Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık

İşyerinde Kalp Krizi Geçirdim: İş Kazası Sayılır mı, Tazminat Alabilir miyim?


Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık
İşyerinde Kalp Krizi Geçirdim: İş Kazası Sayılır mı, Tazminat Alabilir miyim?

İşyerinde Kalp Krizi Geçirdim: İş Kazası Sayılır mı, Tazminat Alabilir miyim?
 

Gönen, Bandırma ve Balıkesir bölgesinde iş hukuku alanında danışmanlık ve dava takip hizmetleri vermekteyiz. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, işe iade, iş kazası ve diğer işçi alacakları konularında işçi ve işveren tarafına yönelik hukuki destek sağlamaktayız.
 

Giriş
 

İş kazası kavramı, sosyal güvenlik hukuku açısından geniş bir yoruma tabi tutulmaktadır. Bu kapsamda, sigortalının işyerinde veya işi nedeniyle geçirdiği kalp krizi olaylarının iş kazası olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceği, hem işçi hem de işveren açısından önemli hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Yargıtay içtihatları ve ilgili mevzuat hükümleri, kalp krizi olaylarının belirli koşullar altında iş kazası olarak kabul edilebileceğini ve bu durumda işverenin sorumluluğunun nasıl belirleneceğini ortaya koymaktadır.
 

Temel Konular
-İş Kazası Tanımı ve Kapsamı: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13. maddesi, bir olayın iş kazası sayılabilmesi için gerekli hal ve durumları sınırlayıcı (tahdidi) olarak belirlemiştir. Bu hallerden birinin gerçekleşmesi, olayın iş kazası olarak kabulü için yeterlidir.
-İlliyet Bağı (Nedensellik Bağı): İş kazasının temel unsurlarından biri, olay ile sigortalının uğradığı zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmasıdır. Kalp krizi gibi içsel nedenlerle ortaya çıkan olaylarda bu bağın tespiti özel bir önem taşır.
-Bünyesel Faktörler ve Kaçınılmazlık: Sigortalının genetik yatkınlığı, yaşam tarzı gibi bünyesel faktörler ile işyeri koşullarının kalp krizi üzerindeki etkisi, işverenin kusur oranının belirlenmesinde dikkate alınır. "Kaçınılmazlık" kavramı ise kalp krizi olaylarında farklı bir şekilde ele alınır.
-İşverenin Kusuru ve Sorumluluğu: Bir olayın iş kazası olarak kabul edilmesi, doğrudan işverenin kusurlu olduğu anlamına gelmez. İşverenin sorumluluğu, iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği ile illiyet bağına göre belirlenir.
 

Konu İncelemeleri
 

İş Kazası Olarak Kalp Krizinin Değerlendirilmesi
Türk sosyal güvenlik hukuku sisteminde, kalp krizi olaylarının iş kazası olarak kabul edilmesi için olayın belirli koşullar altında meydana gelmesi gerekmektedir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada veya işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla meydana gelen kalp krizi, iş kazası olarak nitelendirilir.
 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13/10/2004 tarihli, 2004/529 E., 2004/527 K. sayılı kararında: "Daha açık ifadeyle; sigortalının, işyerinde çalışmakta iken kalp krizi geçirerek ölümü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 11. maddesinin (A) fıkrasının (a) bendinde gösterilen "Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelme" haline uygun bir olay olduğu gibi, aynı maddenin (b) bendinde yer alan "işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla meydana gelme" haline de uygun olup; iş kazası sayılması gerekir. Maddede, başkaca bir şart ya da kısıtlamaya yer verilmemiş olduğundan, yasada olmayan bir kısıtlamanın yorum yoluyla getirilmesine de olanak yoktur."
 

Bu karar, kalp krizinin iş kazası sayılması için dıştan gelen bir etkenin zorunlu olmadığını, olayın işyerinde veya iş nedeniyle meydana gelmesinin yeterli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Benzer şekilde, 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi de iş kazasını tanımlarken dıştan gelen bir etkinin varlığından bahsetmemiştir. Bu nedenle, sigortalının kalp krizi geçirmesi de iş kazası kapsamında değerlendirilmektedir.
 

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 03/06/2021 tarihli, 2020/7763 E., 2021/7615 K. sayılı kararında: "Kanunda iş kazası tanımlanırken dıştan gelen bir etkinin varlığından bahsedilmemiştir. Bu nedenle sigortalının kalp krizi veya beyin kanaması geçirmesi ile intihar etmesi de iş kazası kapsamında değerlendirilmektedir. Burada önemli olan bir husus, olayın iş kazası sayılması ile işverenin kazanın meydana gelmesinde kusuru olup olmadığı halinin karıştırılmaması gerektiğidir. Zira bir olayın iş kazası sayılması ile işverenin kusurunun bulunması durumu aynı değildir."
 

