir.
BORÇLU YEDİ GÜN İÇİNDE ÖDEMEZSE NE OLUR?
Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde borcu öderse takip sona erer. Bu süre içinde itiraz ederse takip durur ve uyuşmazlık dava yoluyla çözülür. Borçlu ne öder ne de itiraz ederse takip kesinleşir. İcra ve İflas Kanunu'nun 62. maddesine göre itiraz süresi yedi gündür ve bu süre geçtikten sonra artık itiraz edilemez. Takip kesinleştikten sonra alacaklı, borçlunun mallarının haczedilmesini isteyebilir. Haciz aşamasında borçlunun taşınırları, taşınmazları, banka hesapları ve üçüncü kişilerdeki alacakları takip konusu yapılabilir. Haczedilen malların satılmasıyla elde edilen bedelden alacak karşılanır. Böylece alacağın fiilen tahsili sağlanmış olur. Borçlunun sessiz kalması, alacaklının haciz aşamasına geçmesinin önünü açar.
ALACAK BELGEYE DAYANMIYORSA TAHSİL MÜMKÜN MÜ?
İlamsız takibin en önemli özelliği, alacağın mutlaka bir belgeye dayanmasının gerekmemesidir. Elinde senet, sözleşme ya da başka bir belge bulunmayan alacaklı da ilamsız takip başlatabilir. Ancak bu durumda borçlunun itiraz etmesi, takibi kolayca durdurur. Çünkü itiraz üzerine alacaklının, alacağının varlığını mahkemede ispat etmesi gerekir. Elinde güçlü bir belge bulunan alacaklı, itirazın kaldırılması yoluyla daha hızlı sonuç alabilirken, belgesi olmayan alacaklı genel mahkemede dava açmak zorunda kalabilir. Bu nedenle alacağın bir belgeye bağlanmış olması, tahsil sürecini büyük ölçüde kolaylaştırır. Belgesiz alacaklarda da tahsil mümkündür, ancak süreç daha uzun ve daha zahmetli olabilir. Alacağın baştan yazılı bir belgeye dayandırılması, ileride yaşanabilecek güçlükleri azaltır.
TAKİP MASRAFLARINI VE FAİZİ KİM KARŞILAR?
İcra takibi başlatırken alacaklının, takip talebiyle birlikte belirli masrafları peşin olarak yatırması gerekir. Bu masraflar, ödeme emrinin tebliği, haciz işlemleri ve satış gibi aşamaların yürütülebilmesi için gereklidir. Alacaklı bu giderleri baştan karşılasa da, bunlar nihai olarak borçlunun üzerinde bırakılacak masraflardır. Takip haklı çıktığında, yapılan icra masrafları borçludan tahsil edilir. Yani alacaklının başlangıçta ödediği giderler, alacağın yanında borçludan geri alınır. Aynı şekilde alacağa işleyen faiz de takip konusu yapılabilir. Faizli alacaklarda, takip talebinde faizin miktarı ve işlemeye başladığı gün gösterilir. Böylece alacaklı yalnızca ana alacağını değil, buna işleyen faizi de takip yoluyla isteyebilir. Faizin türü ve oranı, alacağın kaynağına ve taraflar arasındaki ilişkiye göre belirlenir. Sözleşmede kararlaştırılmış bir faiz varsa öncelikle o uygulanır. Böyle bir belirleme yoksa kanuni faiz gündeme gelir. Bu düzenlemeler, alacaklının yalnızca ana parasına değil, alacağının gerçek karşılığına kavuşmasını sağlar. Borçlunun ödemeyi geciktirmesi nedeniyle alacaklının uğradığı kayıp, faiz yoluyla bir ölçüde giderilir. Masraf ve faizin doğru hesaplanması, hem alacaklının hakkını tam olarak almasını hem de borçluya haksız bir yük yüklenmemesini sağlar. Bu nedenle takip talebinde alacağın, masrafların ve faizin eksiksiz ve doğru biçimde gösterilmesi önem taşır. Yanlış hesaplanan bir tutar, ileride itiraza ve uyuşmazlığa yol açabilir.
Alacağın tahsili için ilamsız icra takibi, mahkeme kararı beklemeden başlatılabilen pratik bir yoldur. Sürecin hızı, borçlunun itiraz edip etmemesine ve alacağın belgeye dayanıp dayanmadığına göre değişir. Takip talebinin doğru hazırlanması, ödeme emrinin usulüne uygun tebliği ve sürelerin kaçırılmaması, alacağın tahsilini doğrudan etkiler. Alacaklının süreci tek başına yürütmesi mümkün olsa da, sürelerin ve usul kurallarının çokluğu nedeniyle hataya düşme ihtimali yüksektir. Bu yüzden takibin baştan doğru kurgulanması, sonradan yaşanacak gecikmelerin önüne geçer. Borçlunun ödeme gücü ve tutumu da tahsil sürecinin ne kadar süreceğini etkileyen unsurlar arasındadır. Takip talebinin eksiksiz hazırlanması ve tebligatın usulüne uygun yapılması, sürecin ilk aşamada sağlam bir zemine oturmasını sağlar. Baştaki bu özen, ilerleyen aşamalarda ortaya çıkabilecek usul sorunlarının önüne geçer. Her alacağın kendine özgü koşulları bulunduğundan, izlenecek yolun somut duruma göre belirlenmesi yerinde olur.
14.09.2026 52 Av. Can KİLERCİOĞLU