Aldatan Eş Mal Paylaşımından Pay Alabilir mi?
Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık olarak; Bandırma, Edincik ve Balıkesir bölgesinde aile hukuku alanında danışmanlık ve dava takip hizmetleri vermekteyiz. Boşanma davaları, mal rejiminin tasfiyesi, mal paylaşımı, nafaka, velayet ile maddi ve manevi tazminat konularında müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız.
Boşanma sürecinde en çok merak edilen konulardan biri mal paylaşımıdır. Özellikle aldatma söz konusu olduğunda, “Beni aldatan eşim yine de mallarımın yarısını alabilir mi?” sorusu sıkça sorulur. Bu yazıda, aldatmanın (zinanın) mal paylaşımına etkisini genel hatlarıyla açıklıyoruz.
Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?
2002 yılından sonra evlenen çiftler için kural olarak “edinilmiş mallara katılma rejimi” geçerlidir. Bu rejimde, kural olarak evlilik birliği içinde edinilen malların değeri eşler arasında yarı yarıya paylaşılır. Yani normal şartlarda, kimin kusurlu olduğuna bakılmaksızın eşler, birbirlerinin edindiği mallar üzerinde belirli bir alacak hakkına sahip olur.
Aldatma Mal Paylaşımını Değiştirir mi?
Kural olarak boşanmadaki kusur, mal paylaşımını doğrudan etkilemez. Yani “aldattığı için hiç mal alamaz” demek her zaman doğru değildir. Ancak kanun, zina söz konusu olduğunda önemli bir istisna getirmiştir.
Aldatan Eşin Payı Azaltılabilir veya Kaldırılabilir
Türk Medeni Kanunu'nun 236. maddesine göre, zina veya hayata kast nedeniyle boşanmaya karar verilmesi hâlinde hâkim, kusurlu eşin paylaşımdan alacağı payı hakkaniyete uygun biçimde azaltabilir, hatta tamamen kaldırabilir. Yani aldatan eş, belirli şartların varlığı hâlinde mal paylaşımından elini boş çıkarabilir.
Bu İstisna Hangi Şartlarda Uygulanır?
Bu imkânın uygulanabilmesi için bazı koşulların bir arada bulunması gerekir:
•Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olmalıdır.
•Boşanma kararı, doğrudan zinaya (ya da hayata kasta) dayanarak verilmiş olmalıdır.
•Payı azaltılacak veya kaldırılacak olan, kusurlu (aldatan) eş olmalıdır.
•Sonuç hakkaniyete uygun olmalıdır.
Dikkat: Boşanma Sebebinin “Zina” Olması Gerekir
Burada çok önemli bir nokta vardır. Eğer boşanma, zinaya değil de genel sebep olan “evlilik birliğinin temelinden sarsılması”na dayanılarak gerçekleşirse, bu istisna uygulanamaz. Yani sırf süreci kısaltmak ya da kolaylaştırmak için genel sebeple boşanmak, aldatan eşin payına müdahale imkânını ortadan kaldırabilir. Bu nedenle aldatma durumunda boşanmanın hangi sebebe dayandırılacağı, sonuçları etkileyen önemli bir tercihtir.
Otomatik Değildir, Talep Gerekir
Bu hak, mahkeme tarafından kendiliğinden uygulanmaz. Aldatılan eşin, bu yöndeki talebini açıkça ileri sürmesi gerekir. Ayrıca bu talep çoğunlukla boşanma davasında değil, ona bağlı yürüyen mal rejiminin tasfiyesi davasında değerlendirilir. Bu inceliklerin gözden kaçırılması, hak kaybına yol açabilir.
Sonuç
Aldatan eşin mal paylaşımından pay alıp alamayacağı, “evet” veya “hayır” şeklinde tek kelimeyle cevaplanabilecek bir soru değildir. Boşanmanın hangi sebebe dayandığı, geçerli mal rejimi ve talebin doğru biçimde ileri sürülüp sürülmediği sonucu doğrudan etkiler. Bu nedenle, aldatma nedeniyle boşanma ve mal paylaşımı sürecinde haklarınızı tam olarak kullanabilmek için bir aile hukuku avukatından destek almanız önemlidir. Kilercioğlu Hukuk & Danışmanlık olarak bu konuda yanınızdayız.