Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık

Asıl İşveren - Alt İşveren İlişkisi ve Sorumluluk Nedir?


Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık
Hukuki Danışmanlık Almak İster Misiniz?

Av. Can Kilercioğlu ile doğrudan iletişime geçin.

WhatsApp ile Danışın
Asıl İşveren - Alt İşveren İlişkisi ve Sorumluluk Nedir?

Asıl İşveren - Alt İşveren İlişkisi ve Sorumluluk Nedir?
 

Bandırma, Erdek ve Biga'da bir taşeron firma aracılığıyla çalışan işçiler ile bu şekilde işçi çalıştıran işverenler, asıl işveren ile alt işveren ilişkisini ve sorumluluğu merak eder. Bu ilişki, işçilerin haklarını doğrudan etkiler. Bu yazıda asıl işveren alt işveren ilişkisinin ne olduğu, şartları ve doğurduğu sorumluluk ele alınmaktadır.
 

ASIL İŞVEREN ALT İŞVEREN İLİŞKİSİ NEDİR?
Asıl işveren alt işveren ilişkisi, bir işverenin işinin bir bölümünü ya da yardımcı işlerini başka bir işverene vermesiyle ortaya çıkar. Uygulamada alt işverene taşeron da denir. İş Kanunu'nun 2. maddesi bu ilişkiyi düzenler. Buna göre, bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde ya da asıl işin bir bölümünde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişki, asıl işveren alt işveren ilişkisidir. Bu ilişkide iki ayrı işveren bulunur. Asıl işveren, işin sahibi konumundaki işverendir. Alt işveren ise asıl işverenden iş alan ve kendi işçileriyle bu işi yapan işverendir. İşçiler, alt işverene bağlı olarak çalışsa da, asıl işverenin işyerinde iş görürler. Bu yapı, özellikle temizlik, güvenlik ve benzeri hizmetlerin başka firmalara verilmesinde sık karşılaşılan bir uygulamadır. Ancak bu ilişkinin kanuna uygun biçimde kurulması gerekir. Aksi halde, ilişkinin geçerliliği ve işçilerin hakları bakımından önemli sonuçlar doğar. Bu nedenle asıl işveren alt işveren ilişkisinin doğru kurulması, hem işverenler hem de işçiler bakımından önem taşır.
 

GEÇERLİ BİR ALT İŞVERENLİK HANGİ ŞARTLARA BAĞLIDIR?
Alt işverenlik ilişkisinin geçerli olması belirli şartlara bağlıdır. İş Kanunu'nun 2. maddesi, bu ilişkinin hangi işlerde kurulabileceğini sınırlamıştır. Buna göre, asıl işveren yardımcı işlerini alt işverene verebilir. Asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesi ise ancak işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde mümkündür. Yani asıl iş, kural olarak bölünerek alt işverenlere verilemez. Bu sınırlama, alt işverenlik uygulamasının işçilerin haklarını zayıflatmak amacıyla kötüye kullanılmasını önlemeye yöneliktir. Bir başka önemli şart, alt işverenin işçilerini yalnızca bu işyerinde ve aldığı işte çalıştırmasıdır. Alt işverenlik ilişkisinin gerçek bir ihtiyaca dayanması ve göstermelik olmaması gerekir. Bu şartların bulunmaması halinde, ilişki geçerli bir alt işverenlik olarak kabul edilmez. Örneğin uzmanlık gerektirmeyen asıl bir işin bölünerek alt işverene verilmesi, kanuna aykırı olur. Bu nedenle alt işverenlik ilişkisi kurulurken, işin niteliğinin ve kanundaki şartların dikkatle değerlendirilmesi gerekir. Şartlara uygun olmayan bir alt işverenlik ilişkisi, hukuken geçerli sayılmayabilir ve işçiler bakımından farklı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle bu ilişkinin geçerliliği büyük önem taşır.
 