Bu durum, iş kazası tespiti ile işverenin kusurunun ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini vurgular. Bir olayın iş kazası olması, işverenin otomatik olarak kusurlu olduğu anlamına gelmez; kusur tespiti ayrı bir inceleme gerektirir. Arslan Durmuş'un makalesinde de belirtildiği üzere, Yargıtay, sosyal güvenlik hukuku anlamında bir iş kazası sayılabilmesi için kalp krizi olaylarında etkinin mutlaka dıştan gelmesini aramamaktadır. [M1] Oğuz da işyerinde kalp krizi geçirip ölmenin iş kazası olarak kabul edildiğini belirtmektedir. [M2]
İşyerinde bulunma hali, iş kazası için yeterli bir koşuldur. Örneğin, işverenin görevlendirmesiyle işyeri dışında bir yere giden sigortalının yolculuk sırasında kalp krizi geçirmesi de iş kazası olarak kabul edilebilir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 26/10/2023 tarihli, 2023/9767 E., 2023/10362 K. sayılı kararında: "Eldeki davada, davacı murisinin gıda takviye ürünlerini doktor ve eczacılara tanıtan ve satan davalı şirket tarafından ilaç satış ve pazarlama elamanı olarak 25.01.2018 tarihinde İzmir’deki bir iş toplantısına katılmak üzere görevlendirilerek İstanbul’dan uçağa bindiği, uçakta kalp krizi geçirip vefat ettiği... dinlenilen tanıkların seyahatin iş seyahati olduğunu ve davacının eşinin uçakta kalp krizi geçirdiğini beyan etmeleri ve dosya kapsamındaki bilgiler muvacehesinde davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmakta ise de Mahkemece yapılan araştırmanın yetersiz olduğu, verilen kararın eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır."
Bu karar, iş seyahati sırasında meydana gelen kalp krizinin iş kazası olarak değerlendirilebileceğini, ancak bu durumun tespiti için görevlendirme ve seyahat kayıtları gibi delillerin eksiksiz toplanması gerektiğini göstermektedir.
 

İlliyet Bağı ve Bünyesel Faktörlerin Rolü
 

Kalp krizi olaylarında illiyet bağının tespiti, olayın iş kazası olarak kabul edilmesinden sonra işverenin sorumluluğunun belirlenmesi aşamasında kritik öneme sahiptir. Yargıtay, kalp krizi sonucu gerçekleşen iş kazalarında "kaçınılmazlık" kavramının söz konusu olmayacağını, ancak işveren kusuru ile sigortalının bünyesel faktörleri arasındaki dağılımın tespit edilmesi gerektiğini belirtmektedir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 11/10/2022 tarihli, 2021/7286 E., 2022/12164 K. sayılı kararında: "Kalp krizi sonucu gerçekleşen iş kazalarında kaçınılmazlığın söz konusu olmayacağı dikkate alınarak işveren kusuru ile bünyesel faktör arasındaki dağılımın ne miktarda olduğunun tespiti gerekmektedir. Zira, kaçınılmazlıktan farklı olarak bünyesel faktörden davalı işverenin sorumlu tutulması mümkün değildir."
Bu ilke, işverenin, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alarak işçinin sağlığını koruma yükümlülüğünü vurgular. Kalp krizinin oluşumunda kişinin yaşı, beslenme şekli, genetik özellikleri, tütün/alkol kullanımı, egzersiz durumu gibi bünyesel faktörler etkili olsa da, işyeri koşullarının (ağır çalışma, stres, periyodik muayene eksikliği vb.) kalp krizini tetikleyip tetiklemediği araştırılmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 07/02/2023 tarihli, 2022/121 E., 2023/919 K. sayılı kararında: "Olayın iş kazası olduğu tartışmasız olup, olayda kişinin yaşının, beslenme şekli ve kültürünün, genetik özelliklerinin ve bünyesel yatkınlığı gibi çeşitli faktörlerin etkisinin olabileceğinin kusur oranlarının değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiği ortadadır."
 

Bu nedenle, kusur tespiti yapılırken, işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği (periyodik sağlık muayeneleri, işçinin bünyesini zorlayacak çalışma yaptırılıp yaptırılmadığı, işyerinde rutin dışı gerginlik veya stres olup olmadığı) ile sigortalının bünyesel faktörlerinin olaya etkisi, uzman bir bilirkişi heyeti (işyeri hekimliği, işgücü sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bir kardiyologun da yer alacağı) tarafından ayrıntılı olarak incelenmelidir.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 15/10/2019 tarihli, 2019/1068 E., 2019/6177 K. sayılı kararında: "Yapılacak iş; davacının kaza öncesi ve kaza sonrası dönemlere ait, temin edilebilen tüm tıbbi belge ve raporları dosyaya celp edildikten sonra yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda işverenin sigortalının periyodik sağlık muayenelerini yaptırıp yaptırmadığı, bu muayenelerde kalp krizi riskine yol açacak rahatsızlıklarına ilişkin bir bulguya rastlanıp rastlanmadığı, ölüm olayından önceki tarihlerde sigortalının bünyesini zorlayacak bir çalışma yaptırılıp yaptırılmadığı, olay günü sigortalıyı işyerinde rutin dışında bir gerginlik ve stres içine sokacak bir olayın cereyan edip etmediği araştırılmak, aralarında işyeri hekimliği, işgücü sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman olan bir kardiyologun da yer alacağı üçlü bilirkişi heyetinden meydana gelen iş kazası olayında davacı veya davalının kusurunun bulunup bulunmadığını, kusuru bulunanlar varsa her bir taraf için ayrı ayrı açıklanmak suretiyle nedenlerini, kalp krizinde işyeri koşullarının etkili olup olmadığını, sigortalının kendi bünyesinden kaynaklanan nedenlerin ne kadar etkili olduğunu, tarafların iddia ve itiraz sebeplerinin değerlendirilmesini de kapsar şekilde tespit eden kusur raporu aldıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir."
 

