Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.
Borçlu Ödeme Emrine İtiraz Etti, İtirazın İptali ve Kaldırılması Davası Nedir?
Bandırma, Erdek ve Edincik'te başlattığı takibe borçlunun itiraz ettiğini gören alacaklılar, sürecin durmasıyla ne yapacaklarını merak eder. İlamsız takipte borçlunun itirazı takibi durdurur, ancak bu alacaklı için yolun sonu değildir. Bu yazıda itiraz üzerine başvurulabilecek itirazın iptali ve itirazın kaldırılması yolları ile aralarındaki farklar ele alınmaktadır.
BORÇLU İTİRAZ EDİNCE TAKİP NE OLUR?
İlamsız takipte borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine itiraz edebilir. İcra ve İflas Kanunu'nun 62. maddesine göre bu itiraz, çoğu durumda herhangi bir gerekçe gösterilmeden dahi takibi durdurur. Takibin durması, alacaklının alacağını kaybettiği anlamına gelmez. Bu aşamada uyuşmazlık, icra dairesinden çıkar ve yargı önüne taşınır. Alacaklının önünde iki temel yol bulunur. Bunlardan biri itirazın iptali davası, diğeri itirazın kaldırılması yoludur. Hangi yolun seçileceği, alacaklının elindeki belgeye bağlıdır. Elinde güçlü bir belge bulunan alacaklı daha hızlı sonuç veren yolu tercih edebilir. Belgesi olmayan alacaklı ise genel mahkemede alacağını ispat etmek zorunda kalır. Bu nedenle itiraz sonrası atılacak adım, dikkatle belirlenmelidir.
İTİRAZIN İPTALİ DAVASI NEDİR?
İtirazın iptali davası, genel mahkemede açılan bir davadır. İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak alacağının varlığını ispat etmek suretiyle itirazın iptalini isteyebilir. Bu davada mahkeme, alacağın gerçekten var olup olmadığını genel hükümlere göre inceler. Alacaklı her türlü delille alacağını ispat edebilir. Bu yönüyle itirazın iptali davası, elinde güçlü belge bulunmayan alacaklılar için de bir imkan sunar. Davanın sonunda borçlunun itirazının haksız olduğu anlaşılırsa itiraz iptal edilir ve takip kaldığı yerden devam eder. Bu davanın bir yıllık süre içinde açılması gerekir. Süre kaçırılırsa alacaklının genel hükümlere göre ayrı bir alacak davası açma hakkı yine de saklı kalır.
İTİRAZIN KALDIRILMASI NEDİR, İPTALDEN FARKI?
İtirazın kaldırılması, itirazın iptalinden farklı olarak icra mahkemesinde görülen daha hızlı bir yoldur. İcra ve İflas Kanunu'nun 68. maddesine göre alacaklının takibi, imzası ikrar edilmiş ya da noterlikçe onaylanmış bir borç ikrarı senedine veya resmi makamların verdiği bir belgeye dayanıyorsa, alacaklı itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. İki yol arasındaki temel fark, itirazın kaldırılmasının yalnızca kanunda sayılan belgelere dayanılarak istenebilmesidir. İtirazın iptali davasında alacaklı her türlü delille alacağını ispat edebilirken, itirazın kaldırılmasında yalnızca güçlü ve belirli belgeler yeterli olur. Bu nedenle itirazın kaldırılması yolu, elinde güçlü belge bulunan alacaklılar için daha hızlı sonuç verir. Belgesi olmayan alacaklı ise bu yola başvuramaz ve genel mahkemeye gitmek zorunda kalır. Doğru yolun seçimi, alacağın hangi belgeye dayandığına göre belirlenir.
İCRA İNKAR TAZMİNATI NE ZAMAN İSTENİR?
Alacaklının bu davalarda kazanabileceği ek bir imkan da tazminattır. İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesine göre itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksız olduğu anlaşılırsa, borçlu, hükmolunan alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkum edilebilir. Bu tazminata icra inkar tazminatı denir. Aynı şekilde alacaklı haksız ve kötü niyetli çıkarsa, bu kez alacaklı benzer bir tazminatla sorumlu tutulabilir. İtirazın kaldırılması yolunda da benzer bir tazminat düzenlemesi bulunur. Bu tazminatın amacı, hem borçluyu haksız yere takibi durdurmaktan hem de alacaklıyı haksız takipten caydırmaktır. Tazminatın istenebilmesi için tarafın bunu talep etmesi gerekir. Bu düzenleme, tarafların dürüst davranmasını teşvik eden bir denge unsuru olarak işlev görür.
BORÇLU BORÇLU OLMADIĞINI NASIL İLERİ SÜREBİLİR?
İtiraz üzerine başlayan süreçte yalnızca alacaklının değil, borçlunun da başvurabileceği hukuki yollar bulunur. Kendisine karşı haksız bir takip başlatıldığını düşünen borçlu, borçlu olmadığının tespitini isteyebilir. Bu amaçla açılan davaya menfi tespit davası denir. Borçlu, henüz ödeme yapmadan bu davayı açarak takip konusu borcun gerçekte var olmadığını mahkeme önünde ileri sürebilir. Böyle bir davada mahkeme, borcun gerçekten var olup olmadığını inceler. Eğer borçlu takip sırasında borcu ödemek zorunda kalmışsa, bu kez ödediği tutarı geri istemek için istirdat davası açabilir. Bu davalar, haksız bir takiple karşılaşan borçluyu koruyan önemli imkanlardır. Borçlunun bu yollara başvururken, borçlu olmadığını ortaya koyan belge ve delillere dayanması gerekir. Örneğin borcun daha önce ödendiğini gösteren bir makbuz ya da borcun hiç doğmadığını ortaya koyan bir sözleşme, borçlunun elini güçlendirir. Bu davaların sonucunda borçlu haklı çıkarsa, takip durur ve borçlu haksız takip nedeniyle uğradığı zararların giderilmesini de talep edebilir. Görüldüğü gibi itiraz sonrası süreç, yalnızca alacaklının değil borçlunun da haklarını ileri sürebildiği çift yönlü bir süreçtir. Alacaklı itirazın iptali ya da kaldırılması yoluna giderken, borçlu da menfi tespit ya da istirdat yoluyla kendini savunabilir. Hangi yolun hangi tarafça kullanılacağı, olayın koşullarına ve elde bulunan delillere göre değişir. Bu nedenle sürecin baştan doğru değerlendirilmesi, her iki taraf için de önem taşır.
Borçlunun itirazı, alacaklı için sürecin sonu değil yeni bir aşamanın başlangıcıdır. İtirazın iptali davası her türlü delille açılabilen ancak daha uzun süren bir yolken, itirazın kaldırılması yalnızca güçlü belgelere dayanan ancak daha hızlı sonuç veren bir yoldur. Hangi yolun seçileceği, alacağın hangi belgeye dayandığına ve olayın koşullarına göre değerlendirilmelidir. Alacaklının elindeki belgenin gücü, hangi yolun daha kısa sürede sonuç vereceğini belirleyen başlıca ölçüttür. Aynı şekilde borçlunun da savunma imkanlarını zamanında kullanması, sürecin sonucunu etkiler. Sürelerin kaçırılmaması ise her iki yolda da belirleyici önem taşır.
14.09.2026 35 Av. Can KİLERCİOĞLU