ASIL İŞVERENİN İŞÇİYE KARŞI SORUMLULUĞU NEDİR?
Asıl işveren alt işveren ilişkisinin en önemli sonuçlarından biri, asıl işverenin sorumluluğudur. İş Kanunu'nun 2. maddesine göre asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak, kanundan, iş sözleşmesinden ya da alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işveren ile birlikte sorumludur. Bu, birlikte sorumluluk anlamına gelir. Yani alt işverenin işçisi, alacaklarını yalnızca alt işverenden değil, asıl işverenden de talep edebilir. Örneğin bir taşeron işçisinin ödenmemiş ücret, kıdem tazminatı ya da fazla mesai gibi alacakları için asıl işveren de sorumlu tutulabilir. Bu düzenleme, işçiyi koruyan önemli bir güvencedir. Çünkü alt işverenin mali durumunun zayıf olması ya da ortadan kaybolması halinde, işçi haklarını asıl işverenden isteyebilir. Böylece işçinin, alt işverenlik uygulaması nedeniyle haklarını kaybetmesi önlenir. Asıl işverenin bu sorumluluğu, işçinin çalıştığı işyeri ile ilgili haklarını kapsar. Bu nedenle asıl işveren alt işveren ilişkisinde, asıl işverenin de işçilere karşı sorumlu olduğunun bilinmesi önemlidir. Bu sorumluluk, işçilerin haklarına erişmesini kolaylaştıran temel bir korumadır. Bu nedenle işçiler haklarını ararken her iki işvereni de muhatap alabilir.
 

MUVAZAALI ALT İŞVERENLİK NEDİR VE İŞÇİ NASIL KORUNUR?
Alt işverenlik uygulamasının kötüye kullanılması, kanunda muvazaa olarak değerlendirilir ve işçiyi korumaya yönelik sonuçlar doğurur. İş Kanunu'nun 2. maddesine göre, asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz. Aynı şekilde, daha önce o işyerinde çalıştırılan kişiyle alt işveren ilişkisi kurulamaz. Bu kurallara aykırı davranılması ya da genel olarak alt işverenlik ilişkisinin göstermelik, yani muvazaalı bir işleme dayanması halinde önemli bir sonuç doğar. Bu durumda alt işverenin işçileri, başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görür. Yani muvazaalı bir alt işverenlik ilişkisinde, işçiler aslında asıl işverenin işçisi kabul edilir ve bütün haklarını asıl işverene karşı ileri sürebilir. Bu düzenleme, alt işverenlik uygulamasının işçilerin haklarını zayıflatmak amacıyla kullanılmasını önlemeyi amaçlar. Çünkü muvazaalı uygulamalarda, işçiler çoğu zaman daha düşük haklarla ve güvencesiz biçimde çalıştırılmaya çalışılır. Kanun, bu tür uygulamaları geçersiz sayarak işçiyi korur. Bu nedenle alt işverenlik ilişkisinin gerçek mi yoksa muvazaalı mı olduğunun belirlenmesi, işçinin haklarının kime karşı ileri sürüleceğini doğrudan etkiler. Bu belirleme, olayın somut koşullarına göre yapılır.
 

KAMU İHALESİYLE ÇALIŞTIRILAN İŞÇİLERİN DURUMU NEDİR?
Asıl işveren alt işveren ilişkisi, özel sektör kadar kamu kurumlarında da sık karşılaşılan bir uygulamadır. Kamu kurumları, temizlik, güvenlik ve benzeri hizmetleri çoğu zaman ihale yoluyla yüklenici firmalar aracılığıyla gördürür. İş Kanunu'nun 2. maddesi, bu konuda kamu kurumları bakımından özel hükümler öngörmüştür. Buna göre, kanuna dayanılarak kurulan kamu kurum ve kuruluşları ile bunların belirli oranda sermayesine sahip oldukları ortaklıklarda, hizmet alımı amacıyla yapılan sözleşmeler gereğince yüklenici aracılığıyla çalıştırılan işçiler, bu şekilde çalışmış olmalarına dayanarak kadroya atanma ya da kadrolu personelin mali haklarından yararlanma talebinde bulunamaz. Bu düzenleme, kamu kurumlarında yüklenici aracılığıyla çalışan işçilerin durumunu özel olarak belirler. Bununla birlikte, bu işçilerin genel iş mevzuatından doğan hakları saklıdır. Yani bu işçiler de ücret, kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacakları gibi temel haklara sahiptir. Ayrıca kamu ihalelerinde de muvazaalı uygulamalar söz konusu olabilir ve bu durumda işçiler bakımından koruyucu hükümler devreye girebilir. Bu nedenle kamu kurumlarında yüklenici aracılığıyla çalışan işçilerin durumu, hem özel düzenlemeler hem de genel iş hukuku kuralları çerçevesinde değerlendirilir. Bu değerlendirme, işçinin hangi haklara sahip olduğunu ve bunları kime karşı ileri sürebileceğini belirler. Bu nedenle olayın koşullarının dikkatle incelenmesi gerekir.

22.09.2026 53 Av. Can KİLERCİOĞLU
Whatsapp İletişim