Özyürür ve Kocakaya'nın makalesinde de belirtildiği gibi, bünyesel nedenlerle yaşanan bir kalp krizi iş kazası olarak nitelendirilebilirken, meslek hastalığı dış bir etkene maruz kalma sonucu ortaya çıkar. [M3] Bu ayrım, olayın hukuki nitelendirmesi açısından önemlidir.
Kusur Tespiti ve İşverenin Sorumluluğu
İşverenin sorumluluğu, iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesilmediğini ispat etmekten ibarettir. İşveren, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4. ve 5. maddeleri uyarınca çalışanların sağlığını ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülükler, mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, risk değerlendirmesi yapılması ve işçinin işe uygunluğunun gözetilmesi gibi hususları kapsar.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 31/10/2023 tarihli, 2022/12455 E., 2023/10552 K. sayılı kararında: "İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu olay tarihinde yürürlükte bulunan İş Kanunu'nun 77'nci maddesinin açık buyruğudur. Olayın iş kazası olduğu tartışmasız olup, olayda kişinin yaşının, beslenme şekli ve kültürünün, genetik özelliklerinin ve bünyesel yatkınlığı gibi çeşitli faktörlerin etkisinin olabileceğinin kusur oranlarının değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiği ortadadır."
İşverenin sorumluluğu, mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uymamasının yanı sıra, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemleri almaması durumunda da ortaya çıkar. Kusurun objektifleştirilmesi, işverenin sorumluluğunu genişletir. Ancak, işvereni sorumluluktan kurtaracak durumlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 09/11/2022 tarihli, 2022/11840 E., 2022/13981 K. sayılı kararında: "Somut olayda, sigortalının kalp krizi öncesinde rahatsızlandığı, buna rağmen doktora gitmeyip tedaviye başlamadığı, ayrıca davacının sigara kullandığının tespit edildiği, bu hususların kalp krizi geçirmesinde etkili olduğundan işçiye daha fazla kusur verilmesi gereken nedenler olması karşısında son kusur raporu oluşa uygun olmadığı anlaşılmakla, yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular ışığında mahkemece yeniden olayın gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerekeceği, buna göre davada kusurlu olan tarafların kusur oran ve durumlarını ayrıştırarak, soyut ifadelere dayanmadan, net şekilde ortaya koyan, oluşa uygun ve mevcut raporlar arasındaki çelişkileri giderebilecek nitelikte kusur raporu alınarak, elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir."
 

Bu karar, işçinin kendi bünyesel faktörlerinin (sigara kullanımı, tedaviye başlamama gibi) kusur oranını etkileyebileceğini ve bu durumun bilirkişi raporlarında detaylıca değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. İşverenin sorumluluğu, işçinin sağlık durumunu gözetme, periyodik muayeneleri yaptırma ve işyerinde riskleri minimize etme yükümlülüklerinden kaynaklanır.
 

Sonuç
Kalp krizi olayları, Türk sosyal güvenlik hukuku ve iş hukuku kapsamında belirli koşullar altında iş kazası olarak kabul edilmektedir. Bu kabul, olayın işyerinde veya işveren tarafından yürütülen iş nedeniyle meydana gelmesi esasına dayanır ve dıştan gelen bir etkenin varlığı zorunlu değildir.
-Bir kalp krizi olayının iş kazası olarak nitelendirilmesi için, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada veya işveren tarafından görevlendirildiği bir işi yaparken meydana gelmesi yeterlidir.
-Olayın iş kazası olarak tespiti, işverenin doğrudan kusurlu olduğu anlamına gelmez. İşverenin sorumluluğu, iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, işyeri koşullarının kalp krizini tetikleyip tetiklemediği ve sigortalının bünyesel faktörlerinin olaya etkisi gibi unsurların uzman bilirkişilerce (özellikle kardiyolog ve iş güvenliği uzmanı içeren heyetler) değerlendirilmesi sonucunda belirlenir.
-"Kaçınılmazlık" kavramı kalp krizi olaylarında uygulanmazken, sigortalının yaşı, genetik yapısı, yaşam tarzı gibi "bünyesel faktörler" kusur oranının belirlenmesinde dikkate alınır. İşverenin periyodik sağlık muayenelerini yaptırma, işçiyi zorlayıcı koşullardan koruma ve işyerinde stresi azaltma gibi önlemleri almaması, kusuruna yol açabilir.
 

28.03.2026 35 Av. Can Kilercioğlu
Whatsapp İletişim